Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Ahmet III

Ahmet III


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Tarihî kişilikler

Ahmet III Yazıcıya Gönder
Türk padişahı (Hacıoğlupazarı 1673-İstanbul 1736). Mehmet IV ile Rabia Gülnuş Emetullah Sultan'nın oğlu olan Ahmet III, babası tahttan indirildiğinde on dört yaşındaydı. Amcaları Süleyman ve Ahmet II ile kardeşi Mustafa ll'nin padişahlıkları boyunca sarayda, kafes arkasında yaşadı. Edirne Vakası ya da Feyzullah Efendi Olayı diye anılan Cebecilerin ayaklanması sonucunda, 22 Ağustos 1703'te, Edirne'de tahta çıkarıldı. Zorbaların koruyuculuğunda İstanbul'a gelip, saray bostancılarının ayaklanmasını bastırarak başarılı bir ıslahat yaptı. Zamanla zorbaların baskısından kurtulup, Ahmet Paşa ile Baltacı Mehmet Paşa'nın sadrazamlıkları sırasında iç olaylarla ilgilendi. Ahmet III, Avrupa'da süregelen İspanya Veraset ı savaşları ve İsveç-Rus savaşı karşısında tarafsız kalmaya çalıştı. Ne var ki, Sadrazam Çorlulu Ali Paşa'nın kendisinden habersiz İsveç Kralı Kari Xll'yle ilişki kurması ve Karl'ın Osmanlı topraklarına sığınması sonucunda, Ali Paşa'yı görevinden uzaklaştırdıysa da, Rusya'ya savaş açmak zorunda kaldı (1711). Bir yıl içinde ikinci kez sadrazam değiştirerek, Baltacı Mehmet Paşa'yı yeniden sadrazamlığa getirdi ve Rusya seferine gönderdi. Prut Savaşı'nın kazanılmasının ve Prut Antlaşması'nın imzalanmasının (22 Temmuz 1711) ardından, Baltacı'nın düşmanlarının da etkisiyle, sadrazamı görevden alarak, Midilli kalesine sürdü. Yapılan barışa karşın Rus Çarı Petro'nun antlaşma koşullarını yerine getirmemesinden doğan anlaşmazlık, ancak Damat Ali Paşa'nın sadrazamlığı sırasında imzalanan Edirne Antlaşması'yla kesin biçimde çözümlendi (1713): İsveç kralı ülkesine döndü; Azak kalesi, Osmanlı sınırları içine girdi; Eflak ve Boğdan'a Fenerli Rumlardan yönetici gönderilmesi kuralı benimsedi. Böylece Ahmet III, Karlofça Antlaşmasıyla (1699) bırakılmış olan toprakların bir bölümünü geri almış oldu. Venedik sorununun çözümlenmesi için, Damat Ali Paşa Mora seferine gönderilip (1715), Kaptanıderya Canım Hoca Mehmet Paşa'nın da donanmasıyla katıldığı bu sefer sonunda, Mora yarımadasının yanı sıra Girit'teki Suda ve Spinalongo kaleleri de ele geçirilerek, Girit'in fethi tamamlandı. Ayrıca Çuha ve İstendil adaları alındı. Ne var ki, Avusturya'nın savaşa katılması ve Damat Ali Paşa'nın Petervaradin'de şehit düşmesiyle, bu başarılı dönem sona erdi. AvusturyalIlar Belgrad'ı alıp, Tamışvar kalesini ele geçirerek Niş önlerine geldiler ve daha fazla toprak kaybı, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın imzaladrğı Pasarofça Barışı'yla önlenebildi (21 Temmuz 1718). Böylece Osmanlı-Venedik ilişkileri de düzene girdi. Doğu'da İran'ın iç duru¬mu, Şirvan ve Dağıstan'daki sünni müslümanların Osmanlı devletinden yardım istemeleri ve batıda kaybedilen toprakların doğuda kazanılması dileği, İran savaşlarının başlamasına yol açtı. Daha başlangıçta Derbent ve Bakü olayları yüzünden Osmanlılar ile Ruslar yeniden anlaşmazlığa düştülerse de, İstanbul Antlaşması'yla durum bir çözüme bağlandı (1724). Bu arada Gence, Kir- manşah, Nihavent, Hemedan ele geçirildi. Ordu, tümüyle sınır valilerinin eline bırakıldı. Ahmet III, devlet ileri gelenleriyle (başta Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa) Lale Devri'nin çeşitli eğlencelerinde zaferleri kutlamaktaydı. Ancak, Osmanlıların Andican'daki yenilgisi ve bunu izleyen Hemedan Antlaşması'yla (1727), ülkede padişah ve sadrazama karşı bir tavır oluşmaya başladı. İran savaşlarında bundan sonra birbirini izleyen Osmanlı yenilgilerinin yanı sıra, savaş nedeniyle artırılan vergiler, Anadolu halkının eşkıyaların etkinlikleri yüzünden çiftini bozup İstanbul'a akın etmesi, esnaf kuruluşlarındaki bozukluklar nedeniyle kentlerde işsizliğin artması, öte yandan da İstanbul'da belli kimselerin refah içinde yaşaması, Ahmet III ve çevresine karşı duyulan hoşnutsuzluğu artırdı. Sonunda Patrona Halil ayaklanması patlak verdi (28 Eylül 1730).Ahmet III,bütün çabalarına karşın sevgili damadı İbrahim Paşa'yı ve bazı vezirlerini isyancılara teslim etmek, kendi de tahtı ağabeyi Mustafa ll'nin oğlu Mahmut l'e bırakarak çekilmek zorunda kaldı. Ölünce Yenicami'nin yanındaki Validesultan türbesine gömüldü. Ahmet III döneminde, toplumsal alanda çeşitli yenilikler yapıldı. Yirmi sekiz Çelebi Mehmet Efendi ve oğlu Sait Efendi'nin Paris gezilerinden sonra, İstanbul'da resim ve planları Avrupa'dan getirtilen birçok saray, köşk ve bahçe gerçekleştirildi. Fenerbahçe, Aynalıkavak, Sadabad, Kanlıca'da Mihrabad, Bebek, Kalender, Sultaniye ve Florya kasırları yapıldı. Türk rokoko üslubunda üç çeşme (Topkapı sarayında Babıhümayun önünde; Üsküdar İskele meydanında; Kâğıthane'de Çağla¬yan önünde), Sarayburnu'nda Ahmet III köşkü ve Topkapı sarayında Ahmet III kütüphanesi ("Enderun kitaplığı" da denen bu kütüphanede, 4 364 cilt kitap bulunmaktadır) ile Bebek camisi de Ahmet III döneminde yapıldı. Davut Paşa, Tulumbacı ocağını, İbrahim Müteferrika ilk matbaayı Ahmet III döneminde kurdular. Yalova'da kâğıt, İstanbul'da çini fabrikaları kuruldu. Dokumacılık ilerledi. Giyim, eğlence ve yemek usullerinde yenilikler benimsendi. Yazı sanatına çok meraklı olan Ahmet lll'ün bu alandaki en ünlü yapıtları Babıhümayun önündeki kendi adını taşıyan çeşmede taş üstüne tarih yazısıyla, Topkapı sarayı Arz odasındaki besmelesidir. Ayrıca, Necip ve Ahmet Han takma adlarıyla yazdığı şiirleri de vardır.