Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Seyyid Kutup

Seyyid Kutup


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: İslam âlimleri

Seyyid Kutup Yazıcıya Gönder
9 Ekim 1906 tarihinde Mısır’ın Asyut kasabasında doğdu. Suudi Arabistanlı olan dedesi Şeyh Vakur, çiftçilikle iştigal ediyordu. Şeyh Vakur, kuraklık nedeniyle Mısır’a taşındı. Asyut kasabasına yerleşti. Oğlu İbrahim köyde sayılan bir kişi idi. İbrahim’in dört çocuğu vardı: Seyyid, Muhammed, Emine ve Hamide Kutub. En büyükleri Seyyid Kutub'tu. Seyid Kutub’un annesi son derece dindar ve takva sahibi bir hanım olduğu gibi, babası İbrahim Kutub da çok dürüst, dini bütün, cesur bir insandı. Çocuklarının bilgi ve ahlak yönünden iyi yetişmesine önem verirdi. Bilhassa dini duygular üzerinde son derece hassasiyet gösteriyordu. Seyyid Kutub babasına ithaf ettiği bir eserinde şöyle der: “Babam her yemekten sonra ellerini açarak dua eder, biz de hep birlikte âmin derdik. Yüksek sesle Fatiha’yı okurken biz de bilmediğimiz hâlde mırıldanarak söylediklerini tekrarlamaya çalışırdık. En çok dikkat ettiği şey, bizim ruhumuza ahiret duygusunu yerleştirmekti...” Çocukluğunda oldukça yaramazdı. Hafızasının kuvveti, zekâsının keskinliği ona apayrı bir hareket ve cevvaliyet veriyordu. İlkokulu bitirince babası, onu Kahire’ye götürdü ve el-Ezher Üniversitesinin ortaöğrenim bölümüne kaydettirdi. Bilahare diğer oğlu Muhammed Kutub’u da Kahire’ye getirip ortaokula kaydettiren babaları İbrahim Kutub, daha çocukları lise tahsilinde iken vefat etmişti. Henüz küçük yaşta olan ve köyde bulunan Hamide ve Emine Kutub’u ise dayıları Kahire’ye getirip ilkokul tahsiline başlattı. Böylece, anneleriyle birlikte ailece Kahire’ye yerleştiler. Lise yıllarında edebiyata olan ilgisi baş göstermişti. Bu yıllarda edebî eserler, makaleler, şiirler yazmaya başladı. Şair olarak tanınmak istemediği için şiirlerini yayımlamadı. Ortaokul ve lise tahsilini Ezher’de tamamladı. Yüksek tahsilini Kahire Üniversitesinin Darül-Ulûm Fakültesinde yaptı. 1933 yılında fakülteden mezun oldu. Eğitim ve pedagoji bölümünden sertifika aldı. Mısır Maarif Vekâleti tarafından mezun olduğu fakülteye edebiyat hocası olarak tayin edildi. Öğretmenlik yaparken Mısır’ın en büyük edipleriyle -Tâhâ Hüseyin, A. Mahmut el-Akkad ve Mustafa Sadık er-Rafii gibi- isimlerle edebî çalışmalar yaptı. “Dikenler”, “Köyden Bir Çocuk” ve “Sihirli Şehir” adlarında üç roman kaleme aldı. Yazdığı romanlardan sonra edebiyat sahasındaki çalışmalarını yavaş yavaş azaltmaya ve başta Mısır halkına yönelik olmak üzere daha faydalı ve etkili hizmetler yapmaya karar verdi. Krallık idaresi altında bulunan Mısır halkının ekseriyeti, oldukça fakirdi; her cihetiyle kalkınmaya muhtaç olan milletini bu acı durumdan kurtarmayı düşünüyordu. Makaleler yazıyor ve İslam’daki sosyal adaletin delilleri olan ayet ve hadislerle sosyalizmi müdafaa etmeye çalışıyordu. 