Toplam yaşam öyküsü sayısı: 9136
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Enver Sedat

Enver Sedat


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Askerler Siyasetçiler

Enver Sedat Yazıcıya Gönder
İsmi Enver Paşa'ya atfen verilen Muhammed Enver Sedat, 25 Aralık 1918'de, Mısır'da, Manufiye ilinin Mit Ebul Kûm köyünde doğdu. Ailesi fakirdi. İlköğrenimini ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra askerî okula gitti. 1938'de Mısır Askerî Akademisi'ni bitirdi. Piyade Teğmeni rütbesiyle Menkabad'daki birliğe tayin edildi.

1938'den sonra asteğmen oldu ve Sudan'a gönderildi. Cemal Abdül Nasır'la bir araya gelip Mısır ve Sudan'ı İngiliz egemenliğinden kurtarmak için Ed-Dubbâtü'l-ahrâr (Hür Subaylar) Örgütü'nü gizlice kurdu. İhvân-ı Müslimîn lideri Hasan el-Benna'yla da tanışarak onunla sık sık bir araya gelmeye başladı.

1941'de Genelkurmay Başkanı Azîz el-Mısrî'nin yurt dışına kaçma teşebbüsüne yardım ettiği gerekçesiyle tutuklandı ama beraat etti. Fakat 1942'de Alman ajanlarıyla iş birliği yaptığı suçlamasıyla tekrar tutuklandı ve hapsedildi. 1944'ün Ekim'inde firar etti. Aynı yıl ordudan da atıldı ve 1945'e, örfi idarenin kaldırılmasına kadar sahte bir kimlikle yaşadı. Çeşitli işlerde çalıştı, gazetecilik yaptı. 1950'de tekrar orduya girdi. 1951'de Hür Subaylar Örgütü'ne yeniden katıldı ve Temmuz 1952'de düzenlenen ihtilâlde görev aldı. Bu ihtilalle Mısır'da krallık idaresi sonlandı.

Aynı yıl, ihtilalcilerin fikirlerini yaymak için çıkarılan el-Cumhuriyye gazetesinin editörlüğünü yürüttü ve burada yazılar yazdı. 1955'te, o yıl kurulan el-Mu‘temerü'l-İslâmî'nin (İslam Kongresi) genel sekreterliğine, 1957'de Millet Meclisi başkan vekilliğine, ardından da Suriye ve Mısır'dan oluşan Birleşik Arap Cumhuriyeti'nin meclis başkanlığına getirildi. 1969'da devlet başkanı yardımcısı oldu. Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır'ın Eylül 1970'te ölünce, yasal kural gereği, ülke yönetimini üstlendi. Enver Sedat'ın devlet başkanlığı, Ekim 1970'teki referandumla halk tarafından onaylandı ama Sedat'ın idarede hâkimiyet kurması zaman aldı.

Bu dönemde politikanın en güçlü kişisi, Mısır'ın tek partisi olan el-İttihâdü'l-iştirâkī el-Arabî'nin (Arap Sosyalist Birliği) eski genel başkanı Ali Sabri'ydi. Sabri, ülkede Sovyetler Birliği'nin adamı olarak tanınmıştı; ordu, sendika ve basın üzerinde nüfuz sahibiydi.

Sedat 1971'de kendisinin 'tashih inkılabı', muhaliflerininse 'karşı devrim' dediği bir harekâtla rakiplerini saf dışı bıraktı. Sedat'ın Nasır gibi karizmatik bir kişiliği yoktu; dolayısıyla halkı arkasına almak için dine başvurdu ve Nasır'la başlayan laik sistem yerine ilim ve din devleti kurmaya başladı. Bu bağlamda yeni bir Anayasa oluşturuldu ve Eylül 1971'te yürürlüğe girdi. Anayasa'ya göre ülkenin adı, Birleşik Arap Cumhuriyeti'nden Mısır Arap Cumhuriyeti'ne döndü. Devletin dini İslam oldu ve ülkede İslam hukuku uygulanmaya başladı.

Ülkedeki Marksist ve Komünist güçlerin zayıflaması için, 1965 ve 1966'da hapsedilen İhvân-ı Müslimîn teşkilatı mensupları serbest bırakıldı. Fakat politik ortam baskıcı olmadığından, halk, sınırlı da olsa rejimi tenkit etmeye ve gösteri yapmaya başladı. Marksist ve Komünistler bundan istifade ederek Arap Sosyalist Birliği çatısı altında toplanmaya başladı. Öğrenciler kendi aralarında çeşitli gruplara bölündü. Ülkede yer alan Kıpti azınlıkla Müslüman çoğunluk arasında çekişmeler başladı. Enver Sedat, ülkedeki bu bölünmeyi engellemek için 1972'de bir kanun çıkardı ve bu kanun sayesinde yönetimi kendi tekeline aldı.

