Alev Alatlı

Alev Alatlı

1944 yılında İzmir Menemen’de doğdu. Babası Ertuğrul Alatlı askerdi. Babasının babası, İstiklal Savaşı gazisi Prizenli Ahmet Seyfettin Bey’dir. Annesi, Rumelili Firuzan Alatlı’dır. Annesinin babası Selanik Kadısı Halil İbrahim Uygur, Cumhuriyetten sonra ağır ceza reisliği yaptı. Annesinin büyük amcası tiyatro yazarı Musaipzade Celal Bey’dir. Ailenin iki tarafı da Balkan Savaşı sırasında göç yaşadı. Alatlı, soyadındaki “al” ve “atlı” kelimelerinin dedesinin al atından geldiğini açıkladı. Okuma alışkanlığını babasının ona her koşulda okuması için kitaplar vermesi ve imkânlar yaratması sonucu aldı. Ortaokulu Ankara Namık Kemal Ortaokulunda okudu. Liseyi Japonya’nın başkenti Tokyo Nakamegura’da “The American School in Japan” adlı bir kolejde tamamladı. Daha sonra Türkiye’ye dönerek ODTÜ’de ekonomi-istatistik eğitiminin yanı sıra ilahiyat ve kimya eğitimi de aldı. ODTÜ’deki eğitimi sırasında bütüncül düşünme biçimini öğrendi. O sırada Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın hazırlanmasında görevli, Nobel ödüllü ekonomist Chenery Clark’tan dersler aldı. Eşi Alper Orhon, Ford Foundation bursu ile kendisi ise Fullbright bursu ile Amerika’ya gitti. Amerika’da Vanderbilt Üniversitesinde Kalkınma İktisadı ve Ekonomi yüksek lisansı, Dartmouth College’da Felsefe yüksek lisansı yaptı. Düşünce tarihi ve ilahiyatla ilgilendi. Türkiye’ye döndükten sonra, beş yıl semavi dinler ve İslamiyet ile ilgilendi. İki kere Kahire’ye El-Ezher Üniversitesine konuşmacı olarak gitti. 1968-1969 yılları arasında ABD Maine eyaletinde Canaan Kolejinde öğretim elemanlığı görevi yaptı. Türkiye’ye dönerek, DPT’de ekonomi uzmanı olarak çalıştı. Sonra, University of California, Berkeley’in Türkiye’de yürüttüğü bir psiko-dilbilim projesinin İstanbul sorumlusu oldu. Yazko Yazarlar Kooperatifinde görev yaptı. 1984 yılından itibaren yazarlık yapmaktadır. Çocukları Funda ve Kaan ile yaşamakta, zamanını eserlerinin yazımına ayırmaktadır. Yazar-okur ilişkilerini eserleri aracılığıyla, düzenlenen toplantılara misafir yazar olarak katılarak, gazete ve dergilerde yayımlanan röportaj ve köşe yazılarıyla ve zaman zaman televizyon programlarındaki ikili sohbetlere katılarak sağlamaktadır. 

Eserleri ve Türk Edebiyatındaki Yeri 

Türkiye’ye döndükten sonra İngilizce bilgisini Cumhuriyet gazetesi ile beraber Bizim English adlı Türkçe temelli bir İngilizce öğretim dergisine taşıyarak üretken hâle dönüştürdü. Yazko Yazarlar Kooperatifinde yer aldı ve böylece 1984 yılında yazarlık kariyerine başladı. Yazko, Somut, Nokta, Sur, Türk Edebiyatı, Cönk, İnsan ve Teknoloji dergilerinde inceleme yazıları çıktı. Yazarlık deneyimine Edward Said’den yaptığı Haberlerin Ağında İslam (1985), Filistin’in Sorunu (1986), En Emin Yol (1986), Tunuslu Hayrettin Paşa (1986) adlı çevirilerinin yayımlanması ile devam etti. 1995 yılında Latife Tekin’in Gece Dersleri eserine karşı bir savunma tarzında olan Aydın Despotizmi adlı eleştiri-deneme kitabını çıkardı. 

1985 yılında, Eleni olarak doğan, Naciye’ye dönüşen, dört çocuk sahibi olduktan sonra eski Hisar göçmeni bir Anadolu Rum’u ile evlenen bir kadının gerçeğe yakın hikâyesini konu alan Yaseminler Tüter mi Hâlâ? isimli eserini kaleme aldı. Kitap Türkler tarafından Yunan yanlısı, Yunanlılar tarafından Türk yanlısı bulundu.

