Neron

Nero Claudius Caesar Augustus Germanicus (15 Aralık 37 – 9 Haziran 68)[1], Esas adı Lucius Domitius Ahenobarbus olan ve aynı zamanda Nero Claudius Caesar Drusus Germanicus olarak da bilinen, Julio-Claudian Hanedanı’nın beşinci ve son Roma İmparatoru. Nero, büyük amcası Claudius tarafından tahtın vârisi olarak evlatlık edinilmiştir. Nero Claudius Caesar Drusus olarak, İmparator Claudius’un ölümünün ardından, 13 Ekim 54’de Roma tahtına oturmuştur.

54 - 68 yılları arasında İmparatorluğu yöneten Nero, saltanatı boyunca dikkatini daha çok diplomasi, ticaret ve imparatorluğun kültürel sermayesinin arttırılması üzerine yöneltmiştir. Tiyatrolar yapılmasını emretmiş ve atletizm yarışmaları düzenlemiştir. Saltanatı sırasında, Part İmparatorluğu ile başarılı bir savaş yapılmış ve ardından barış müzakereleri yürütülmüş (58–63), 60–61 arasındaki Britinya İsyanı bastırılmış ve Yunanistan’la diplomatik bağlar güçlendirilmiştir. 68 yılında bir askeri darbe ile devrilen Nero, Roma Senatosu’nun idam tehdidi altında, katibi Epaphroditos’un yardımıyla kendini öldürmek zorunda kalmıştır.

Popüler tarih Nero’yu çapkın ve zorba olarak hatırlar; imparator ve Hıristiyanlara ilk zulmedenlerden biri olarak bilinir. Bu hikâyeler, bazı erken dönem Hıristiyan yazarlarla birlikte tarihçiler Tacitus, Suetonius ve Cassius Dio’un anlattıklarına dayanır. Öte yandan bazı eski kaynaklara göre Nero, halkın gözünde hükümdarlığı sırasında ve sonrasında oldukça popülerdi. Nero, güzel sanatlar, müzik ve spor etkinliklerinin coşkulu bir hamisiydi. Kendisini eleştirenler bunun imparatorluğun zararına olduğunu iddia etmişlerdir. Nero’nun saltanatını gerçekle kurguyu birbirinden tamamen ayırarak ele almak mümkün değildir. Fakat Nero’nun Roma yanarken lir çaldığı bilgisi yanlıştır. Yangın sırasında Nero, yangından 56 kilometre uzakta deniz kenarındaki yazlık evindeydi. Nero, haberi aldığında hemen Roma’ya gitti ve yangın söndürme çalışmalarına başladı.

Nero, 15 Aralık 37’de Lucius Domitius Ahenobarbus adıyla, Başkent Roma yakınlarındaki liman kenti Antium’da doğmuştur.[2][3] Nero, Gnaeus Domitius Ahenobarbus ve İmparator Caligula’nın kız kardeşi Genç Agrippina’nın tek oğludur. Nero sözcüğü, Hint-Avrupa dil ailesine mensup Osco-Umbrian dil grubundan Sabelik dilinde: güçlü, yiğit ve mutlu anlamlarına gelir.

Lucius’un babası Lucius Domitius Ahenobarbus, aynı ismi taşıyan Konsül Gnaeus Domitius Ahenobarbus ve Aemilia Lepida’nın oğullarıdır. Gnaeus, aynı zamanda Marcus Antonius ve Küçük Octavia’nın kızları Yaşlı Antonia tarafından torunudur.Yine Octavia’dan dolayı İmparator Augustus’un 2. kuşak yeğenidir. Nero’un babası praetor olarak görev yapmıştır ve geleceğin imparatoru Caligula’ya doğu seyahatinde eşlik eden görevlilerinin arasından bulunmuştur.[4] Nero’un babası, tarihçi Suetonius tarafından bir katil olarak tasvir edilmiş ve İmparator Tiberius tarafından vatana ihanet, zina ve ensest ile suçlanmıştır.[4] Tiberius’un ölümü bu suçlamalardan kurtulmasını sağlamıştır.[4] Gnaeus, Lucius henüz üç yaşındayken ödem (ya da "su toplanması") sonucu 39 yılında ölmüştür.

Lucius’un annesi Genç Agrippina, Augustus ve karısı Scribonia’nın kızları Yaşlı Julia ve kocası Marcus Vipsanius Agrippa tarafından torununun kızıdır. Agrippina’nın babası Germanicus, Augustus’un karısı Livia’nın ve öte yandan Marcus Antonius ve karısı Octavia’nın torunudur. Germanicus’un annesi Küçük Antonia, Genç Octavia ve Mark Antony’nin kızıdır. Octavia ise Augustus’un ikinci büyük kız kardeşidir. Germanicus aynı zamanda Tiberius’un evlatlık oğludur. Bir çok antik tarihçi Agrippina’yı üçüncü kocası İmparator Claudius’u öldürmekle itham ederler. Lucius’un imparator olması öngörülen bir şey değildi. Dayısı Caligula saltanatına başladığında yirmi dört yaşındaydı ve kendine bir vâris yapmak için yeterince zamanı vardı. Lucius’un annesi Agrippina, Caligula’nın gözünden düşmüş ve kocasının ölümünün ardından 39 yılında sürgüne gönderilmişti.[6] Caligula, Lucius’un verasetini üstüne aldı ve yetişmesi için onu daha az varlıklı olan teyzesi Domitia Lepida’nın yanına gönderdi.

Caligula’nın hiçbir vârisi olmadı. Karısı Caesonia, küçük kızları Julia Drusilla ile birlikte 41 yılında öldürüldü.[7] Bunun ardından Caligula’nın amcası Claudius imparator oldu.[8] Claudius, Agrippina’nın sürgünden dönmesine izin verdi.

