Toplam yaşam öyküsü sayısı: 9142
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Said Nursi

Said Nursi


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Yazarlar - Şairler Din adamları

Said Nursi Yazıcıya Gönder
1878'de, Bitlis'in Hizan ilçesinin Nurs köyünde doğdu. Babası, yörede sufi olarak tanınan Mirza Bey, annesi ise Nuriye Hanım'dır. Ağabeyi Abdullah'ın yanında eğitim gördü. Ardından medreseye gitti. Zeki ve kabiliyetli bir öğrenciydi; konuları hızlı kavradığı için dersleri atlayarak takip etti. İcazetini henüz on dört yaşındayken, Doğubayazıt'ta Şeyh Muhammed Celali'nin ders halkasından, 1892'de aldı. Ardından Bitlis'e döndü.

Bitlis'te Şeyh Emin Efendi'nin derslerine katıldı. Sonra Siirt'te, Molla Fethullah Efendi'yle görüştü. Fethullah Efendi'nin yaptığı imtihanda soruların hepsini doğru cevaplandırdığı ve sadece bir kez okuduğu eseri ezberden tek seferde tekrarladığı için, hafızası ve zekâsıyla ün salan Bedîüzzaman el-Hemedânî'ye atfen kendisine 'Bedîüzzaman' denmeye başlandı.

Bitlis Valisi Ömer Paşa tarafından konağına davet edildi ve burada iki yıl kaldı. 1896'da Van Valisi Hasan Paşa'nın yanında kaldı. Asıl verimli dönemini, sonraki Van Valisi Tahir Paşa zamanında geçirdi, onun kütüphanesindeki fenni eserleri inceleme imkânı buldu. İstanbul seyahatlerinde de bu alanda eserler okudu. Böylece 'fünûn-i medeniyye' olarak adlandırdığı modern bilimlere ilgi duymaya başladı. 'Medresetüzzehrâ' adında bir medrese kurmayı düşünmekteydi. Bu medresede dinî ve diğer ilimler bir arada okutulacaktı.

Medreselerde sadece dinî ilimlerin okutulmasının yetersiz olduğu düşüncesini Sultan Abdülhamid'e sunmak için İstanbul'a gitti. Ancak bu teşebbüsünü gerçekleştiremedi; yanı sıra, garip davranışlarından ötürü akli dengesinin yerinde olmadığı düşünülerek Üsküdar Toptaşı Akıl Hastanesi'ne gönderildi, ama doktor raporuyla aksi bir hüküm verince hastaneden çıkarıldı.

Ayda 1000 kuruş maaşla memleketine müderris tayin edildi. Said Nursi İstanbul'a insanların eğitim düzeyini iyileştirmek için geldiğini söyleyerek maaşı reddetti. Bu dönemde İttihat ve Terakki mensuplarıyla da iletişim kurdu. 31 Mart Vakası'yla ilişkisi olduğu düşünülerek Mayıs 1909'da tutuklandı. Kısa süre sonra serbest bırakıldı. 1910'da Van'a gitti. Kürt aşiretlerini dolaşarak onları meşrutiyet, hürriyet, istibdat, meşveret, şura ve o günün İslami meseleleri hakkında aydınlattı.

Bu dönemde seyahatlerde bulundu. Şam'a gitti. Emevi Camisi'nde hutbe okudu. Beyrut'a geçti. Buradan İstanbul'a döndü. Haziran 1911'de, Sultan V. Mehmed Reşad'ın maiyetinde Selanik, Üsküp, Priştine ve Kosova'yı kapsayan bir Rumeli gezisine katıldı.

1912'de Van gölü kıyısında darülfünunun temeli atıldıysa da I. Dünya Savaşı çıkınca, Said Nursi'nin bu girişimi yeniden sonuçsuz kaldı. Kendisi bazı öğrencileriyle birlikte savaştı. 1915'te bir milis gücü oluşturarak kaymakam rütbesiyle orduya katıldı. Düşmek üzere olan Bitlis ve Muş'u savunmakla görevlendirildi. Kurduğu 4.000 kişilik gönüllü milis alayıyla Van, Bitlis ve Muş'u Ermenilere ve Ruslara karşı korumaya çalıştı. Kendisi Bitlis'te yaralanınca Ruslar tarafından esir alındı. İki yıllık esaretten sonra firar ederek Almanya ve Avusturya üzerinden 1918'de İstanbul'a gitti. Osmanlı Devleti'nin savaşta yenilmesi ve işgal edilmesiyle ruhi bir bunalım yaşadı. Kendini İslam âleminin kurtuluşuna adadı. Anadolu'da başlayan bağımsızlık mücadelesine girdi ve mecliste istiklal mücadelesinin kazanılmasında dinî duygularının rolüne yönelik bir konuşma yaptı.

Bu dönemde Said-i Nursi, dünya hayatından çekilmek istedi. Ankara'daki siyasi faaliyetlerini sonlandırarak yöntem değişikliğine gitti. Bundan sonraki hayatını 'üçüncü Said dönemi' olarak adlandırdı.

Van'da iki yıl kaldı. Şeyh Said isyanının çıkmasıyla Mart 1925'te Van'dan alındı ve İstanbul'a getirildi. Sonra Burdur'a sürüldü. 'Risale-i Nur' adlı eserini burada yazmaya başladı. 1926 baharında Burdur'dan Isparta'nın Barla köyüne gönderildi. Barla'da sekiz yıl kaldı ve eserlerinin büyük bir kısmını burada yazdı. 1934'te Isparta'ya getirildi. Nisan 1935'te tutuklanarak yüzden fazla talebesiyle birlikte Eskişehir Hapishanesi'ne gönderildi. Gizli cemiyet kurma, rejim aleyhinde çalışma, cumhuriyetin temel nizamlarını yıkmaya teşebbüs ve laikliğe aykırı davranma gibi iddialarla suçlandı. Eskişehir mahkemesindeki suçlamalara yönelik savunmasını 'Lem‘alar' adlı eserine dâhil etti. Buradan Kastamonu'ya sürüldü. Kastamonu'da sekiz yıl kaldıktan sonra Eylül 1943'te yapılan bir aramada polisin ele geçirdiği kitapların kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle tutuklanarak Denizli'ye gönderildi. Risale-i Nur'da siyasi faaliyet yapılmadığı anlaşılınca serbest bırakıldı.

1944'te Afyon'un Emirdağ ilçesine sürüldü. Dört yıl sonra tutuklanıp Afyon Hapishanesi'ne konuldu. Yirmi ay sonra beraat etti. Tekrar Emirdağ'a nakledildi. 14 Mayıs 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle kısmen toplum içine döndü. Bu dönemde görüşlerini insanlara ulaştırmaya çalıştı. 1952'de, eserlerinden 'Gençlik Rehberi' adıyla derlenen kitap ilk defa Latin harfleriyle İstanbul'da basıldı. Said Nursi bu eser dolayısıyla yeniden mahkemede yargılandı ama yaptığı savunma neticesinde serbest bırakıldı. Her gittiği yerde, özellikle üniversite gençleriyle görüşüp onlara İslam'ı anlatmaya çalıştı. Ancak bu faaliyetler onun sağlığını olumsuz yönde etkiledi. Hasta olduğu hâlde Emirdağ'dan Urfa'ya nakledilmek istedi. 23 Mart 1960'da vefat etti. Naaşı, halkın yoğun ilgi göstermesinden endişelenildiği gerekçesiyle bilinmeyen bir yere defnedildi.

Said Nursi fotoğrafları

Said Nursi resim 1 Said Nursi resim 2

Said Nursi kitapları