Toplam yaşam öyküsü sayısı: 9136
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Hürrem Sultan

Hürrem Sultan


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Tarihî kişilikler

Hürrem Sultan Yazıcıya Gönder
Tam adı 'Devletlû İsmetlû Hürrem Haseki Sultan Aliyyetü'ş-Şân Hazretleri'dir. İslam'ın seksen dokuzuncu halifesi ve Osmanlı Devleti'nin onuncu padişahı I. Süleyman'ın nikâhlı eşidir. Padişah II. Selim'in, Şehzade Mehmed'in, Mihrimah Sultan'ın, Şehzade Abdullah'ın, Şehzade Bayezid'in ve Şehzade Cihangir'in annesidir.

1502'de, Lehistan Krallığı'nın bugün Ukrayna sınırlarında içinde kalan Rogatin şehrinde doğdu. Fakir bir Katolik papazın kızıdır. Asıl adı Alexandra Lisowska'dır. Batı kaynaklarında Rossa, Roza, Rosanna, Rvziae ve Roxelane adlarıyla bilinmektedir.

O dönemin Avrupa elçileri tarafından kızıl saçlı, yeşil gözlü ve beyaz tenli olduğu vurgulanmıştır. Bu vurgular, Kanuni Sultan Süleyman'ın kendisine yazdığı gazel ve şiirlerden de anlaşılmaktadır. Kendisinin resmedildiği portreler tamamen ressamların hayal ürünüdür. Osmanlı Devleti'nin portresi en çok yapılmış sultanıdır.

Tatar akıncılar tarafından 1520'de, on beşli yaşlarında Rutenya'den kaçırıldı. Kırım Hanı'nın himayesine girdikten sonra Topkapı Sarayı'na sunuldu. Güler yüzlü olduğundan, kendisine 'Hürrem' ve 'Hürremşah' dendi. Hürrem Sultan, Saray'a getirildiğinde, I. Süleyman'ın henüz Manisa valisiyken birlikte olduğu Mahidevran Gülbahar Sultan'dan Mustafa adlı bir oğlu vardı. Saray'ın en nüfuzlu kadını, Padişah'ın annesi Ayşe Hafsa Sultan, ikincil nüfuzlu kadını ise Mahidevran Sultan'dı.

Hürrem Sultan, Saray'da özel bir eğitim gördü. Zekâsı ve becerisi ile Padişah'ın dikkatini çekti. Kanuni'den 1521'de Mehmed adlı oğlu dünyaya geldi ve böylece Hürrem Sultan, Saray'daki en nüfuzlu üçüncü kadın oldu. İki haseki arasındaki rekabet kavgaya dönüştü. Hürrem Sultan bu kavgayı çeşitli entrikalarla lehine çevirdi. Neticede gözden düşen Mahidevran Sultan, 1533'te Manisa Valiliğine atanan oğlu Veliaht Şehzade Mustafa'nın yanına gönderildi ve Hürrem Sultan onun yerini aldı.

Hürrem Sultan, Kanuni'yle nikâhlanınca, bir ilk gerçekleşti ve Padişah'ın resmî karısı oldu. Padişah cariyelerine verilen haseki unvanı, Haseki Sultan olarak değiştirildi ve bir törenle ilan edildi. Böylelikle Hürrem Sultan'ın Saray'daki gücü arttı. Şehzade Cihangir'i doğurduktan sonra Kanuni'yle görkemli bir düğünle evlendi. Bu düğün, Hürrem Sultan'ı Kanuni'nin meşru eşi yapan ve Osmanlı geleneklerine aykırı düşen, çok önemli bir hareketti. Hürrem Sultan, Osmanlı tarihinde bir padişah tarafından uzun süre sonra nikâhlanan ilk cariye oldu. 1534'te Kanuni'nin validesi Hafsa Sultan öldü. Bu durum, Hürrem'in Saray'daki etkisini daha da artırdı.

Sadrazam Pargalı Damat İbrahim Paşa, Hürrem Sultan'ın şehzadelerinden birini değil, rakibesinin oğlu Şehzade Mustafa'yı hükümdarlığa aday gösterdi. İbrahim Paşa Irakeyn Seferi'nden dönünce Saray'a davet edildi ve Mart 1536 gecesi dairesinde uyurken boğduruldu. Böylelikle Hürrem Sultan için önemli bir engel ortadan kalktı. Bu olaydan sonra Hürrem Sultan devlet işlerini idare etmeye başladı.