Claudius, Messalina ile evlenmeden önce iki evlilik yapmıştı.[9] Önceki evliliklerinden aralarında genç yaşta ölen Drusus da olmak üzere üç çocuk sahibi olmuştu.[10] Messalina ile olan evliliğinden Claudia Octavia (d. 40) ve Britannicus (d. 41) adlarından iki çocuğu daha olmuştu.[10] Messalina, 48 yılında Claudius tarafından idam ettirildi.[9] 49 yılında Claudius Agrippina ile dördüncü evliliğini yaptı.[10] Claudius, politik olarak yardımı olacağını düşündüğü için Lucius’u resmi olarak 50 yılında evlatlık edindi ve adını Nero Claudius Caesar Drusus olarak değiştirdi.[11] Nero, üvey kardeşi Britannicus’dan daha büyüktü ve böylece tahtın vârisi haline geldi.[12] Nero, 51 yılında henüz on dört yaşındayken yetişkin ilan edildi.[13] Senatoya girmenin ilk basamağı olan prokonsül olarak atandı, Claudius’la birlikte halk önünde görünmeye başladı ve sikkeler üzerinde tasvir edilmeye başladı.[13] 53 yılında üvey kardeşi, Claudia Octavia ile evlendi.

Claudius 54 yılında öldü ve Nero imparator ilan edildi. Rivayetler oldukça fazla olmakla birlikte birçok eski tarihçi Claudius’un Genç Agrippina tarafından zehirlendiğini iddia eder.[5] Nero’nun Cladius’un ölümü konusunda ne kadar bilgi sahibi olduğu ya da işin içinde ne ölçüde yer aldığı bilinmemektedir.[15] Ancak Suetonius:
...[Nero] imparatorun öldürülmesini teşvik eden kişi değilse bile, en azından Cladius’un öldürülmesinde kullanılan mantarları "Yunan atasözünün dediği gibi tanrıların yiyeceği" diyerek övmesi ile açıkça kabul ettiği gibi onun sır ortağıdır

Nero, on altı yaşında o güne kadarki en genç imparator olarak başa geçti.[17] Eski tarihçiler Nero’nun saltanatının ilk dönemlerinde, özellikle de ilk yılında, annesi Genç Agrippina’nın, hocası Lucius Annaeus Seneca ve Praetorian Prefect’i Sextus Afranius Burrus’un fazlasıyla etkisi altında kaldığını aktarırlar.[18] Nero’nun yönetiminin ilk bir kaç yılı "iyi bir yönetim" örneği olarak bilinir. İmparatorlukta olan bitenler etkin bir şekilde yürütüldü ve Roma Senatosu devlet işleyişinde elde ettiği etkinin keyfini çıkardı.

Nero’un saltanatının hemen başlarında Agrippina ve Nero’nun iki akıl hocası Seneca ve Burrus arasındaki nüfuz mücadelesi nedeniyle sorunlar baş gösterdi. 54 yılında Agrippina, Nero’nun Ermeni heyetini kabul ettiği sırada hemen yanına oturmayı denedi ancak Seneca onu durdurarak olası bir diplomatik skandalı büyümeden engelledi.[19] Nero’nun arkadaşları da Agrippina’ya güvenmiyorlardı ve Nero’yu annesine karşı dikkatli olması konusunda uyarıyorlardı.[20] Nero’nun Octavia ile olan evliliğinde mutsuz olduğu bu sebeple de eski bir köle olan Claudia Acte ile bir ilişkiye girdiği aktarılır.[21] 55 yılında, Agrippina Octavia’dan yana olaya müdahil oldu ve oğlunun Acte’den ayrılmasını talep etti. Nero, Seneca’nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.

Anlatılana göre Agrippina oğlu üzerindeki etkisinin azalmasıyla tahta çıkması için daha genç bir adaya yöneldi.[23] O sırada henüz on beş yaşında olan Britannicus yasal olarak hâlen bir çocuktu ancak yetişkinliğe ulaşmasına az kalmıştı.[23] Tacitus’un anlattığına göre, Agrippina kendisinin desteğyle Claudius’un öz oğlu Britannicus’un develet nezdinde Nero’nun yerine tahtın gerçek vârisi olarak görüleceğini umut ediyordu.[23] Ancak genç adam yetişkinliğe adım atmasından bir gün önce aniden ve şüpheli bir şekilde öldü.[24] Nero, Britannicus’un bir sara nöbeti sonunda öldüğünü ilan etti ancak eski tarihçilerin hemen hepsi Britannicus’un Nero tarafından zehirlettirildiğini iddia ederler.[25] Tarihçi Suetonius olaydan şöyle bahseder; [Nero], Britannicus’u zehirlemeye sadece sesini kıskandığından değil (kendi sesinden daha hoş olduğu için) halkın gözünde babasının hatırasından dolayı kendisinden daha fazla saygı görebileceği korkusu ile teşebbüs etmişti.

Britannicus’un ölümünü ardından Agrippina, Octavia’ya iftira atmakla suçlandı ve Nero tarafından imparatorluk sarayından gönderildi.

Nero zaman içerisinde yavaş yavaş gücünü artırdı. 55 yılında, Agrippina’nın müttefilerinden Marcus Antonius Pallas’ı hazinedeki görevinden uzaklaştırdı. Pallas, Burrus’la birlikte imparatorluk tahtına Faustus Cornelius Sulla Felix’i geçirmeye çalışmakla suçlandı.[27] Genç Seneca ise Agrippina ile ilişki kurmak ve zimmetine para geçirmekle itham edildi.[28] Seneca, kendini, Pallas ve Burrus’u temize çıkarmayı başardı.

58 yılında, Nero arkadaşı ve aynı zamanda geleceğin imparatorlarından Otho’nun karısı Poppea Sabina ile romantik bir ilişkiye girdi.[29] Anlatılanlara göre Octavia’dan boşanarak Poppaea ile evlenmesi Agrippina hayatta olduğu sürece siyasi açıdan mümkün olmadığından 59 yılında Nero annesinin öldürülmesini emretti.[30] Bazı modern tarihçilere göre ise Nero’yu annesini öldürtmeye iten şey Agrippina’nın Nero’nun yerine tahta Rubellius Plautus’u geçirmeyi planlamasıydı.[31] Suetonius’a göre, Nero annesini önceden planlanmış bir deniz kazasında öldürtmeyi planlamıştı ancak Agrippina kurtulunca, idam ettirdi ve intihar süsü verdi.

