Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Abdullah Bin Bulukkîn

Abdullah Bin Bulukkîn


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Hükümdarlar

Abdullah Bin Bulukkîn Yazıcıya Gönder
Abdullah Bin Bulukkîn Bin Bâdîs Ez-Zîrî. XI. yüzyılda Gırnata’da kurulan Zîrîler hanedanının üçüncü ve son emiri (1072-1090). 1055 yılında doğdu. Berberi asıllı Sanhâce kabilesinin Zîrî koluna mensuptur. Zîrîler'in ikinci hükümdarı Bâdîs’in yahudi asıllı veziri Joseph, tahtın yegâne adayı Bulukkîn’i zehirlettiği için (1064), dedesi tarafından veliaht tayin edildi ve onun ölümü üzerine Gırnata’da tahta çıktı (1072-73). Ancak kardeşi Temîm, kendisini tanımayarak Malaga’da bağımsızlığını ilan etti. İki kardeş arasındaki mücadele hanedanın yıkılışına kadar sürdü. Abdullah sadece kardeşiyle değil, aynı zamanda komşu emirliklerle de uğraşmak zorundaydı. Bu yüzden Kastilya Kralı VI. Alfonso ile gizlice pazarlıklara girişti. Kendisini rakip ve düşmanlarına karşı koruması mukabilinde ona haraç ödedi. Hristiyan krallıkların giderek kuvvetlendiklerini gören bazı Müslüman emirler, Murâbıt Hükümdarı Yusuf Bin Tâşfîn’e müracaat ederek kendilerini himaye etmesini istediler. Kadılardan meydana gelen bir sefaret heyeti bu maksatla Fas’a giderek Yusuf Bin Tâşfîn ile görüştü (1082). Ne var ki o Endülüs’te meydana gelen olaylara müdahale edip etmemekte kararsızdı. Ancak fakih ve kadıların baskıları sonunda buna razı oldu. 1086 yılında Endülüs’e geçen Murâbıt ordusu büyük bir törenle karşılandı. Abdullah ile kardeşi Temîm de 500 kişilik süvari birliğiyle Murâbıt ordusuna katıldı. Bu gelişmelerden haberdar olan VI. Alfonso, 50.000 kişilik güçlü ordusuyla müttefik Müslüman kuvvetleri üzerine hücum etti. Zellâka’da cereyan eden bu savaş Müslümanların kesin zaferiyle sonuçlandı ve kral, ordusunun büyük bir kısmını savaş meydanında kaybederek kaçmak zorunda kaldı (23 Ekim 1086). Alfonso bu mağlubiyetin intikamını almak için yeni bir ordu hazırladı ve müstahkem Aledo Kalesi’ni inşa etti (1087). Bunun üzerine Müslümanlar tekrar Murâbıtlardan yardım istemek zorunda kaldılar. Yusuf Bin Tâşfîn, yapılan daveti kabul ederek Aledo’yu dört ay kuşattı. Fakat bir sonuç elde edemeden geri çekildi. Abdullah Bin Bulukkîn, kabiliyetsiz bir hükümdardı. Murâbıtlar’ın Gırnata üzerine yürüdüğünü haber alınca önde gelen adamlarını toplayıp istişare etti. Önce dedesi Bâdîs’e büyük hizmetleri olan Müemmil’in fikrini sordu. O Murâbıtlar’a karşı koyacak durumda olmadıklarını söyleyerek Yusuf Bin Tâşfîn’e boyun eğmesi için Abdullah’ı ikna etmeye çalıştı; diğerleri de Müemmil’i desteklediler. Fakat Abdullah onlara güvenemedi. Yusuf Bin Tâşfîn’in niyetini tam olarak kestirememekle beraber savunma için gerekli hazırlıklara başladı. Bu arada Kral VI. Alfonso’ya da haber gönderip yardım istedi. Ancak kraldan herhangi bir cevap alamadı. Öte yandan halk Murâbıtlar’la birleşmek için şehri terk etmeye başlamıştı. Abdullah durumu anladı ve annesiyle birlikte Yusuf Bin Tâşfîn’in huzuruna gitmeye karar verdi. Onu görür görmez atından inerek af diledi. Yusuf da kendisini affettiğini ve çadırda istirahata çekilmesini söyledi. Fakat çadıra girince zincire vuruldu. Murâbıtlar halkın sevinç çığlıkları arasında Gırnata’ya girdiler. Abdullah önce Cezîretülhadrâ’ya (Algeciras), sonra Septe’ye (Ceuta), nihayet Merakeş’in kuzeyindeki Ağmat’a sürüldü ve orada ikamete mecbur edildi. Böylece Zîrîler hanedanı sona ermiş oldu (1090). Abdullah’ın ölüm tarihi ise belli değildir.