Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8848
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Barbey D'Aurevilly

Barbey D'Aurevilly


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Yazarlar - Şairler

Barbey D'Aurevilly Yazıcıya Gönder
Sosi Dolanoğlu, "Barbey D'Aurevilly Üzerine", s. 149-154

Monarşiye, geçmişin hatırasına sıkı sıkıya bağlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Barbey, çocukluğunu Normandiya'da, doğduğu yer olan Saint-Sauveur ve yakındaki küçük Valognes şehrinde geçirdi. Araştırmacılar, İblisler'de "V..." diye anılan şehrin Valognes olduğunu söylerler. Genç Barbey, liberal ve dinsiz bir babanın oğlu olan şair kuzeni Edelestand du Méril'den çok etkilendi. 1823 yılında yazdığı ilk eseri, Fransız lirik ve dramatik şair Casimir Delavigne'e ithaf ettiği ve Ispartalıların Thermopylai geçidinde Perslere kahramanca karşı koyuşu üzerine yazdığı bir ağıt-şiirdir: Thermopylai Kahramanlarına (Aux héros de Thermopyles). 1827'de Paris'teki Stanislas Koleji'nin retorik sınıfına giren Barbey 1829'da mezun oldu. Amcası Jean-François-Frédéric Barbey d'Aurevilly'nin ölümü üzerine, ailesine karşı gelerek d'Aurevilly unvanını almayı reddetti. Aynı yıl Caen'deki Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu, kardeşi Léon da aynı şehirde öğrenimini sürdürmekteydi. Caen'de yayıncı Trebutien'le dostluk kuran Barbey cumhuriyetçi fikirlere sahipti, kardeşi ise meşrutiyetçi saflarda mücadele ediyordu. Çok okuyan ve özellikle Byron'a tutkun olan Barbey iki öykü yazdı: 1830'da "Oniks Taşının Mührü" (Le Cachet d'onyx), 1832'de "Léa". Evli olan kuzini Louise Cautru des Costils ile onu derinden etkileyecek duygusal bir ilişkiye girdi. Hukuk öğrenimini 1833'te tamamladı ve ailesiyle bağlarını koparıp Paris'e yerleşti. Sanatçıların uğrak yeri olan salonlara sık sık girip çıkan ve dağınık bir hayat süren Barbey'nin o dönemki izlenimlerini 1836-1838 yılları arasında kaleme aldığı ilk iki Memoranda'sında görmek mümkündür. İlk makalelerini kuzeni Edelestand du Méril ve Trebutien'le birlikte kurduğu Felsefe, Bilim ve Edebiyat Eleştirisi Dergisi'nde yayımladı. Aynı yıl "Hannibal'in Yüzüğü" (La Bague d'Annibal) adlı öyküsünü bitirdi. 1835'te Germaine ya da Acımak (Germaine ou la Pitié) adlı romanı —ki Ölmeyen (Ce qui ne meurt pas) adıyla 1883'te yayımlanacaktı— ve bir nesir şiir olan Amaïdée'yi yazdı. 1836'da kardeşi Léon papaz okuluna girdi, Barbey kardeşinin aldığı bu kararı anlamadı ve tasvip etmedi. Ne var ki kendisi yıllar sonra Katolikliğe dönecekti. İmkânsız Aşk'ı (L'Amour impossible) yazmaya başladı, meşhur dandy Roger de Beauvoir'la dost oldu. Doğum yeri olan Saint-Sauveur'de kaldı bir süre, ailesiyle görüşmeyi tamamen kestiğinden oraya ancak yirmi yıl sonra dönecekti. Yayıncı Trebutien'le arası açıldı. Nouvelliste gazetesine girdi. 1840'ta tamamladığı İmkânsız Aşk ertesi yıl yayımlandı, Trebutien'le barıştı. Aynı dönemde Vellini adında esrarengiz bir kadınla birlikte oldu; bu kadın, Yaşlı Bir Metres'in (Une vieille maîtresse) kadın kahramanının prototipi olmuştur. Trebutien 1844'te "Hannibal'in Yüzüğü"nü elli adet bastı ve eser sadece salonlarda, sınırlı bir okur kitlesince tanındı. Çeşitli gazetelerde çalışmayı sürdüren Barbey, Caen'de konsolos olduğu sırada tanıştığı meşhur dandy George Brummell'in biyografisi üzerinde çalışmaya başladı. Dandy'cilik ve G. Brummell Üzerine adlı bu incelemesini Trebutien 1844 yılında bastı. 1845'te Yaşlı Bir Metres'in ilk bölümünü bitirip ikinci bölümüne başladı, aynı zamanda Constitutionel'de moda eleştirmenliği yapıyordu. "Uygunsuz" hayatının aşırılıklarından bıkan Barbey, dine dönmüş olan Raymond Brucker'in etkisiyle Katolikliğe döndü. Dinin gereklerini yerine getirmemekle birlikte (bunun için neredeyse on yıl bekleyecekti), dini yenilemeye yönelik "Katolik Derneği"ni kuran "on üç" kişiden biriydi. Çıkardıkları Katolik Dünyası Dergisi'nde yazı işleri müdürlüğü yapan Barbey muhafazakârlığın en ateşli sözcülerinden biri haline geldi. Dergileri 1848'de yayın hayatından çekildi. 