Enver Sedat, dış politikada, önce Arapçı-Nasırcı çizgiyi takip etti; fakat sonra, başta Suudi Arabistan olmak üzere muhafazakâr Arap ülkeleriyle iş birliğine girişti. Bu durum, Sosyalist çizgisini korumak isteyen Libya ve Suriye'yle yollarını ayırdı. Diğer taraftan Sovyetler Birliği'yle olan münasebetlerde önemli değişikliklere gitti ve ilişkileri kopararak batı yanlısı bir dış politika takip etmeye başladı.

Ardından kendini İsrail meselesine adadı. 1967 Savaşı'nda kaybedilen toprakları geri almak için Ekim 1973'te İsrail'e saldırdı. Üç hafta süren bu saldırıyı kazandı. Savaş sonunda fazla bir toprak kazanılmadı ama Enver Sedat'a yönelik saygı arttı. Bu saldırıda sonrasında Batılı devletlerin İsrail'i desteklemesi ve ABD'nin Yahudilere fiilen yardım etmesine cevaben Arap ülkeleri, Batıya karşı petrol ambargosu uyguladı. Böylelikle petrol, ilk defa bir silah olarak kullanılmış oldu.

Sedat, 1974'te Ekim Kararları'nı açıkladı. Hemen ardından yeni bir basın yönetmeliği devreye girdi ve fikir özgürlüğü açısından daha hoşgörülü bir ortam oluşturuldu. Planlı ekonomi modeli terk edildi. İktisadi açılma modeli uygulamaya başlandı. Yabancı sermayeye ve özel sektöre büyük kolaylıklar tanındı. Fakat yabancı sermaye, istihdam yaratmak yerine inşaat, turizm, ticaret ve lüks eşya ithali gibi sektörlere kaydı ve ortaya küçük bir zengin tabaka çıktı. Halk ise fakirleşmeye başladı. Enflasyon yaşandı. Hükûmet Ocak 1977'de ana ihtiyaç maddelerine ağır zamlar yapınca da, halk sokağa döküldü.

Sedat, çok partili bir sistem de getirdi. 1977'de Arap Sosyalist Birliği kapatıldı ve yeni partiler kuruldu. Seçimlerde Sedat, Mısır Partisi'ni destekledi ve meclisteki koltukların dörtte üçünden fazlasını kazandı. Diğer partilerse küçük gruplar hâlinde muhalefette kaldı. Siyasetteki gerçek muhalif gruplar ise kendilerine sistemde yer bulamadı. Çünkü çok partili hayata geçiş şekilde kalmıştı ve Sedat rejimini tehlikeye düşürecek unsurlar engellenmişti.

Uygulanmakta olan iktisadi açılım politikası başarısız olmaya başladı. Sedat, bu başarısızlığı telafi etmek için dış politikaya ağırlık verdi. 1973 Savaşı'ndan sonra Mısır ile İsrail arasında barış antlaşması imzalanması için ABD tarafından sürdürülen çabayı olumlu bularak 1977'de İsrail'i ziyaret etti. Bu ziyaretiyle İslam âleminde kınandı ama Batıda takdir edildi. O kadar ki, kendisine İsrail Başbakanı Menahem Begin'le birlikte 1978 Nobel Barış Ödülü verildi. Bu ilişkiler devam etti ve 26 Mart 1979'da Sedat, İsrail Başbakanı Begin ve ABD Başkanı Carter tarafından Camp David Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla Mısır İsrail'i tanıdı.

Camp David Antlaşması'nın ülke içinde ve dışında büyük yankıları oldu. İslam devletleri bu antlaşmayı hem tenkit etti hem de Mısır'a çeşitli iktisadi ve siyasi yaptırımlar uyguladı. Diplomatik ilişkiler ve para yardımları kesildi. Mısır'ın Arap Birliği, İslam Konferansı Teşkilatı ve diğer bölgesel organizasyonlardaki üyeliği askıya alındı. Arap Birliği'nin merkezi Kahire'den Tunus'a nakledildi. Ülke içinde de özellikle İslami gruplar, yayın organlarında ve vaazlarda Sedat'ın iç ve dış politikası hakkındaki eleştirilerini artırdı. Neticede Sedat, ülke içi karşıt görüşlüleri susturmak için 1980'de bir kanun çıkardı ve şahsının eleştirilmesini yasakladı.

1980'li yıllara gelindiğinde ülke iyice gergin hâle geldi. İslam'ın 1980'de yapılan bir değişiklikle yasaların ana kaynağı yapılması, Kıptileri rahatsız etti ve Sedat üzerinde baskı kurulmaya başlandı. 1981'de Kahire'de Müslümanlarla Kıptiler arasında çatışma çıktı ve çok sayıda insan hayatını kaybetti. Kıptilerin önderi Papa Şenûda, gazeteci-yazar Muhammed Hüseyin Heykel, İhvân-ı Müslimîn lideri Ömer Tilimsânî ve ünlü vaiz Abdülhamîd Kişk tutuklandı. Fakat karışıklıklar dinmedi ve 6 Ekim 1981'de suikast sonucu öldürüldü.