1541'de, Manisa'da sancak beyliği yapmakta olan Şehzade Mustafa, Manisa'dan alınıp Amasya'ya atandı. Manisa Sancak Beyliğine ise Şehzade Mehmed getirildi. Ancak halk ve askerler bu duruma tepki gösterince, I. Süleyman, Şehzade Mustafa'nın Amasya'ya doğu topraklarının güvenliği için gönderildiğini ve Mustafa'nın veliahtlığının sürdüğünü açıkladı.

Hürrem Sultan'ın tek kızı olan Mihrimah Sultan, 1539'da Diyarbakır Valisi III. Vezir Rüstem Paşa'yla evlendirildi. Rüstem Paşa 'damat' unvanını aldı ve 1544'te sadrazam yapıldı.

Kanuni'den sonra Veliaht Şehzade Mustafa'nın tahta çıkacağından korkan Hürrem Sultan, Şehzade Mustafa'yı babasının gözünden düşürmek için kızı ve damadı Rüstem Paşa yardımıyla bir komplo kurdu. Hürrem Sultan'ın emriyle hareket eden Rüstem Paşa, Şehzade Mustafa'nın mührünü yaptırarak İran Şahı I. Tahmasb'a mektup yazdı, İran Şahı'nın cevabını ise Kanuni Sultan Süleyman'a sundu. Bu ve benzeri entrikalarla Kanuni Sultan Süleyman, oğlu Şehzade Mustafa'nın kendisine isyan edeceğine ve tahtı elinden alacağına ikna edilerek 1553'te öldürüldü. Bu olaya tanık olan Şehzade Cihangir, olayın etkisini üzerinden atamadı, hastalandı ve hayatını kaybetti. Tahta aday olarak geriye, Hürrem Sultan'ın iki oğlu Şehzade Bayezid ve Şehzade Selim kaldı.

1553'te Kara Ahmet Paşa, Damat Rüstem Paşa'nın sadaretten azledilmesi üzerine veziriazamlığa tayin edildi. 1555'te, sefer dönüşünde, Rüstem Paşa'nın tekrar sadrazamlığa getirilebilmesi için kışkırtılan Padişah'ın bir fermanıyla suçlu görülerek idam edildi.

Hürrem Sultan o zamana kadar başka padişah eşlerinde görülmemiş bir şekilde dış siyasetle ilgilendi, diplomatik yazışmalar yaptı. 1548'de, Kanuni İkinci İran Seferi'ndeyken, Lehistan tahtına oturan yeni Kral'a tebrik mektubu yazdı ve ona hediyeler gönderdi. Osmanlı Devleti'ne sığınan Elkas Mirza için ona mendil ve gömlek diktirip hediye olarak verdi. Hürrem Sultan kendi mührünü bastırdı, divan toplantılarını tel örgülü bir pencereden izledi ve fikirlerini Padişah'a sundu.

İstanbul'da onun adıyla anılan 'Haseki' semtinde, Mimar Sinan'a Haseki Külliyesi'ni yaptırdı. İnşaatı 1538 ila 1551 yılları arasında tamamlanan külliyenin içinde bir hamam, medrese ve hastane bulunmaktadır. Günümüzde bu külliye, T.C. Sağlık Bakanlığı Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak bilinmektedir. Ayasofya Camii civarında, yardıma muhtaçların ve fakirlerin karnını doyurmak için bir mutfak yaptırdı. Kâbe'de, Şam'da, Bağdat'ta, Konya'da, Kudüs'te ve Edirne'de Hürrem Sultan adına çeşitli eserler yapıldı.

Hürrem Sultan 17 Nisan 1558'de, İstanbul'da öldü. Süleymaniye Camii'nin avlusuna gömüldü. Kanuni, Hürrem Sultan'ın vefatından sonra, günümüzde İran sınırları içerisinde yer alan bir şehrin ismini değiştirdi ve şehre 'Hürremabad' ismini verdi.