Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Mevlanâ Muhammed Ali

Mevlanâ Muhammed Ali


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: İslam âlimleri

Mevlanâ Muhammed Ali Yazıcıya Gönder
Hindistan'ın Kâpurthala eyaletinin Murâr kasabasında doğdu. İlk ve orta öğretimden sonra Pencab Üniversitesi'ne girdi ve 1894 yılında Matematik lisansı ile mezun oldu.

Lahore Islamia College'de Matematik öğretmenliği yaparken, aynı zamanda İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine yaptığı "master" çalışmasını 1895-1996'da tamamladı, 1899 yılında da daha önce girdiği Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Öğretmenlik yıllarında Lahor Ahmedîleri'nin bir diğer önemli ismi Hoca Kemâleddîn ile tanıştı ve onun delaletiyle 1897 Mart'ında Mirza Ğulâm Ahmed'e bey'at etti. 1900 yılında hukukçu olarak çalışmaktan vazgeçerek Mirza Ğulâm Ahmed'in tavsiyesi üzerine, dünyanın dikkatini gerçeğe çekmek, İslâm'ı Avrupa ve Amerika'ya yaymak amacıyla Kâdîyân'da 1902 yılında İngilizce aylık "Review of Religions" adlı bir dergi çıkarmaya başladı.

1909 yılında başladığı Kur'-ân'ın İngilizce'ye tercüme ve tefsiri 1917 yılında tamamlanarak yayımlandı. 1935 yılında Hollanda diline, 1940 yılında da Almanca'ya tercüme edildi. 1923 yılında de Kur'ân-ı Kerîm'in Urduca tercüme ve tefsirini bitirdi. İngilizce olarak kaleme aldığı “The Religion of İslam” isimli eserin ikinci baskısı 1935 yılında yayımlandı, 1938 yılında de Hollanda diline tercüme edildi.

Kâdîyânîlik/Ahmedîlik içinde, Mirza Ğulâm Ahmed'in ölümü üzerine 27 Mayıs 1908 tarihinde "1. Halife" seçilen Mevlanâ Hakîm Nureddîn zamanında "hilafet" ve "tekfir" meselesi sebebiyle ayrılık izleri baş gösterdi. İngiliz Hükümeti'nin, 1913 yılında Cawnpore'de bir yolu genişletmek için oradaki bir camii yıkmak istemesi üzerine Müslümanlar ayağa kalkarak olayı protesto edip yıkıma engel olmak istediler. Ğulâm Ahmed'in Hükümet'e her hususta bağlı kalınması ve siyasetten uzak durulması emirlerine rağmen Ahmedîlerin ileri gelenlerinden Mevlanâ Muhammed Ali ve arkadaşlarının, diğer Müslümanlarla birleşerek Hükümet'e hücum eden yazılar yayımlamaları mezhep içinde esaslı bir çatışmaya ve çalkalanmaya sebep oldu ve Beşîruddîn Mahmud Ahmed'in ikazı ile Hakîm Nureddîn iki makale yazarak Muhammed Ali ve arkadaşlarının bu davranışlarını tenkid etti ve onları suçladı. Bu da mezhebin ikiye bölünmesinin görünen sebeplerinden biri oldu. Hakîm Nureddîn'in ölümünü müteakip Ğulâm Ahmed'in oğlu Mirza Beşîruddîn Mahmud Ahmed'in 14 Mart 19l4'te "Mesih'in 2. Halifesi" olarak mezhebin başına getirilmesiyle bölünme iyice belirginleşti ve nihayet kısa bir zaman sonra da Mevlanâ Muhammed Ali ve arkadaşlarının Lahor'a yerleşmeleri ile vücud buldu. Bu tarihten itibaren Ahmedîler, "Kâdîyân Ahmedîleri" ve "Lahor Ahmedîleri" olarak fiilen ikiye ayrıldılar. Lahor Ahmedîleri, "Ah-mediyye Encümen-i İşâ'at-ı İslâm" adı altında organize oldular ve başkanlığa Mevlanâ Muhammed Ali seçildi. Kâdîyân Ahmedîleri'-nin, Mirza Ğulâm Ahmed'in nebîliğini ve ona îmân etmeyenlerin kâfir olduğunu, Kâdîyânî olmayanlara kız vermenin, arkalarında namaz kılmanın, cenaze namazlarını kılmanın caiz olmadığını iddia etmelerine mukabil; Mevlanâ Muhammed Ali'nin reisi olduğu Lahor Ahmedîleri ise, Ğulâm Ahmed'in kendisi hakkında "nebî" kelimesini, teknik mânâda değil, lügat mânâsında kullandığı, onun nebî olmadığı, dolayısıyla onu inkâr edenin kâfir olmayacağı, Kâdîyânî/Ahmedî olmayanlara kız vermenin, arkalarında namaz kılmanın, cenaze namazlarını kılmanın caiz olduğu görüşünde idiler. Nitekim, Ebu'l-Kelâm Azâd da kendisine sorulan bir sual üzerine iki grup arasındaki farka işaret etmiştir: Kâdîyân ve Lahor Ahmedî kollarından hangisinin doğru yolu izlediklerini soruyorsunuz. Bana göre hiç biri doğru ve hak yolda değildir; fakat Kâdîyân Ahmedîleri, çok daha fazla aşırılığa gitmiştir. Öyle ki, İslâm'ın ana temelleri sarsılmıştır. Meselâ onların inancına göre, İslâm'ın îmân ve kurtuluş için bilinen ve kabul edilen esas-lan, şimdi yeterli değildir ve Mirza Ğulâm Ahmed'e îmân etmek esastır. Ancak Lahor Ahmedîleri, bu aşırılığı reddederler ve ne Mirzâ Ğulâm Ahmed'in peygamberliğine îmân ederler, ne de îmânın şartlarına yeni bir şart ilave ederler.

Mevlanâ Muhammed Ali'nin eserlerinden bazıları şöyledir: “Call of Islam”, “The Finality of Prophethood”, “The Holy Qur'an-Arabic Text, Translation and Commentary”, “Muhammad and Christ”, “The New World Order”, “The Prayer and the Three Ways to Success”, “The Prophethood in Islam”.