1941 yılında sosyoloji doktorası yapmak üzere Maarif Vekâleti tarafından ABD’ye gönderildi. İyi derecede İngilizce biliyordu. ABD’ye gitmeden önce Mısır’daki Müslüman Kardeşler Cemiyetiyle irtibat kurmuş ve “Yeni Fikir” adlı bir mecmua çıkarmaya başlamıştı. “Yeni Fikir” mecmuasında, özellikle kapitalizme ve servet sahiplerine eleştri getiriyor ve malın, paranın hapsedilip faydasız hâle getirilmesini yasaklayan, fakir, yoksul ve mazlumların elinden tutmayı emreden ayet-i kerimeleri makalelerinde delil olarak zikrediyordu. Amerika’da, bir yandan 20. asrın demokrasisine hayranlık duyarken öbür yandan yine demokrasi adına birtakım hakların yok sayılmasının ve adaletin çiğnenmesinin ızdırabını yaşadı. ABD’de geçirdiği iki yılı, çeşitli doktrinlerini tetkik etmekle değerlendirmişti. Mısır’a döndükten sonra bu sahadaki akademik çalışmalarını daha da artırdı. Profesör oluncaya kadar günde ortalama on saatini okumaya vermişti. “İslam’da Sosyal Adalet” adlı eseri 1948 yılında yayımlandı. Kitap, İslam âleminde büyük yankılar uyandırdı. İngilizce, Fransızca, Almanca, Türkçe ve Farsçaya tercüme edildi. Seyyid Kutub, ABD’den dönüşünde “Amerika’da Gördüklerim” adlı bir kitap daha yazdı. Müslüman Kardeşler Cemiyetiyle temaslarını sıklaştırdı. Cemiyetin irşat müdürlüğüne getirildi. 1952 Temmuz’unda Mısır’da yapılan askerî ihtilal neticesinde sosyalist bir yönetim anlayışının tatbikine başlandı. Müslüman Kardeşler Cemiyeti ile hükûmet arasında çatışmalar başladı. İslam karşıtı darbe yönetimi, 1954 yılında Müslüman Kardeşler Cemiyetini kapattı ve teşkilatın on binlerce mensubunu tutukladı. Hapishanelerde işkence ile ölenlerle beraber, cemiyetin kalburüstü ilim adamlarından altı kişi idam edildi. Aynı yıl içinde Seyyid Kutub da tevkif edildi ve on beş yıl ağır kürek cezasına çarptırıldı. Eserlerinin birçoğunu hapiste yazdı. En büyük eseri olan “Fizılal’il Kur’an”ın diğer yarısını da hapishanede tamamladı. Tutukluluğu müddetince büyük işkencelere maruz kaldı. 1965 yılında “Yoldaki İşaretler” adlı eseri yayımlanınca darbeciler tarafından tekrar hapse atıldı, aynı dönemde darbe yapacakları gerekçesi ile erkek ve kadın olmak üzere tam kırk bin insan tutuklandı. Bunlardan birçoğu yargılanmadan işkence altında can verdi. Tutuklulara yapılan işkencelerin şiddeti artırılmıştı. Bilhassa Seyyid Kutub’a İslami tezlerini müdafaa etmekten vazgeçmesi ve devletin sosyalist idaresinin meşruiyetini kabullenip halka telkinde bulunması için akla gelmeyen işkenceler yapılıyordu. Vücudunu kızgın şişle dağlamak, kerpetenle etlerini koparmak, başından aşağı kovalarla kaynar su ve peşinden soğuk su dökmek gibi... İşkencelerden aldığı yaralar ve bitkin düşmesi yüzünden mahkemenin son celsesine gelememiş ve idam hükmü gıyabi olarak verilmişti. İdamın infazından evvel Seyyid Kutub’a yapılan son teklif şu olmuştu : “Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinizde yanılmış olduğunuzu beyan ederek Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır’dan özür dilediğiniz takdirde o, idam hükmünüzü bozacak ve sizi serbest bırakacaktır.” Seyyid Kutup buna cevaben “Eğer idamı hak etmiş olarak Allah’ın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer batılın zulmüne kurban gidiyorsam batıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!” diyerek tarihe not düşmüştü. Seyyid Kutub ile arkadaşları eş-Şeyh Abdulfettah İsmail ve Muhammed Yusuf Havvaş ise kurulan askerî mahkemenin verdiği kararla 29 Temmuz 1966 günü idam edildiler.