Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Abdurrahman I

Abdurrahman I


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Hükümdarlar

Abdurrahman I Yazıcıya Gönder

Endülüs Emevî Devleti'nin kurucusudur (756-788). 113 (731) yılında Dımaşk yakınlarında Deyrihannâ'da doğdu. Annesi Râh, Berberi Nefzâ kabilesine mensup bir câriye idi. Küçük yaşta babasını kaybettiği için dedesi Halife Hişâm'ın yanında büyüdü. Abbasî katliamından kurtulduktan sonra bir süre Fırat civarında gizlendi. Niyeti doğuya kaçmaktı, fakat Abbasî askerlerinin kendisini takip ettiğini öğrenince azatlı kölesi Bedr ile birlikte Suriye, Filistin ve Mısır üzerinden İfrikıyye'ye ulaşmayı başardı. İfrîkıyye Valisi Abdurrahman Bin Habîb el-Fihrî, Abbasîler'e karşı olmasına rağmen, bağımsızlığını kazanmak arzusunda olduğu için Abdurrahman Bin Muâviye'nin Kayrevan'da kalmasına izin vermedi. Bunun üzerine bir süre Berka'da kalan Abdurrahman buradan Tâhert'e, oradan da Fas'ın Akdeniz sahilinde yaşayan Nefzâ kabilesinin yanına gitti.

Abdurrahman, Kuzey Afrika'da beklediği desteği bulamayınca Endülüs'e geçmeye karar verdi. Ancak, önce yanından hiç ayrılmayan azatlı kölesi Bedr'i göndererek durumu öğrendikten sonra hareket etmenin daha uygun olacağını düşündü. Bedr, Haziran 754'te İspanya'ya geçti; Emevî taraftarı olan kumandanlardan Ubeydullah Bin Osman ve Abdullah Bin Hâlid ile görüşerek Abdurrahman'ın mesajını iletti. Bu iki kumandan, Emîr Yahya Bin Buht'u da aralarına alarak Endülüs'ün önemli simalarından Sarakusta (Saragossa) Valisi Sumeyl'den yardım istemeye karar verdiler. Sumeyl ilk görüşmede Abdurrahman'ın Endülüs'e gelmesini destekleyeceğini belirtmesine rağmen daha sonra fikrinden vazgeçti. Bunun üzerine onlar da Yemen asıllı kabilelerin yardımını sağlama yoluna gittiler. Bu kabileler Abdurrahman'ı Endülüs'e davet ederek ona her hususta yardım edeceklerine dair söz verdiler.

Abdurrahman Bin Muâviye, Endülüs'ten gerekli yardım vaadlerini alınca, gönderilen bir gemi ite 1 Ftebîülevvel 138 (14 Ağustos 755) tarihinde Gırnata sahillerinde Münekkeb'e (Almunecar) çıktı. Burada Ubeydullah Bin Osman ile Abdullah Bin Hâlid tarafından karşılandı ve Ubeydullah'ın elinde bulunan Torrox Kalesi'ne götürüldü. Abdurrahman'ın Endülüs'e geçtiğini haber alan Vali Yûsuf el-Fıhri, çeşitli vaadlerde bulunarak onu siyasî emellerinden vazgeçirmek için bir heyet gönderdi ise de sonuç alamadı. Abdurrahman, idareyi bir an önce ele geçirmek için harekete geçti. Şezûne (Sidonia) ve İşbîliye (Sevilla) üzerinden Kurtuba'ya doğru ilerlerken taraftarlarının sayısı süratle arttı. 11 Mayıs 756 tarihinde Vâdilkebîr (Guadalquivir) nehri sahiline ulaşarak karargâh kurdu. Yûsuf el-Fîhri de şehirden çıkarak nehrin diğer sahilinde Musâre mevkiine geldi. Banş için karşılıklı elçiler gönderilmesine rağmen Abdurrahman kesin olarak savaş kararını vermişti. Gece karanlığından faydalanarak bütün birliklerini nehrin karşı tarafına geçirdi ve 15 Mayıs sabahı Yûsuf el-Fihrf nin üzerine saldırdı. İki taraf arasındaki kanlı savaş Abdurrahman'ın galibiyetiyle sona erdi ve bu zafer ona Kurtuba'nın kapılarını açtı. Böylece Endülüs Emevî Devleti'nin temelleri atılmış oldu.