62 yılında Nero’nun akıl hocası Burrus öldü.[33] Buna ilaveten, Seneca bir kere zimmetine para geçirmekle suçlandı.[34] Seneca Nero’dan kamu işlerinden emekli olmak için izin istedi.[35] Nero Claudia Octavia’dan kısır olduğu gerekçesi ile boşandı ve Poppaea ile evlenebilmek için onu sürgüne gönderdi.[36] Halkın tepkisi üzerine, Nero Octavia’nın sürgünden geri dönmesini kabul etmek zorunda kaldı,[36] ancak dönüşünden kısa bir süre sonra Octavia idam edildi.

Nero ve Senato’ya karşı ilk vatana ihanet suçlaması 62 yılında yapıldı.[38] Senato, bir şölen sırasında Nero hakkında olumsuz konuşan praetor Antistius’u ölüme mahkum etti. Daha sonra Nero bir kitabında Senato’ya iftira atan Fabricius Veiento’nun idam edilmesini emretti.[39] Tacitus Gaius Calpurnius Piso önderliğindeki suikast komplosunun o yıl başladığını yazar. Gücünü sağlamlaştırmak için, Nero 62 ve 63 yılları boyunca aralarında Pallas, Rubellius Plautus, Faustus Cornelius Sulla Felix ve Doryphorus’un da bulunduğu birçok kişiyi öldürttü.[40] Suetonius’a göre bu süreçte Nero, "her hangi bir ayrım ya da ılımlılık göstermeden canının çektiği herkesi öldürttü."

Nero gücünü sağlamlaştırmak için ufak ufak Senato’nun gücünü de el koyuyordu. 54 yılında, Nero Senato’ya Cumhuriyet döneminde sahip olduğuna eşdeğer güçler vaad etti.[42] 65 yılına gelindiğinde, senatörler ellerinde hiç güç kalmadığından şikayet ediyorlardı ve bu Pisonia Tertibi’ne yol açtı.

Nero’un 55 yılında tahta geçmesinin hemen ardından, Roma’ya tabi Ermenistan krallığı kendi prensi Rhadamistus’u devirdi ve yerine Part prensi Tiridates’i getirdi.[44] Bu hareket, Romalılarca topraklarının Partlar tarafında işgali olarak algılandı.[44] Roma, genç imparatorun bu durumla nasıl başa çıkacağı konusunda kaygılıydı.[45] Nero vakit kaybetmeden Gnaeus Domitius Corbulo komutasındaki orduyu bölgeye gönderdi.[46] Partlar geçici olarak Ermenistan’ın kontrolünü Roma’ya bıraktılar.

Barış çok uzun sürmedi ve 58 yılında savaş tam anlamıyla başladı. Part Kralı I. Vologases kardeşi Tiridates’in Ermenistan’ı terk etmesine karşı çıktı.[48] Persler Ermenistan topraklarının tamamını işgale başladılar.[29] Komutan Corbulo, Part ordusunun büyük bölümünü aynı yıl içerisinde ortadan kaldırdı.[49] Tiridates geri çekildi ve Roma, Ermanistan’ın büyük bölümünün kontrolünü ele geçirdi.

Nero’nun bu ilk zaferi halk tarafından coşkuyla karşılandı.[50] Tigranes adında, Roma’da yetişmiş bir Kapadokya soylusu Nero tarafından Ermenistan’ın yeni yöneticisi olarak atandı.[51] Corbulo, başarılarından dolayı Suriye valiliği ile ödüllendirildi.

62 yılında, Tigranes Part şehri Adiabene’ye saldırdı.[52] Roma ve Part İmparatorluğu bir kere daha savaştaydılar ve bu durum 63 yılına kadar devam etti. Partlar, Roma eyaleti Suriye’ye yönelik bir saldırı hazırlığına başladılar.[53] Her ne kadar Corbulo Nero’yu savaşı sürdürmeye ikna etmeye çalıştıysa da Nero barış anlaşması yapamyı tercih etti.[54] Roma’da, doğudan yapılan gıda tedariği ve bütçe açıkları konusunda bir endişe vardı.

Barış anlaşmasının sonucunda Tiridates yeniden Ermenistan kralı oldu ancak tacını Roma’da İmparator Nero’nun elinden giydi.[53] Gelecekte, Ermenistan kralı bir Part prensi olacaktı ancak ataması Romalıların onayına tabi olacaktı. Tiridates, Roma’ya gelmeye merasimlerde bulunmaya zorlanması Roma’nın hâkimiyetini sembolize ediyordu.[56] Roma halkının, bu anlaşma sayesinde kurtulan hayatlardan dolayı oldukça mutlu olduğu anlatılır.

63 yılında yapılan bu barış antlaşması, siyasi açıdan Nero için çok önemli bir zaferdi.[57] Nero, İmparatorluğun Doğu eyaletlerinde ve doğal olarak Part İmparatorluğunda da oldukça popüler hale geldi.[57] Partlar ve Romalılar arasındaki barış, Roma İmparatoru Trajan’ın Ermenistan’ı işgal ettiği 114 yılına kadar yaklaşık 50 yıl boyunca sürdü.

Hatta, Nero’dan son derece olumsuz bahseden Suetonius bile, Nero ve Partlarla ilgili olarak şöyle der:
Partların kralı Vologaesus, Senato’ya ciddi bir talep olarak müttefikliğin yenilenmesi için son sözünü gönderdiğinde, bunun onuru Nero’nun hatırasına yazıldı. Aslında, yirmi yıl sonra,[58] ben genç bir adamken, karanlık kökene sahip biri olarak görünürken bile, Nero adı onu gayretle destekleyen ve düşmesini hiç istemeyen Partlar arasında hala bir teveccühtü.

