Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Abbadî Ebû Mansûr

Abbadî Ebû Mansûr


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: İslam âlimleri

Abbadî Ebû Mansûr Yazıcıya Gönder
Kutbüddîn Emîr Ebû Mansûr El-Muzaffer bin Ebi’l-Hüseyn Erdeşîr El-Abbâdî İranlı mutasavvıf, vaiz ve hatip. 1098’de Sincâbâd’da doğdu. Babası, Gazzalî’nin de vaazlarını takip ettiği, Emir Abbâdî adıyla tanınan meşhur vaiz Ebü’l-Hüseyin Erdeşîr bin Mansur’dur. Merv’de şöhrete kavuştuğu için “Vâiz-i Mervezî” diye meşhur olan Abbâdî, ilk tahsilini Merv’de yaptı. Tanınmış muhaddislerden hadis dersi aldı ve daha sonra hadis rivayet etti. Genellikle güvenilir bir hadis râvisi olarak kabul edildi. Fakat Abbâdî daha ziyade baba mesleği olan vaizlikle ün yaptı. Vaazlarında halkı coşturduğu için kendisine “Sultân-ı Sühan”, “Hâce-i Mana”, “Allâme-i Rüzgâr” gibi unvanlar verildi. Mevlâna Celâleddin, Şems-i Tebrizi’yi övmek için “Abbâdî gibi bir ifade kudretine sahip olmayı” arzuladığına göre Abbâdî’nin bu sahadaki şöhretinin daha sonraki asırlarda da devam ettiği anlaşılmaktadır. Abbâdî, Merv’de şöhrete kavuştuktan sonra Sultan Sencer’in elçisi olarak Bağdat’a gitti. Halife Muktefî-Liemrillah’ın güvenini kazandı. Üç yıl kadar kaldığı Bağdat’ta vaazlar vererek halktan büyük ilgi gördü. Halifenin elçisi olarak Merv’e, oradan da tekrar Bağdat’a döndü. Elçilik göreviyle gittiği Hûzistan’da 2 Rebiyülevvel 547’de (7 Haziran 1152) Asker Mûkrem’de vefat etti. Cenazesi Bağdat’a getirilerek Cüneyd-i Bağdadî’nin bulunduğu Şuniziyye Mezarlığı haziresinde toprağa verildi. Devrinde vaizliğin (müzekkirlik) çok rağbette olması, onun küçük yaştan itibaren bu mesleğe ilgi duymasına sebep oldu. Serbest düşünmeyi ve fikirlerini rahat bir şekilde ifade etmeyi sevmesi onu mutasavvıflara yaklaştırmış, tasavvufî eserleri okuyup bunlardan faydalanmasını sağlamıştı. Eserleri tasavvufî düşünceye olan meylini ve bu konudaki bilgisinin derinliğini açık bir surette göstermekteyse de münasebet kurduğu şeyh veya mutasavvıflar hakkında kaynaklarda herhangi bir kayıt bulunamadı. Sufi tabakat kitaplarında kendisine yer verilmemesi, sûfiler nezdinde mutasavvıf sayılmadığını gösterdi. Talebesi Ebû Saîd Es-Sem’ânî, hadis rivayeti hususunda Abbâdî’nin itimada şayan olduğunu, ancak dinen doğru olmayan bazı hususları yapmakta mahzur görmediğini söylemişti. Nitekim Hamza bin Mekkî’de Abbâdî’nin namaz konusunda ihmalkâr davrandığını nakletmişti ki bütün bunlar, onun dinî emirler karşısında pek hassas olmadığını gösterdi. Din adamlarının halk üzerindeki nüfuzlarının kuvvetle hissedildiği bir dönemde yaşayan Abbâdî, hitabet gücüyle halkın güvenini kazandıktan sonra daha serbest konuşmuştu ve daha rahat hareket etmişti. Onun bu davranışı devlet adamları yanında itibar kazanmasını sağlamışsa da Hanbeffler’in tenkidine uğramaktan kurturamamıştı. Çünkü o, İslam tarihinde, herhangi bir ilimde ihtisas sahibi olmadan yalnız hitabet gücüyle büyük şöhret kazanan şahsiyetlerden biriydi.