Musâre Savaşı'nda mağlûp olan Yûsuf el-Fîhrf ve Sumeyl, Abdurrahman'la yeniden savaşmak için hazırlıklara başladılar. Gırnata'yı ele geçirip yeterli miktarda kuvvet topladıktan sonra Kurtuba'ya doğru harekete geçtiler. Diğer yandan Abdurrahman, Yûsuf el-Fîhrî ve taraftarlarının kendisi için her zaman tehlike teşkil edeceğini bildiğinden, daha fazla kuvvetlenmesine fırsat vermeden Gırnata üzerine yürüdü. Abdurrahman, Yûsuf ve Sumeyl'in Kurtuba'da oturmalarına izin verilmesi ve mallarına dokunulmaması tekliflerini kabul ederek savaşmaktan vazgeçti. Bununla birlikte, yıllardan beri Endülüs'te valilik yapan Yûsuf el-Fihr'ye iktidardan uzaklaşmak ağır geliyor, ayrıca Abdurrahman'ın Yemen kabilelerinin desteğiyle Endülüs'ü ele geçirmesini hazmedemeyen diğer bazı kabileler devamlı olarak onu isyana teşvik ediyorlardı. Bu tahriklere kapılan Yûsuf, Kurtuba'yı terkederek Mâride'ye (Merida) gitti ve burada isyan bayrağını açarak etrafında toplanan kalabalık bir grupla İşbîliye üzerine yürüdü. İşbîliye Valisi Abdülmelik Bin Ömer el-Mervânî onu mağlûp etti (758). Tuleytula'ya (Toledo) doğru kaçan Yûsuf yakalanarak öldürüldü. Bu olayı Sumeyl'in hapse atılarak boğdurulması takip etti. Bu sırada Yûsuf un oğullan Muhammed ve Kasımın isyan teşebbüsleri de kolaylıkla bertaraf edildi.

Abdurrahman'ın Endülüs'te kısmen sükûneti sağladığı bir sırada Alâ Bin Mugls el-Yahsubî, Abbasî Halifesi Mansûr'un desteğiyle Mağrib'den Endülüs'e geçerek Becâ bölgesinde isyan etti. Abdurrahman'dan memnun olmayan kalabalık bir grup da onun etrafında toplandı. Becâ ve çevresini ele geçiren Alâ, önce Kurtuba'ya doğru hareket etti. Ancak yanında fazla kuvveti bulunmayan Abdurrahman onu başşehrin uzağında karşılamak düşüncesiyle Karmûne'ye (Carmona) gelerek kaleye çekildi ve beklemeye başladı. Alâ kısa bir süre sonra Karmûne'ye ulaşarak şehri kuşattı. Kuşatma iki aydan fazla sürdü. Muhasaranın uzaması Alâ'nın taraftarları arasında anlaşmazlık çıkmasına sebep oldu. Bu fırsatı değerlendirmek isteyen Abdurrahman, beklenmedik bir anda kaleden çıkarak hücuma geçti. Alâ'nın kuvvetleri bu hücum karşısında dayanamadı, kendisi de dahil kuvvetlerinin büyük bir kısmı savaş meydanında hayatlannı kaybettiler (763). Halife Mansûr bu ilk teşebbüsünün başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen her fırsatta Endülüs'e müdahale ediyordu. Yine Kuzey Afrika'dan İspanya'ya geçmiş olan Abdurrahman Bin Habîb es-Sıklabî, 779 yılında Tudmîr bölgesinde isyan ederek halkı Abbasiler'e biat etmeğe çağırdı. Kendisi gibi Abdurrahman'a isyan etmiş olan Barselona Valisi Süleyman Bin Yakzân ile iş birliği yaptı. Bunun üzerine Abdurrahman Bin Muâviye Tudmîr üzerine yürüdü. Bir süre onun kuvvetlerine mukavemet eden Abdurrahman Bin Habîb, Tudmîr'i terkederek Belensiye'ye (Valencia) kaçtı ve burada kendi adamlarından bir Berberi tarafından öldürüldü (779).

Fakat isyanlar birbirini takip ediyordu. 778 yılında Sarakusta'da Hüseyin Bin Yahya ile Barselona Valisi Süleyman Bin Yakzân ayaklandılar. Süleyman, Kurtuba emîrine karşı Frank Kralı Büyük Kari (Charlemagne) ile iş birliği yaptı. Bu anlaşmaya bağlı kalan Büyük Kari, Sarakusta üzerine yürüdü ise de mağlûp olarak geri çekildi. Franklar'ın çekilmesinden sonra Abdurrahman kalabalık bir ordu ile Sarakusta'yı kuşattı. Hüseyin Bin Yahya, daha önce Süleyman Bin Yakzân'ı öldürerek Sarakusta'ya tek başına hâkim olmuştu. Hüseyin, Abdurrahman'ın tâbiiyetini kabul ederek kuşatmanın kaldırılmasını sağladı. Ancak Kurtuba emîrinin geri çekilmesi üzerine tekrar isyan edince, üzerine İbn Alkame gönderildi. İbn Alkame Sarakusta'ya girerek Hüseyin'i yakalayıp Abdurrahman'a gönderdi. Hüseyin Kurtuba'da idam edildi (783).