Saltanatı boyunca, Nero sık sık toplumun alt sınıflarını koruyan ve memnun eden politikalar yürüttü. Bu sebeple Nero popülerlik takıntısı olmakla eleştirilmiştir.
Nero, 54 yılında Senato’ya daha fazla otonomi sözü vererek hükümdarlığına başladı. [42] İlk yılında, Senato’nun övgüleri arasında yasama konusunda başkalarının onu dikkate almasını yasakladı.[61] Nero’nun başlangıçta yönetimden uzak durduğu ve bu süre içerisinde zamanının çoğunu genelevleri ya da tavernaları ziyaret ederek geçirdiği bilinir.
55 yılıyla birlikte, Nero yönetimde daha faza etkin bir rol almaya başladı. 55 ve 60 yılları arasında dört kez Konsül olarak görev yaptı. Bu dönemle ilgili eski tarihçiler kendisinden olumlu bahseder ve sonraki yıllardaki yönetimiyle olan farklılığına dikkat çekerler.
Nero, alt sınıfların haklarını korumak için çalışmıştır. Bu sınıfın muhatap olduğu kefalet ve cezalar için sınırlamalar getirilmiştir.[63] Aynı zamanda, kanun adamlarının alacağı ücretler de sınırlıydı.[64] Senato’da azat edilmiş köle sınıfının kötü davranışları üzerine tartışmalar vardı ve efendilerin gerekli durumlarda özgürlüğü geri alabilmesi talep ediliyordu.[65] Nero azatlı köleleri destekledi ve patronların bu tip haklar elde etmesini engelledi.[66] Senato’nun, bir kölenin işlediği suçtan ait olduğu evdeki tüm kölelerin sorumlu tutulmasına yönelik bir kanun geçirme denemesi Nero tarafından veto edildi.
Yolsuzlukları azaltmak Neronun saltanatında önemli bir yer tutmuştur. Yüksek dereceden memurların fakirlerden çok fazla vergi topladığı suçlamaları üzerine, Nero vergi toplama ayrıcalığını daha düşük seviyeden yetenekli komisyonculara verdi.[63] Nero, magistra ya da vekillerin, rüşvet almak için bir toplanma yeri olabileceği korkusuyla, halka açık eğlencelere gitmesini yasakladı.[68] Buna ilaveten, haraç ve rüşvet suçundan tutuklanan bir çok devlet görevlisi görevden uzaklaştırıldı.

Neroun eylemleri fakirlerin ekonomik durumlarına yardım etmeyi amaçlıyordu. Fakirlerin haddinden fazla vergilendirildiği yönünde yeni şikayetler gelmeye başlayınca Nero tüm dolaylı vergileri yürürlükten kaldırmaya teşebbüs etti.[70] Senato bu eyleminin fazla aşırı olacağı konusunda onu ikna etti.[70] Bir uzlaşma göstergesi olarak, vergiler % 4,5’dan % 2,5’a düşürüldü.[71] Buna ilaveten, gizli devlet vergi kayıtları halka açık hale getirildi.[71] Yiyecek ithalindeki giderleri düşürmek için, ticaret gemilerinin vergiden muaf olduğu ilan edildi.[71] Nero candan bir sanat ve gösteri aşığıydı. Bir dizi gymnasium ve tiyatro inşa ettirdi ve oyunculara Yunan tarzı elbiseler giydirdi.[72] Çok büyük gladyatör oyunları düzenlendi.[73] Ayrıca quinquennial Neronia festivalini başlattı.[73][72] Festival, oyunlar, şiirler ve tiyatro gösterileri içeriyordu. Tarihçiler, o dönemde tiyatronun aşağı tabaka için olduğu şeklinde bir inanış olduğuna ve onları ahlaksızlık ve tembelliğe ittiğine inanıldığına işaret eder.[72] Kimileri Yunan etkisini küçümsemişlerdir.[74] Bazıları ise gösteriler için yapılan devasa harcamaları sorgulamışlardır.[74] 63 yılında bütçe krizinin ilk göstergeleri ortaya çıkmaya başladı. Part savaşı ve gıda nakliyesi sırasında kaybolan kargolar Roma’daki yiyecek fiyatlarını tehdit etmeye başladı.[75] Nero, kamu fonlarının yönetimine yeniden atamalar yaptı, bütçe sorumluluklarını sıkılaştırdı ve hazineye özel bir bağışta bulundu.[75] Ardından Partlarla barış seçeneğini tercih etti.[76] 64 yılında, Roma yandı.[56] Nero, yeniden yapılanma için bir kamu yardım çabasını harekete geçirdi.[56] .[77] Varsıl çiftlik sahiplerinin yaşadığı eyaletler yangının ardından ağır biçimde vergilendirildiler.[78] Nero’nun saltanatının sonlarına doğru bir seri büyük imar projeleri hayata geçirildi. Sıtmayı önlemek için, Nero Ostia bataklıklarını Roma yangınından çıkan molozlarla doldurttu.[77] Yangının ardından büyük Domus Aurea sarayını yaptırttı.[79] 67 yılında , Nero Korint Boğazı’na bir kanal kazdırmaya teşebbüs etti.[80] Bu ve diğer projeler devlet bütçesinin yapısını daha kötü hale gelmesine yol açtı.

Selefleriyle karşılaştırıldığında, Nero’nun saltanatı sırasında Roma’ya görece bir barışın hakim olduğu söylenebilir. Part savaşı, iktidarda bulunduğu süre içinde meydana gelen hemen hemen tek büyük savaştır. Savaştan nefret etmesi nedeniyle hem eleştirilmiş hem de övülmüştür.[82] Birçok Roma imparatoru gibi Nero da saltanatı boyunca çok sayıda isyan ve iktidar mücadelesiyle yüzleşmek zorunda kalmıştır.

60 yılında, Vali Gaius Suetonius Paulinus ve birliklerinin Druidlere ait Mona Adası (Anglesey Adası) kuşatmasıyla meşgul olduğu bir sırada, Britanya eyaletinin güneydoğu bölgesindeki kabilelerden Iceniler, kraliçeleri Boudica’nın önderliğinde ayaklandılar.[83] [84] Boudica ve birlikleri, Suetonius Paulinus’un 61 yılında geri dönerek kontrolü ele alıp isyanı bastırana kadar geçen süre içinde üç şehri yerle bir etti.[85] Nero, Suetonius Paulinus’un başka isyanlara yol açabileceği kaygısıyla onun yerine daha pasif olan Publius Petronius Turpilianus’u atadı.