1849'da Yaşlı Bir Metres'in ikinci bölümünü bitirdi ve Batı (Ouest) genel başlığı altında toplayacağı ve 1795'te Devrim'e karşı ayaklanan Batılı kralcılar "Chouans" ve "Normandiyalılar"la ilgili bir roman dizisine başlamayı tasarladı. İblisler'in (Les Diaboliques) ilki olan "Bir Whist Partisinin İçyüzü" (Le Dessous de cartes d'une partie de whist) adlı öyküyü yazdı. Revue des Deux Mondes her iki metni de yayımlamayı reddetti, buna karşın L'Opinion publique Geçmişin Peygamberleri'nin (Prophètes du passé) ilk bölümünü yayımladı. 1850'de meşrutiyetçi gazete La Mode'da "Bir Whist Partisi"ni ve aşırı kralcı ve aşırı sert bir tutum sergilediği makalelerini yayımlatan Barbey, Büyülenmiş Kadın'ı (L'Ensorcelée) yazdı. 1851'de Yaşlı Bir Metres yayımlandı. Madame de Maistre'in evinde tanıştırıldığı dul Barones de Bouglon, on beş yıl süreyle onun "Beyaz Melek"i oldu, fakat çok istediği halde onunla evlenemedi. L'Assemblée nationale'de çalışmaya başladı ve 1852'de Büyülenmiş Kadın orada tefrika halinde yayımlandı. Keskin Kılıçlı Şövalye (Chevalier des Touches) üzerinde çalıştığı dönemde, imparatorluğun yeniden kurulması için Le Public'te kampanya başlattı ve edebiyat eleştirmeni olarak on yıl boyunca çalışacağı Bonapartist gazete Le Pays'ye girdi. 1854'te Balzac'ın Düşünceler ve Özdeyişler'ini derleyen Barbey, Baudelaire'le dost oldu. Büyülenmiş Kadın basıldı. 1855'te Evli Bir Rahip'i (Un prêtre marié) yazmaya başladı ve 1856'da ailesiyle barışıp, yirmi yıllık ayrılığa son vererek Saint-Sauveur'e döndü. Revue des Deux Mondes'da çok kötü eleştirilen Balzac'ı ve Kötülük Çiçekleri'yle ilgili olarak başı derde giren Baudelaire'i savundu. İmparatorluktan yavaş yavaş kopan Barbey, 1858'de annesini kaybetti, Trebutien'le de ilişkisini tamamen kesti. 1860'ta Eserler ve İnsanlar (Les œuvres et les hommes) başlığı altında topladığı eleştiri yazılarının ilk cildi yayımlandı. 1861'de tekrar eski alışkanlıklarına ve salonlara dönen, çok içmeye başlayan Barbey, Le Pays'de Victor Hugo'nun Sefiller'ine saldırdı. 1863'te Figaro'ya girdi. Eskiden beri çekiştiği Revue des Deux Mondes'un müdürü Buloz hakkında öyle saldırgan bir yazı yazdı ki mahkemeye çıkartılıp para cezasına çarptırıldı. Yavaş yavaş Barones de Bouglon'dan da kopmaya başladı. 1864'te Keskin Kılıçlı Şövalye, 1865'te Evli Bir Rahip adlı kitapları yayımlanan Barbey, 1866'da Nain Jaune'da tiyatro eleştirmenliği yapmaya başladı. Aynı gazetede "Parnasyenler"e yüklendi. İblisler'i yazmaya koyuldu ve kitabın ikinci öyküsünü, "Don Juan'ın En Güzel Aşkı"nı (Le plus bel amour de Don Juan) 1867'de yayımlattı. 1868'de babası, 1870'te Trebutien öldü. Barbey, Ulusal Muhafız Alayı'na girdi. 1871'de Saint-Sauveur ve Valognes'da kalan yazar üçüncü ve dördüncü İblisler'i, "Suçta Mutluluk" (Le Bonheur dans le crime) ve "Dinsizlerde Bir Akşam Yemeği"ni (A un dîner d'athées) yazdı. 1874'te yayımlanan İblisler kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. 1876'da kardeşi Léon öldü. 1879 yılında tanıştığı ve genç yaşına rağmen her şeyden vazgeçip kendini bütünüyle Barbey'ye adayan Louise Read, yazarın tanınması için çok uğraştı. 1882'de "Adsız Bir Öykü" (Une histoire sans nom); 1883'te, 1856-1858 yılları arasında yazdığı üçüncü ve dördüncü Memoranda'sı; 1884'te şiirleri, Unutulan Ritmler (Les Rythmes oubliés) ve 1886'da da kısa bir öykü olan "Bir Tarih Sayfası" (Une page d'histoire) ve Eserler ve İnsanlar'ın ikinci ve üçüncü cildi yayımlandı. 1888'de çok hasta olmakla birlikte çalışmaya ara vermeyen ve 1835'te yazdığı Amaïdée'yi tekrar ele alan Barbey d'Aurevilly'nin yukarıda adı geçen tüm eserleri içinde en tanınmış olanı altı öyküden oluşan (Kırmızı Perde, Don Juan'ın En Güzel Aşkı, Suçta Mutluluk, Bir Whist Partisinin İçyüzü, Dinsizlerde Bir Akşam Yemeği, Bir Kadının İntikamı) ve buraya Suçta Mutluluk adıyla ilk üç öyküsünü aldığımız İblisler'dir.

