Toplam yaşam öyküsü sayısı: 9139
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Prens Sabahaddin

Prens Sabahaddin


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Siyasetçiler Tarihî kişilikler

Prens Sabahaddin Yazıcıya Gönder
1878'de doğdu. Asıl adı Mehmed Sabahaddin'dir. Babası Damad Mahmud Celâleddin Paşa, annesi Sultan Abdülmecid'in kızı ve II. Abdülhamid'in kız kardeşi Seniha Sultan'dır. Kendisine yerli kaynaklarda 'Sultanzâde', Batı kaynaklarında da 'Prens' denmektedir.

Önemli hocalardan Arapça, Farsça, Fransızca, fen, resim ve piyano öğrendi; Osmanlı, Arap-Fars ve Fransız edebiyatı eğitimi aldı. Gençlik yıllarında, Osmanlı Devleti'nin sorunlarının ancak yurt dışında yürütülecek bir mücadeleyle halledilebileceği düşüncesini benimsedi. Babasının Padişah'la arası açılınca, babası ve kardeşiyle birlikte Ekim 1889'da Paris'e kaçtı. Orada, II. Abdülhamid yönetimine karşı mücadele eden Jön Türkler'e katıldı.

Şubat 1902'de, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde faaliyet gösteren Jön Türkler'i birleştirmeyi hedefleyen I. Jön Türk Kongresi'ni düzenledi. Kongrede başkan seçildi, ancak gruplar arasında uzlaşılamadığı için istenen sonuç alınamadı. Ahmed Rıza ile Mizancı Murad Bey'in grupları yanında, üçüncü Jön Türk grubu olan Teşebbüs-i Şahsî ve Adem-i Merkeziyyet Cemiyeti'ni kurdu. Cemiyetin yayın organı olan 'Terakki' gazetesini çıkardı. Prens Sabahaddin bu dönemlerde liberal ve adem-i merkeziyetçi bir görüş savundu.

27 Aralık 1907'de, II. Jön Türk Kongresi'ni topladı. Bu kongrenin amacı, II. Abdülhamid yönetimini sona erdirmekti.

II. Meşrutiyet ilan edilince, Avrupa'daki muhalifler Osmanlı'ya döndü. İstanbul'a dönen Prens Sabahaddin, aktif politikaya girmedi. İttihat ve Terakki 1909'da iktidarı ele geçirince, Prens Sabahaddin İttihat yönetimine muhalif oldu. Yönetimin siyasi ve iktisadi görüşlerini eleştirdi. Prens Sabahaddin'e göre düşman dışarıda değil, toplum içindeydi; tembellik ve merkeziyetçi yönetim, Osmanlı Devleti'ni yok etmekteydi.

Bu düşünceleri yüzünden tutuklandı; serbest kalınca 1913'te Paris'e kaçtı. I. Dünya Savaşı bittikten ve İttihat ve Terakki yönetimi son bulduktan sonra 1919'da İstanbul'a döndü. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, Osmanlı hanedanı mensuplarının sınır dışı edilmesiyle, 1924'te yurt dışına çıkmak zorunda kaldı.

Avrupa gazetelerinde Türkiye'nin siyasi ve iktisadi sorunlarına dair yazılar yazdı. Hayatının son yıllarını İsviçre'de, yoksulluk içinde geçirdi. 30 Haziran 1948'de İsviçre'de öldü. İstanbul'a getirilerek Eyüpsultan'daki aile kabristanına gömüldü.

Prens Sabahaddin'e göre iş, sadece II. Abdülhamid'in yönetimine son vermek, II. Meşrutiyet'in ilan etmek ve Kanun-ı Esasi'nin yeniden yürürlüğe konulmasını sağlamakla bitmemektedir. Mevcut şartların değiştirilmemesi hâlinde yeni bir istibdat kaçınılmaz olacaktır. Meşrutiyet'in amacı, halkın hükûmeti kontrol etmesi olduğuna göre, devlet yönetiminde adem-i merkeziyet sistemine geçilmeli ve vatandaşlar arasında şahsi teşebbüs geliştirilmelidir. Özel mülkiyet sistemi kurulmalıdır.

Prens Sabahaddin'in görüşleri, devrin önemli adamları tarafından ütopik bulundu. Türkiye'de kısmen 1950'den itibaren taraftar bulmaya başlayan bu görüşler için uygulama imkânı bulunamadı.