65 yılında, Gaius Calpurnius Piso adında bir devlet görevlisi, Nero’ya karşı aralarında praetorian tribün Subrius Flavus ve bir centurion olan Sulpicius Asper’in de olduğu kişilerin yardımıyla bir komplo düzenledi.[87] Tacitus’a göre, komplocuların çoğunun arzusu "devleti imparatordan kurtarmak" ve Cumhuriyet’i yeniden tesis etmekti.[88] Azat edilmiş bir köle olan Milichus bu tertibi öğrendi ve Nero’nun sekreteri Epaphroditos’a haber verdi.[89] Bunun sonucunda tertip başarısız oldu ve aralarında Nero’nun eski arkadaşlarından şair Lucan’ın da bulunduğu komploya adı karışan kişiler idam edildi.[90] Nero’un eski akıl hocası Genç Seneca komplocularla planı konultuğunu kabul etmesi üzerine intihara zorlandı.

66 yılında, Yunanlılar ve Yahudiler arasında dinî gerilimlerden kaynaklanan Yahudi İsyanı baş gösterdi.[92] 67 yılında Nero, Vespasianus’u düzeni sağlaması için Yahudiye eyaletine gönderdi.[93] Sonunda isyan 70 yılında Nero’nun ölümünden sonra bastırılabildi.[94] Bu isyan Romalıların Kudüs duvarlarını yıkmaları ve Kudüs Tapınağı’nı tahrip etmeleri nedeniyle ünlüdür.

67 yılı sonları ya da 68 yılı başlarında, Galya’daki Gallia Lugdunensis eyaleti valisi Vindex Nero’nun vergi politikalarına karşı ayaklandı.[96] Yukarı Germania valisi Virginius Rufus isyanı bastırması için bölgeye gönderildi.[97] Vindex, destek elde etmek amacıyla Hispanya’daki Hispania Citerior eyaleti valisi Galba’yı imparator olması için çağırdı.[98] Virginius Rufus, Vindex’in birliklerini bozguna uğrattı ve Vindex intihar etti.[97] Galba, bir devlet düşmanı ilan edildi ve lejyonu Clunia şehrinde kuşatıldı.

Nero, imparatorluğun kontrolünü askeri olarak sağlamayı denedi ancak Roma’daki düşmanları eldeki fırsatı hemen kullanıldı. 68 yılı Haziran ayıyla birlikte senato Galba’yı imparator seçti[99] ve Nero halk düşmanı ilan edildi.[100] Praetorian muhafızlara, kendisi de imparator olma hayalleri kuran praetorian prefect Nymphidius Sabinus tarafından Nero’ya ihanet etmeleri için rüşvet verildi.[101] Praetorian muhafızlar Nero’yu tutukladılar ve sonradan aktarıldığına göre intihar etmeye zorladılar.[100] Nero’nun ölümünün ardından, Roma Dört İmparator Yılı olarak da bilinen bir iç savaş dönemine girdi.[102] Nero’nun ardılları iktidar mücadelesine girdiler. Galba, Otho ve Vitellius, Nero’un generali Vespasianus’un Yahudiye eyaletinden dönerek Roma’da düzeni sağlamasına kadar geçen sürede bir birleri ardınca kısa süreler için imparator oldular.

Büyük Roma Yangını, 64 yılının 18 Haziran’ını 19 Haziran’a bağlayan gece patlak verdi. Yangın, Circus Maximus’un güneydoğu köşesinde çabuk tutuşan mallar satan dükkânlarda başladı.[103]

Nero, dört atın çektiği yarış arabaları kullanmaktan, arp çalmaktan ve şiir okumaktan hoşlanırdı.[104] Hatta imparatorluğun her tarafında diğer sanatçılar tarafından seslendirilen şarkılar düzenlemişti.[105] Başlangıçta, Nero sadece özel dinleyiciler için şarkı söylerdi.[106] 64 yılıyla birlikte, Nero popülaritesini arttırmak için Neapolis’te halk önünde söylemeye başladı.[106]Yine 65 yılında quinquennial Neronia fetivalinin ikincisinde de şarkı söyledi.[107] Söylendiğine göre Nero ilgi arzuluyordu ancak tarihçilerin ,[16] aynı zamanda yazdığına göre Nero halk içinde şarkı söylemesi için Senato, yakın çevresi ve diğer insanlar tarafından cesaretlendirilmişti.[108] Antik tarihçiler ısrarla şarkı söyleme konusundaki tercihini utanç verici bularak eleştirirler.

Bu eleştiriler, günümüzün meşhur "Roma yanarken keman çalıp şarkı söylüyordu" söylencesine de kaynaklık eder. Her ne kadar Nero lir, çalabiliyoridiyse de, keman 13. yüzyıla kadar icat edilmeyecekti. 13. Yüzyılda ortaya çıkan "İtalyan Lir’i" (lira de braccio) modern keman’ın erken bir formudur ve bu karışıklık günümüz söylencesine yol açmıştır.

Nero, 67 yılında düzenlenen Olimpiyat Oyunları’na Yunanistan ile olan ilişkileri geliştirmek ve Roma hakimiyetini göstermek için katılmaya ikna edildi.[110] Nero bir yarışmacı olarak on atlı araba yarışına katıldı ve arabadan düşmesi sonucu ölümün kıyısından döndü.[111] Aynı etkinliklerde aktör ve şarkıcı olarak da boy gösterdi.[112] Nero tüm bu yarış ve rekabet sırasında her ne kadar sendelemiş olsada,[111] zafer tacları kazandı ve Roma’ya döndüğünde bunlar için bir geçit resmi düzenledi.[111] Bu zaferler imparator olması nedeniyle hakemler tarafından Nero’ya rüşvet olarak verilmiştir.

67 yılı sonları ya da 68 yılı başlarında, Gallia Lugdunensis eyaleti valisi Vindex Nero’nun vergi politikalarına karşı ayaklandı.[96] Germanya superior valisi Virginius Rufus isyanı bastırması için bölgeye gönderildi.[97] Vindex, destek elde etmek amacıyla Hispanya’daki Hispania Citerior eyaleti valisi Galba’yı imparator olması için çağırdı.[98] Virginius Rufus, Vindex’in birliklerini bozguna uğrattı ve Vindex bir suikaste kurban gitti.[97] Galba, devlet düşmanı ilan edildi ve lejyonu Clunia şehrinde kuşatıldı.