Abdurrahman'a karşı yapılan isyanların hemen hepsi siyasî bir mahiyet taşımakta, sadece Şakyâ Bin Abdülvâhid'in ayaklanması farklılık göstermektedir. Endülüs'ün doğusunda oturan Berberi Miknâse kabilesine mensup olan Şakyâ, Hz. Hüseyin'in soyundan geldiğini iddia ediyordu. Endülüs'teki Emevî hâkimiyetine son vererek Şiî bir devlet kurmak için âlimlerden kendisini desteklemelerini istedi (769). Endülüs'teki Berberilerin büyük bir kısmı da onun etrafında toplanmıştı. Taraftarlarının çoğalması üzerine Şentemeriyye'yi (Santaver) kuşattı, valisini öldürdü ve bu bölgede bağımsız bir devlet kurdu. Bunun üzerine Abdurrahman Bin Muâviye bu âsi üzerine kuvvetli bir ordu gönderdi. Bu orduyla mücadeie edemeyeceğini anlayan Şakyâ dağiık bölgeye çekilerek çete savaşına başladı. Emevi ordusu bu taktik karşısında bir varlık gösteremeyerek Kurtuba'ya dönünce, Şakyâ yeniden Şentemeriyye'ye hâkim oldu. Abdurrahman tarafından gönderilen ikinci orduyu Şentemeriyye önlerinde yenen Şakyâ. Küriye (Coria), Medellin ve Mâride'yi işgal etti. Abdurrahman'ın azatlı kölesi Bedr kumandasındaki ordu da başarı sağlayamadı. Tehlikenin süratle büyüdüğünü gören Abdurrahman, âsi üzerine bizzat kendisi gitmeye karar verdi. Fakat bu sefer Şakyâ, Abdurrahman'ın karşısına çıkmadı. 772 yılında Abdurrahman Şentemeriyye'ye karşı düzenlediği ikinci seferi de bir sonuç vermeyince Berberiler arasında sevilen Hilâl el-Medyünye Şakyâ'nın kontrolündeki bölgelerin valiliğini vererek onu âsilerle mücadeleye memur etti. Bunun üzerine Berberîler Şakyâ'yı bırakıp Hilâl'in etrafında toplanmaya başladılar. Bu gelişme karşısında Şakyâ Şentemeriyye'yi terkederek Huf a çekilmek zorunda kaldı. Kurtuba hükümetini birkaç yıl daha uğraştıran Şakyâ, sonunda Şentemeriyye yakınındaki bir köydeiki kumandanı tarafından öldürüldü.

Abdurrahman Bin Muâviye devri âdeta bir isyanlar devri olmuştur. Yukarıda bahsedilen isyanlar dışında Şezûne (Si-donia), Tuleytula (Toledo), İşbîliye (Se-villa), Leble (Niebla), Kurtuba ve diğer küçük şehirlerde çeşitli zamanlarda ya müstakil olarak veya diğer isyanların devamı şeklinde isyanlar çıkmış, fakat Abdurrahman bu isyanları bastırmada fazla zorluk çekmemiştir.

Abdurrahman Bin Muâviye bütün gücünü isyanları bastırmak için harcadığından hıristiyanlara karşı büyük bir sefer yapma imkânı bulamamıştır. Bununla birlikte hıristiyanlarla müslümanlar arasında mücadeleler eksik olmuyordu. Abdurrahman'ın Endülüs'te iktidarı ele geçirmesinden bir yıl sonra ölen Asturia Kralı I. Alfonso'nun yerine geçen oğlu I. Fruela, 768 yılında ölümüne kadar müslüman topraklarına akınlar yapmış ve Abdurrahman'ın isyanlarla uğraşmasından faydalanarak bazı küçük başarılar kazanmıştır. Abdurrahman'ın azatlı kölesi Bedr kumandasındaki bir ordu 767'de Alava bölgesine zaferle neticelenen bir sefer düzenlemiş, yapılan anlaşma ile bölge halkı İslâm hâkimiyetini ve vergi ödemeyi kabul etmişti.

Abdurrahman devrinin en önemli askerî harekâtı, Büyük Karl'ın Sarakusta seferidir. Büyük Kari, Hüseyin Bin Yahya ve Süleyman Bin Yakzân'ın Sarakusta isyanı sırasında Süleyman'ın tahrik ve teşviki üzerine 778 ilkbaharında Pireneler'e doğru hareket etti. Pireneler'i Roncevaux Geçidi'nden geçip Pamplona ve Huesca üzerinden Sarakusta'ya gelerek şehri kuşattı. Fakat bir taraftan muhasaranın uzaması, diğer taraftan Saksonya'da bir isyanın çıktığı haberinin gelmesi üzerine kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldı. Dönüşte Roncevaux Geçidi'nde Frank ordusunun artçı kuvvetleri müslümanlar ve Vasconlar'ın baskınına uğrayarak kılıçtan geçirildi. Bu baskın sırasında Bretagne Dükü Roland, saray kontu Anselmo ve daha birçok asilzade hayatlarını kaybetmişlerdir. "Chanson de Roland" adı verilen Fransız millî destanı bu hadiseyi işlemektedir.

Abdurrahman otuz iki yıllık yorucu bir hükümdarlıktan sonra 25 Rebîülâhir 172 (2 Ekim 788) tarihinde öldü.