Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Cenab Şahabeddin

Cenab Şahabeddin


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Yazarlar - Şairler

Cenab Şahabeddin Yazıcıya Gönder
Doğumu: 1870, Manastır Ölümü: 13 Şubat 1934, İstanbul

Babası, binbaşı Osman Şehâbeddin Plevne'de şehit düşünce, annesiyle altı yaşında İstanbul'a geldi. Gülhane Askerî Rüşdiyesini 1880'de bitirdi. Tıbbiye İdadîsinden (lise) sonra Askerî Tıbbîyeyi bitirerek hekim yüzbaşı oldu (1889). Paris'te cilt hastalıkları ihti-sası yaptı (1889-93). Orada Fransız edebiyatıyla da ya-kından ilgilendi. Geri döndüğünde Karantina İdaresine girdi. Mersin ve Rodos'ta karantina hekimliği, Cidde'de sıhhiye müfettişliği yaptı (1886). 1908'de Meclis-i Kebir-i Sıhhî üyeliğine getirildi. Daire-i Umur-ı Sıhhîye müfettişiyken kendi isteği ile emekli oldu (1914). Darülfünûn (İstanbul Üniversitesi) Edebiyat Fakültesin-de müderris (profesör) olarak Fransızca, Batı ve Osman-lı edebiyatı dersleri verdi (1914-22). Kurtuluş Savaşı yıllarında, Kuvay-ı Millîyeye karşı olumsuz tutumu ne-deniyle Darülfünûn müderrisliğinden ayrılmak zorunda bırakıldı (1922). Bu dönemde yalnız edebiyatla uğraştı ve Fransızca-Türkçe bir sözlük üzerinde çalıştı. Beyin kanamasından ölümü dolayısıyla sözlük çalışması yarım kaldı (13 Şubat 1934). Bakırköy Mezarlığına gömüldü. İlk şiiri 'Tıbbiye-i Askerîyeden Cenab' imzasıyla Saadet gazetesinde yayımlanan (1885) Cenâb Şehabeddin önceleri Muallim Naci etkisinde gazeller, Recâîzâde Ekrem ile Abdülhak Hâmid etkisinde manzumeler yazmıştır. O dönemde şiirlerini Gülşen dergisinde yayımladı. 1886'da Leskovikli Hayreddin'le beraber Sebat isminde bir dergi çıkardı. 1893'te Paris'ten döndükten sonra Maarif, Şelâle-i Edeb, Hazine-i Fünûn, Mekteb gibi dergilerde şiirlerini yayımladı. O yıllarda Fransız şiirinde Simgecilik ve Parnasçılık etkiliydi. Cenâb Şehâbeddin yıllar sonra, hayatını anlattığı bir mektupta Verlaine'i çok sevdiğini, Mallerme'yi pek anlayamadığını, en çok da parnasçılardan etkilendiğini belirtmiştir. Eski etkilerden sıyrılmıştır artık. Mekteb'te yayımladığı şiirlerde Fransız şiirinin izleri vardır. Bu ara Servet-i Fünûn topluluğuna katılır, Servet-i Fünûn dergisinde şiirler, yazılar yazmaya başlar. Tevfik Fikret ve Halid Ziya Uşaklıgil'le birlikte Servet-i Fünûn'un ilk üç isminden biri olur. Siyasal ve sosyal konulara dönük yüzü ağır basan dönemin şiirinin aksine Cenâb Şehâbeddin bireyi öne alan bir şiir üretti. Servet-i Fünûn edebiyatının farklı ilk örneklerini veren, kuşağını etkileyen bir şairdi. Cenâb Şehâbeddin için şiir, 'nesir-mûsıkî'ydi. Bu uyumu en iyi kurduğu iki şiiri 'Yakazat-ı Leyliye' ve 'Elhan-ı Şita'dır. Değişik ritm ve imgeler ortaya koymak için dili zorlamış, o güne kadar duyulmamış, yeni tamlama biçimleri kullanmıştır. Aşk ve tabiat konularını işlemiş, 'sanat sanat içindir' yaklaşımını benimsemiştir. Şiirlerinin hepsini arûz ölçüsü ile yazmıştır.

Eserleri

Şiir: Tâmât (1887), Cenâb Şehabeddin Hayatı ve Seçme Şiirleri (Haz. Sadettin Nüzhet Ergun, 1935), Cenâb Şehâbeddin'in Bütün Şiirleri (Haz. M. Kaplan, İ. Engünün, A. Uçman, 1984)

Oyun: Yalan (1911, basılmadı), Körebe (1917), Küçük Beyler Veya Derse Devam Edelim ( ? ) DİĞERLERİ: Hac Yolunda (1909), Âfâk-ı Irak (1915), Evrâk-ı Eyyâm (1915), Nesr-i Harb, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözler (1918), Avrupa Mektupları (1919), Vilyam Şekspiyer (1931)

Cenab Şahabeddin kitapları