Nero, imparatorluğun kontrolünü askeri olarak sağlamayı denedi ancak bu fırsat Roma’daki politik düşmanları tarafından hemen aleyhinde kullanıldı. 68 yılı Haziran ayıyla birlikte Senato, artık Galba’nın imparator olmasını onaylamış.[99] ve Nero "halk düşmanı" ilan edilmişti.[100] Praetorian muhafızlara, kendisi de imparator olma hayalleri kuran praetorian prefect Nymphidius Sabinus tarafından Nero’ya ihanet etmeleri için rüşvet verildi.

Tarihçi Suetonius’a göre, Nero geride kalan arkadaşlarıyla beraber Roma’nın varoşlarında bulunan Via Salaria’ya kaçtı.[114] Her ne kadar kaçması konusunda uyarıldıysa da, Nero kalarak intihara hazırlandı.[100] Anlatılanlara göre, praetorian muhafızlar onu tutuklamak için odaya girdiklerinde o çoktan sekreteri Epaphroditos’un yardımıyla kendini hançerlemişti.[115] Bir Roma askeri figürü görmesi üzerine "sadakat budur" dediği anlatılır.[100] Cassius Dio’nun anlattığına göre, son sözleri " Ey Jüpiter, içimde nasıl bir sanatçı yok oluyor!" olmuştur[116] Ölümüyle birlikte, Julio-Claudian Hanedanı sona ermiştir. Bunu Dört İmparator Yılı olarak da bilinen bir kaos dönemi takip etmiştir.

Tarihçi Tacitus’a göre, Nero’un ölümü Senatörler, soylular ve üst sınıftan kişilerce memnuniyetle karşılanmıştı.[117] Diğer taraftan alt tabakadakiler, köleler, arena ve tiyatronun müdavimleri ve "Nero’nun meşhur aşırılıklarıyla desteklenenler" bu haberle adeta yıkılmıştı.[117] Nero’ya sadık, ancak onu devirmek için rüşvet almış olan ordu mensupları ise karışık duygular içinde olduklarını söylüyorlardı.

Dört İmparator Yılındaki iç savaş tarihçiler tarafından sıkıntılı bir dönem olarak tanımlanır.[102] Tacitus’a göre bu istikrarsızlığa, Nero ve öncüllerinde hemen fark edilen "imparatorluk kanının" yeni adaylarda olmayışından kaynaklanan itimatsızlık neden olmuştur.[117] Galba kısa saltanatına Nero’nun birçok müttefikini ve gelecekteki olası düşmanlarını idam ettirerek başlamıştı.[118] Bunların arasında imparator Caligula’nın oğlu olduğu iddia edilen Nymphidius Sabinus’ta vardı.[119]

Otho, Galba’yı devirdi. Anlatılnalara göre Otho birçok asker tarafından Nero’ya benzediği için seviliyordu.[120] Yine anlatılanlara göre, birçok Romalı onu Nero gibi selamlamıştı.[121] Otho, "Nero" adını bir soyadı gibi kullandı, çok sayıda heykelini yeniden diktirdi.[121] Vitellius, Otho’yu devirdi. Vitellius saltanatına, Nero adına düzenlenen ve nerdeyse tüm şarkıları Nero tarafından yazılmış büyük bir cenaze töreni ile başladı.

İç savaş ve Flavius Hanedanlığı sırasında halkın Nero’ya karşı olan aşırı hassasiyeti devam etti. Bu durum, özellikle en popüler olduğu doğu eyaletlerinde özellikle hâkimdi. Philostratus şöyle yazar: Gerçek şu ki, Nero her ne kadar karakterine biraz yabancı bile olsa Hellas’ın (antik Yunanistan’ın) özgürlüklerini bilgelik ve ılımlılık ile yeniden onarmıştı; şehirler dorik ve attik yapı karakterlerini yeniden elde etmişler, Hellas’ın bile tadına varamadığı oranda bir çeşit barış ve uyum içinde genel bir gençleşme yerleşmiş geleneklere eşlik etmişti. Vespasian, her nedense, bu özgürlükleri söküp atmış, başka bahanelerle fesatçılıklarını delil göstererek aşırı şiddetini temize çıkartmaya çalışmıştır.

Nero’nun 68 yılındaki intiharından sonra özellikle de doğu eyaletlerinde Nero’nun aslında ölmediği ve bir şekilde geri geleceği şeklinde yaygın bir inanış ortaya çıkmıştı.[124] En az üç "sahte" Nero’nun liderliğinde isyanlar çıktı. Yüzü Nero’ya çok benzeyen ve onun gibi kithara ve lir çalan ilki, 69 yılında Vitellius zamanında ortaya çıktı.[125] Onun gerçekte kim olduğunu bilen bir kaç kişi bulunduktan sonra, yakalandı ve idam edildi.[125] Yine İmparator Titus (79-81) zamanında Nero’ya benzeyen ve yine lir eşliğinde şarkı söyleyen bir başkası da Asya’da ortay çıkmış ancak o da ilkiyle aynı akıbeti paylaşmıştır.[126] Nero’un ölümünde yaklaşık 20 yıl sonra İmparator Domitianus zamanında üçüncü bir taklitçisi ortaya çıkmıştır. Partlar tarafından desteklenen bu üçüncüsünü bu işten vaz geçmeye ikna etmek çok zor olmuştu ve neredeyse bir savaşa neden oluyordu.

Neronun çağdaşı herhangi bir tarihsel kaynağın günümüze kadar ulaşmamış olduğundan dönemiyle ilgili tarih yazımı sorunludur. Taraflı ve hayali olduğu söylenen günümüze kalmamış anlatımlar Nero’yu ya aşırı derecede eleştiriyor, ya da göklere çıkartıyordu.[128] Orijinal kaynakların bazı olaylarla çeliştiği de söylenir.[129] Bununla birlikte, adı geçen kayıp birincil kaynaklar, gelecek kuşak tarihçiler tarafından Nero hakkında yazılmış ve günümüze kalmış ikincil ve üçüncül derecede kaynakların temelidir.[130] Çağdaşı olan tarihçilerden birkaçının ismi bilinir; Fabius Rusticus, Cluvius Rufus ve Yaşlı Pliny adındaki bu yazarlar Nero’yu kınayan ve şimdi hepsi kayıp olan eserler yazmışlardır.[131] Yine bazı Nero yanlısı anlatımlar da vardı ancak kimin tarafından yazıldıkları ya da neden Nero’yu övdükleri belli değildir

Nero hakkında bilinenlerin büyük bölümünün kaynağı üçü de patrici sınıfından olan tarihçiler Tacitus, Suetonius ve Cassius Dio’dur. Tacitus ve Suetonius, Nero hakkındaki anlatımlarını ölümünden yaklaşık elli yıl sonra, Cassius Dio ise yaklaşık yüzelli yıl sonra kaleme almışlardır. Bu kaynaklar, Nero’nun döneminde gerçekleşen Claudius’un ölümü, Genç Agrippina’nın ölümü ve 64 yılındaki Büyük Roma Yangını gibi bazı konuları inkar eder ancak, Nero’yu kınamak konusunda uyumludurlar.