1987 yılında, işkenceyi, şiddeti, şiddetin türevlerini, Türk toplumunun işkenceye yatkınlığını inceleyen; Türkiye’de işkence gören ile işkenceci arasındaki farkın çok ince olduğunu, mazlumla zalimin her zaman yer değiştirebilirliğini anlattığı İşkenceci isimli eserini yayınladı.

1996 yılında, Türk erkeğinin cinselliğini ve kadınların buna karşı aldıkları tavrı anlatan, trajikomik, gerçekçi bir sosyal eleştiri niteliğinde olan, Kadere Karşı Koy A.Ş. isimli bir öykü kaleme aldı. 

1970-1990 yılları arası Türk ruhunun sosyalizm, sosyal demokrasi, ülkücülük, İslamiyet, Kürtçülük mücadelelerinin anlatıldığı Orda Kimse Var mı? isimli dörtlü roman serisi kaleme aldı. Serinin dört kitabı Viva la Muerte  (Yaşasın Ölüm) (1992), Nuke Türkiye (1993), Valla Kurda Yedirdin Beni (1994), O.K. Musti Türkiye Tamamdır (1995)’dan oluşmaktadır. Eserine “kendisi gibi düşünen kimseler var mı?” düşüncesiyle bu ismi verdi. Viva La Muerte’de hızla yabancılaşan Türkiye toplumunda Günay Rodoplu’nun ezilmesini, pasif insana dönüştürülmesini ve Türk toplumunun ölümcül ruh hâlini anlattı. Nuke Türkiye’de yabancıların Türkiye’yi nasıl gördüğünü ve görmek istediğini, cehaletin sadece bizim toplumumuza özgü olmadığını anlattı. Valla Kurda Yedirdin Beni adlı eserinde bireysel sosyo-psikolojik derinliklere inmek amaçlayarak, Türk solunun ve Kürt meselesinin panoramasını çizip yeni sorular ve sorunlar ortaya attı. O.K. Musti Türkiye Tamamdır’da ise bireysel insanı, Günay’ı her türlü toplumsal düzenlemeden, toplumdan ayrı olarak tanımayı ve anlamayı sorguladı.

Orda Kimse Var mı? nehir romanı dörtlüsünden sonra, ikinci kez yine nehir roman tarzında Schrödinger’in Kedisi yayınladı. Anti-ütopya özelliği gösteren, düşünebilen Türk insanının 2020’li yıllarını ve kaos teorisi, saçaklı mantık, küreselleşme, Yeni Dünya Düzenini anlatan Schrödinger’in Kedisi nehir romanlarının birinci kitabı, Kâbus’u kaleme aldı. Ardından dünyanın içine girdiği kaos çağını analiz ederek, insanlık için çıkış yolu olabilecek öneriler sunduğu Schrödinger’in Kedisi’nin ikinci cildi Rüya’yı kaleme aldı. 

Son olarak üçüncü kez nehir roman tarzında Gogol’un İzinde’yi yazdı. Bu romanın ilk iki kitabı, 2004’te Gogol’un İzinde I Aydınlanma Değil Merhamet ve 2005’te Gogol’un İzinde II Dünya Nöbeti Everest Yayınlarından çıktı. Yazarın Gogol’un İzinde dörtlemesinin diğer iki kitabı henüz yayınevleri ile süren görüşme nedeni ile yayınlanamadı. Bu eserlerinde Rus yakın tarihinden Çarlık Rusya’sı, Ortodoksluk, Putin, Bolşevik İhtilali, Lenin, Stalin, Yeltsin, Masonluk gibi konuları ele aldı. Gogol’un İzinde I: Aydınlanma Değil Merhamet, Türkiye’nin meşrutiyetini ve güvenilir bilim adamlarını kaybeden, aşırı yıpranmış, âciz ve zayıf yönlerinden bahsederek sadece aydınlarının desteğinden değil; güvenilir müminlerinden de yoksun bir toplum, entelektüel bir boşluk içinde olduğunu anlattı. Gogol’un İzinde II: Dünya Nöbeti’nde Rus kültürünü okurlara tanıttı.

Çeşitli dergi ve gazetelerde köşe yazarlığına devam etmekte ve kendisiyle yapılmış söyleşiler çeşitli dergi ve gazete köşelerinde yayımlanmaktadır. 1985 yılından 2006 yılına dek yayımlanan on tane romanı vardır ve iki romanı da yayım aşamasındadır. Romanlarında vurgulamak istediği cümleleri tekrarlama yoluna çok sık başvurmaktadır. Eserlerinde çok sık yabancı kelime ve isimler kullanması, kendine özgü yazım kurallarının ve yazım tekniğinin olması, Alatlı’nın diğer yazarlık özellikleridir.