Barbey, dostu Trebutien'e 11 Ocak 1850 tarihinde yazdığı mektupta, yirmi dört yıl sonra İblisler adı altında toplanacak öykülerden biri olan "Bir Whist Partisi"nden ilk defa bahseder. O zamanlar genel başlık olarak Ricochets de Conversation'u (Sohbet Sektirmeleri) düşünmüştür. Kitabın bu genel başlık altında altı öyküden meydana geleceğini, hepsinin de başında bir ithaf yazısı bulunacağını ve 1851'de hazır olması gerektiğini söyler daha sonraki bir mektubunda. Trebutien, dostunun aşırılıklarına alışkın olmakla birlikte, "Bir Whist Partisi"ni fazla cüretkâr bulup geri adım atar. Tasarısının en azından şimdilik ertelendiğini anlayan Barbey, 17 Haziran 1850'de Trebutien'e, "Bir gün benim Ricochets de Conversation'umun editörü olursanız..." diye yazar. Nitekim "Bir Whist Partisi"ni, Büyülenmiş Kadın'ın arkasına koyup yayımlayan, 1854'te Cadot olacaktır. Bu arada Barbey öteki öyküleri düşünmeye başlamış olsa da, ancak taslak haline getirmiştir. Aralık 1866 öncesine kadar İblisler hakkında hiçbir bilgi yoktur. O tarihte not defterine şunları yazmıştır: "Hazırladığım öykü kitabının adı İblisler olacak (Barbey önce: Ricochet de conversation yazmış, sonra silmiştir) ve şu öykülerden oluşacak:

Öykü Başlıkları

1. Kırmızı Perde.

2. Bir Whist Partisinin İçyüzü (yayımlandı).

3. Don Juan'ın En Güzel Aşkı.

4. Zinalar Arasında (yazılacak).

5. Aşkın İki Yaşlı Devlet Başkanı (yazılacak).

6. Suçta Mutluluk.

7. Kadınların Onuru (Bir Kadının İntikamı?).

8. Madam III. Henri (yazılacak).

9. Çocuk Düşürücü (yazılacak).

10. Valognes (Dinsizlerde Bir Akşam Yemeği?) (yazılacak)."

Bu bize, 1874'teki İblisler baskısında yer alacak altı öyküden beşinin daha 1866'da yazıldığını düşündürür. Gerçekte ise son hallerini almamışlardır. Zira "Don Juan'ın En Güzel Aşkı" 1867'de La Situation'da tefrika edilmiş; "Suçta Mutluluk" ve "Dinsizlerde Bir Akşam Yemeği"ni 1871'de yazmıştır. Zaten kendi el yazması derlemesi de "Paris-Valognes, 1866-1872" ibaresini taşımaktadır. 28 Mayıs 1873'te bir dostuna yazdığı mektupta, İblisler'in ilk altı öyküsünün (demek ki o dönemde devamı olacağını düşünüyordu) Ekim ayında basılacağını söyler. Ne var ki kitap ancak Kasım 1874'te çıkar. Daha basılmadan hakkında çıkan yazılardan birinde İblisler'in "büyük bir merak, şaşkınlık uyandıracağı, hatta insanları incitme başarısına ulaşacağı" söylenir. İncitme kelimesi hafif kalır. Çünkü kitap çıktıktan sonra, 24 Kasım 1874'te Charivari'de Paul Girard tepkisini şu sözlerle dile getirir: "... mide bulantısı yüzünden kitap elimizden düştü." "Ya bu korkunçlukları yazan bir laik olsaydı! Ne kudurganlık!" "Tahtın ve kilisenin savunucularından birinin peydahladığı bu iyi kitaplara ne dersiniz?"

"Toplum ahlakına ve genel adaba aykırı davranmak"la suçlanan Barbey bir savunma hazırlar ve savunmasında, kendisinin toplum ahlakına aykırı davrandığından şüphelendikleri için kırıldığını; hayatının amacının iyi şeyler yaparak topluma katkıda bulunmak olduğunu; eserinin amacının insan kardeşlerine erdemsizliğin iğrençliğini göstererek onları ahlaka davet etmek olduğunu; bazı eserlerde iyilikle kötülüğün birbirine karıştığını, çünkü onları saran soluk renklerin onları birbirinden ayırt edilmez kıldığını; kendi eserinde çizdiği kötülüğe ise, iyilikle karıştırılmaması ve herkeste korku ve dehşet uyandırması için özellikle daha çarpıcı bir renk verdiğini; öykülerinin hiçbirinin sonunda erdemsizliğin asla yüceltilmediğini, ödüllendirilmediğini; bu amaçla yazılmış öykülerle toplum ahlakına nasıl saldırabileceğini; karakterinin, hayatının, geçmişinin kendisine kefil olduklarını; renklere ve renklendirmeye düşkün olabileceğini, fakat asla bile bile ahlaksız olmadığını söyler.