Az miktardaki diğer kaynakların Nero hakkındaki bilgileri sınırlı ve değişik bakış açılarına sahiptir. Günümüze ulaşmış birkaç yapıt Nero’yu oldukça olumlu olarak resmeder. Bazı kaynaklar ise, Nero’yu yetenekli ve özellikle doğu eyaletlerinde olmak üzere oldukça popüler birisi olarak tasvir ederler.

I. Constantinus, 4. yüzyılda Hıristiyanlığın hamisi haline geldi ve tahta çıktığında kendisini aynı zamanda Hıristiyan Kilisesinin Yüksek Rahibi ilan etti. Bu tarihten sonra Roma üzerinde Hıristiyan etkisi başlar. Bu şartlar altında Nero’nun Hıristiyanları cezalandırdığı yolundaki kayıtlar, zaten olumsuz olan Nero algısını daha da kötüleştirmiştir.

Cassius Dio (155 civarı - 229) Roma’lı bir senatör olan Cassius Apronianus’un oğludur. Hayatının büyük bir kısmını kamu hizmetinde geçirmiştir. İmparator Commodus zamanında senatör ve Septimius Severus’un ölümünden sonra Smyrna valisi olarak görev yapmıştır; hemen ardından 205 yılı civarında Suffect Konsül ve daha sonra Afrika ve Pannonia prokonsül’lüğü yapmıştır. Dio Roma Tarihi adlı eserinin 61 ile 63. kitapları arasında Nero’nun saltanatını tasvir eder. Bu kitaptan kalan parçalar 11. yüzyıl keşişi olan John Xiphilinus tarafından özetlenmiş ve değiştirilmiştir.

Yunanlı tarihçi ve filozof olan Dio Chrysostom (40 civarı – 120), Roma halkının Nero’dan çok memnun olduğunu ve ellerinde olsa ilelebet hüküm sürmesine razı olacaklarını yazar.

Epiktetos (55 civarı - 135), Nero’un katibi Epaphroditos’un kölesidir. Nero’nun karekteri hakkında bir kaç olumsuz yorumda bulunur ancak saltanatı hakkında herhangi bir gözlem aktarmaz. Nero’yu şımarık, öfkeli ve mutsuz bir adam olarak tasvir eder:

[refah ve mutluluk] imparatora ait bir güç mü? Değil. Eğer öyle olsaydı Nero mutlu olurdu.[133] Sadece onun Nero’nun damgası olmadığını gör. Hiddetli mi, sinirden kudurmuş mu, kusur mu arıyor? eğer kapris onu ele geçirirse, önüne gelen herkesin kafasını kırarmı?[134]

Tarihçi Josephus (37-100 civarı), diğer tarihçileri Nero’ya iftira atmakla suçlamıştır.

Tarihçi Josephus (37 civarı - 100), Nero’yu bir tiran olarak adlandırsa da, Nero’ya karşı bir önyargı olunduğunu ilk ima eden kişidir.

Bir tarihçiden ziyade şair olan Lucanus (39 civarı - 65), Nero’nun saltanatınına iltifat eder. Önceki dönemlerdeki savaş ve çekişmelerden farklı olarak Nero’nun saltanatı sırasındaki barış ve refah hakkında yazmıştır. İronik bir şekilde sonradan Nero’yu devirmeye yönelik bir komplo içinde yer lamış ve idam edilmiştir.

"Atinalı" Philostratus II (172 civarı - 250) "Tyana’lı Apollonius’un Hayatı" adlı eserinde Nero’dan bahseder (Kitaplar 4–5). Nero hakkında genellikle olumsuz bir bakış açısına sahip olsa da, Nero’nun doğuda sevildiğinden bahseder.

Yaşlı Pliny ’nin (24 civarı - 79) Nero Tarihi günümüze ulaşmamıştır. Ancak Pliny’nin Doğal Tarihler (Naturalis Historia) adlı eserinde de Nero’dan birkaç yerde bahseder. Pliny Nero hakkında en olumsuz düşünen tarihçilerden birisidir ve onu "insanlığın düşmanı" olarak adlandırır.

Plutarch (46 civarı - 127) Galba ve Otho’nun hayatlarını aktarırken dolaylı olarak Nero’dan bahseder. Eserlerinde Nero bir tiran olarak tasvir edilmiştir.

Nero’nun öğretmeni ve akıl hocası olan Genç Seneca (M.Ö. 4 civarı - 65), bekleneceği üzere Nero hakkında olumlu yazmıştır.

Suetonius (69 civarı - 130) equestrian sınıfına mensuptur ve İmparatorluk yazışmalarından sorumlu birimin başıdır. 121 yılında Hadrian tarafından işten çıkartılınca, anekdotlara dayanarak ve sansasyonel bakış açısıyla imparatorların biyografilerini yazmaya başlamıştır. Kitabının Nero’nun hayat hikâyesiyle ilgili olan bölümünde, ona olan düşmanlığı açık olarak anlaşılır ve bu durum bazı modern tarihçilerin, Suetonius’un verdiği bilgilerin doğruluğunu sorgulamasına neden olmuştur. Örneğin Nero’nun deliliğinin kanıtı olarak gösterilen aşağıdaki paragraf tamamen propaganda amaçlı yazılmış olabilir, :

Sporus adındaki delikanlıyı hadım ettirdi ve onu bir kadın haline dönüştürmeyi denedi ve ardından çeyiz ve gelin duvağının da dahil olduğu neredeyse geleneksel bir törenle büyük bir kalabalığın bakışları arasında onu evine aldı ve ona karısı gibi davrandı. Kalabalıktan birisinin yapmış olduğu, "eğer Nero’nun babası Domitius’un da böyle bir eşi olsa dünya için çok iyi olurdu" espirisi hala dillerdedir. Süslü imparatoriçe elbisesi giyen ve tahtırevan’a binen Sporus’u mahkemelere ve Yunan çarşılarına götürür ve Roma sokaklarında dolaşırlarken zaman zaman sevgiyle öperdi.

Tacitus’un (56 civarı - 117) Yıllıklar adlı kitabı, her nekadar 66 yılından sonrası eksik olsa da, Nero hakkında yazılmış olanlar arasında en detaylı ve kapsamlı olanıdır. Nero’ya karşı hoşgörülü değildir ancak diğer tarihçilere nazaran sansasyonel hikâyeleri daha az kullanmayı tercih etmiştir. Tacitus, Julio-Claudian hanedanı imparatorlarını genellikle adaletsiz olarak tanımlar. Ayrıca bu hanedan hakında yazılmış olanların tutarsız olduğunu söyler.

66 yılı sonlarında, Kudüs ve Caesarea’da Yahudiler ve Yunanlılar arasında çatışmalar patlak verdi. Talmud’daki bir Yahudi efsanesine göre[137], Nero Kudüs’e gelmiş, adamlarına her dört yöne de birer ok atmalarını emretmiş ve sonra atılan tüm oklar şehre düşmüştü. Ardından, oradan geçmekte olan bir çocuğa o gün öğrendiği bir dizeyi tekrar ettirmiş, çocuk bu dizenin anlamının "Edom üzerine intikamımı İsrailoğulları eliyle getireceğim." olduğunu söylemişti.[138]. Nero, bu dizelerden Tanrının Kudüs Tapınağı’nın yıkılmasını istediğini ancak eğer bu gerçekleşirse onu cezalandıracağı sonucunu çıkararak dehşete düştü. Nero, "Tapınağının viran olmasını istiyor, ancak suçu benim üzerime yıkmak istiyor" dedi. Bunun üzerine Roma’ya kaçtı ve olası bir cezalandırmadan kurtulmak için Yahudiliği kabul etti. Vespasian’ı karışıklığı bastırması için görevlendirdi. Talmud, Simon bar Kokhba’nın Roma’ya karşı olan isyanının önemli destekçilerinden bilge Reb Meir Baal HaNess’in Nero’nun soyundan olduğunu söyler.

Erken dönem Hristiyan söylenceleri, Nero’yu genellikle Hristiyanları ilk cezalandıran ve aynı zamanda Petrus ve Pavlus’un katili olarak kabul takdim eder. Yine erken dönem Hristiyanları arasındaki yaygın bir inanışa göre Nero Sahte Mesih olarak kabul edilirdi.

Hıristiyan olmayan tarihçilerden Tacitus, Nero’nun 64 yılındaki yangından sonra Hristiyanları yaygın olarak cezalandırdığını ve idam ettirdiğini yazar.[139] Suetonius ise Nero’nun Hristiyanları yangınla ilişkili olduklarından dolayı değil, tanrıya şükretmek için cezalandırdığını aktarır.[140] Hıristiyan yazar Tertullianus (155 civarı - 230), Nero’nun Hıristiyanlara ilk zulmeden olduğunu söyleyen ilk kişidir. Şöyle yazar; Kayıtlarını kontrol et. Orada, bu öğretiyi cezalandıran ilk kişinin Nero olduğunu göreceksin.[141] Yine tarihçi Lactantius da ( 240 civarı - 320) Sulpicius Severus gibi Nero’dan Tanrının hizmetçilerini ilk cezalandıran diye bahseder.[142] [143] Ancak bazı kaynaklar Hıristiyan ilk cezalandıran kişi olarak, onları Roma’dan kovan Claudius’u gösterirler.

Nero’nun bir havarinin katili olduğunu iddia eden ilk metin, yazarı belirsiz İşayanın Yükselişi adında 2.yüzyıla ait bir eserdir.Bu metin, annesinin katili ve kendisi bir kral olan (bu kişi), İsa’nın on iki havarisine işkence edendir. On ikiden biri, onun ellerine teslim edilmişti. şeklindedir[145] Caesarea Maritima Piskopos’u Eusebius (275 civarı - 339), Aziz Pavlus’un Nero’nun saltanatı sırasında Roma’da başının kesildiğini yazan ilk kişidir.[146] Piskopos, her ne kadar Nero’nun işkencelerinin Petrus ve Pavlus’un ölümüne yol açtığını söylese de, Nero’nun onların öldürülmesi için özel bir emir vermediğini de ekler. Diğer birkaç kaynak Pavlus’un Roma’da iki yıl kaldığını ve daha sonra İspanya’ya geçtiğini yazar.

Apokrif "Petrus’un İşleri" adlı eser (200 yılı civarı), Petrus’un ilk olarak Nero’nun saltanatı sırasında (Nero tarafından değil) Roma’da baş aşağı çarmıha gerildiğini yazar.[148] Kitap, Pavlus’un hala hayatta olduğunu ve Nero’nun tanrının emriyle Hıristiyanları daha fazla cezalandırmaması için ebedi kılındığını yazarak biter.

4. yüzyılla birlikte, birçok yazar Nero’nun Petrus ve Pavlus’un katili olduğunu yazmaya başlar.

İşayanın Yükselişi adlı eserin ilk metni, Nero’nun bir Sahte Mesih olduğunu iddia eder. Metnin çevirisi şöyledir; Annesinin katili kanunsuz bir kral...gelecek ve dünyanın tüm gücü onunla birlikte olacak ve ona, o ne kadar arzu ederse o kadar kulak verecekler.

2. yüzyılda yazılmış Sibylline Oracles, Kitap 5 ve 8, Nero’nun geri geleceğinden ve yıkım getireceğinden bahseder.[150] Hristiyan toplumu içinde bu bahsedilenlerden ayrı olarak var olan bir inanışa göre[151] Nero sahte mesih olarak geri gelecektir.