Kitabına yazdığı önsözde, kitabının adının niçin İblisler olduğunu, yer alan öyküler yüzünden mi, yoksa buöykülerdeki kadınlar yüzünden mi olduğunu sorar ve kim bilir, diye cevap verir. Öykülerinin gerçek olduğunu, hiçbir şeyi uydurmadığını, her şeyi görüp, yakından tanık olduğunu, sadece kişilerin adlarını vermediğini belirtir. Bu öykülerdeki kadınların İblisler adını hak edecek kadar iblis olduklarını; içlerinde, ciddi ciddi "meleğim" denilebilecek bir tanesinin bile bulunmadığını söyler. Bu hanımların —onların toplumdaki karşıtları olan hanımların çok daha küçük bir müzesi kurulana kadar— küçük bir müzesini kurmak istediğini belirtir. Doğanın bu bir gözü mavi bir gözü siyah kadınlara benzediğini ve burada mürekkeple çizilenin bu siyah göz olduğunu söyleyip, belki ileride mavi gözü de çizebiliriz, der ve şöyle bitirir: "İblisler'den sonra Melekler... Eğer yeterince duru mavi bulabilirsek... Peki ama var mı?"

Bu öykülerin yayımlanmasının yarattığı skandal, kitabın başlığı, özgünlükleri, Barbey'nin eserinin bütününün okurun gözünden kaçmasına neden olmuştur. Aslında İblisler'deki kişiler, yazarın diğer eserlerindeki kişilerden temelde farklı değildirler. Fark daha ziyade teknikte, anlatı sanatında, atmosferdedir. Buradaki iblislik, daha önceki eserlerinde de görülenle aynıdır, yalnız öykü anlatımının gerektirdiği özlülük, temaları daha belirgin bir şekilde ortaya çıkarmıştır, o kadar. İblisler'in doğuşunda rol oynayan unsurların başında Barbey'nin yaşadığı çağa karşı duyduğu tepki gelir. İblisler, diğer hiçbir romanında olmadığı kadar, Barbey'nin kendini ifadesidir. Bildiği çevrelerde, çocukluğunun veya yetişkinliğinin geçtiği yerlerde, çeşitli maskeler —kadın veya erkek maskeleri— ardında gizlenen Barbey'nin ta kendisidir. O "Kırmızı Perde"deki orta yaşlı; bir dandy yakışıklılığını korumayı bildiğinden, hâlâ yakışıklı; gururu yüzünden "teslim olmayan" Brassard Vikontu'dur. "Don Juan'ın En Güzel Aşkı"nda kahramanına kendi adlarını vermiştir (Jules-Amédée), öykünün anlatıcısı da kendisidir zaten. Aynı zamanda, "Suçta Mutluluk"taki Voltaire'yen ve kinik Doktor Torty'nin ağzından konuşur; çünkü Torty, kendilerinde Kudret'in damgasını ve soluğunu taşıyanların soyundandır. Her ne kadar kendini "Hıristiyan ahlakçı" olarak tanıtsa da, Byron ve Baudelaire'den çok etkilenen İblisler'in yazarı, belli bir yoğunluğa ulaşan tutku ve günahı bazı ruhlar için bir çeşit erdem olarak görür. Victor Hugo'nun Sefiller'inde önce cani olup sonradan nedamet getiren Jean Valjean'daki değişikliği saçma ve imkânsız bulan Barbey, aynı görüşte olan Baudelaire'den de etkilenerek, romantik edebiyatta çok sık rastlanan pişman olmuş ve yürek paralayan suçluların karşısına, pişman olmayan ve kesinlikle acıma uyandırmayan, aksine belli bir hayranlık duygusu veren, "Suçta Mutluluk"taki o çekici iki canavarı çıkarır. Lanetlilerin mutluluğu. Bu cehennem ateşi, cennetin vaat ettiği mutluluklardan daha hoş, daha tatlı mıdır? Kim bilir?

Barbey D'Aurevilly kitapları