Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Niccolo Machiavelli

Niccolo Machiavelli


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Yazarlar - Şairler

Niccolo Machiavelli Yazıcıya Gönder
Makyavelizm, hiç kuşkusuz bir soyutlama ve bütün soyutla­malarda olduğu gibi, ayrıntıyı atlama eğilimi taşıyor. Makyave­lizm soyutlamasına ilhamını veren Machiavelli ise bir insandır. El­bette, istenirse somut olan Machiavelli de soyut bir insan haline gelebi­lir ve konuşulabilir. Mümkündür ama doğrusu, somut Machiavelli'de ısrar etmektir. Lucien Febvre'nin dediği gibi, soyut insanla ta­rihçi hiç karşılaşmaz.

Somut Machiavelli'nin özelliği nedir? İlk göze çarpan şey, bir Rö­nesans insanı olmasıdır. Machiavelli 1469'da doğmuş, 1527 yılında ölmüştür. Yani hem bir Rönesans insanı hem de bu çağ'ın bir öncüsüdür.

Evet, 'toplumsal düzenin içinde arayalım, orada buluruz. Zamanın toplumuna bakalım, o zaman anlarız.' Öyleyse Machiavelli'yi anlamak için, yaşadığı zamana dönmemiz gerekiyor. An­cak burada bir 16. yüzyıl tablosu çizecek değiliz; bu sorunumuzu, bir tarihçiyi yeniden yardıma çağırarak çözeceğiz:

'Neden on altıncı yüzyıl? Çünkü dünya tersine dönmeye başlamıştır. Birbirine bağlı iki büyük dönüşüm ve başkalaşım, bu döneme damgasını vurmuştur: Burjuvazinin yükselmesi ve Kapita­lizmin kendini kanıtlaması. Gelişmekte ve kendi düzenini her şeye dayatmakta olan bu iki bizatihilik, Eski Dünya'yı, yani bir bakıma Doğu'yu yok etmektedir. Nasıl mı? Doğu'dan gelen Hristiyanlık, reformla batılılaşmakta; Doğu'nun sanat ve edebiyat anla­yışının devamı olan, antik sanat ve edebiyat, Rönesans'la aşılmakta; Doğu'dan ilk kopuşu simgeleyen Feodalite, Kapitalizmle, başka bir âleme doğru değiştirilmekte ve asıl önemlisi, Batı insanı kendi­ni yerellikten kurtararak, dünyaya açılmaktadır. Yani, bilimi keşfet­mek de, bilimi kurmak da, bilimi oluşturmaktadır. Bu yepyeni bir olaydır, çünkü Doğu'da, bilim olmamıştır. Rönesans, işte bütün bunların bileşkesi olarak, tam olarak bu dönüşüm ve başkalaşım mayalan­masının ortasına oturmaktadır.'

Peki, ne diyor bu dünyanın bir bireyi olan Machiavelli: 'Devlet, gücünü dinden, ulustan, törebilimden değil, pratikten almalıdır.' Ve bundan etkilenmek için, illaki bir 'si­yaset felsefecisi' ya da bir 'siyaset bilimcisi' olmak gerekmiyor. Saptanması gereken ilk şey şudur; Machiavelli ile birlikte, onun dönemi de teoriler dünyasından, olgular dünyasına geçiyor.

Machiavelli bir dünyevileştiricidir: Bunları söylerken, hem ortaçağı hem de onun üzerinde duruyormuş gibi görünen, dini ve teolojiyi karşısına alıyor. Niçin yapıyor bunu? Çünkü artık Or­taçağ'ın kalıplarına sığamayan, 'ayakları dünyaya basan' yeni bir sınıf, -burjuva sınıfı- tarih sahnesinde yerini almıştı. Machiavelli, bunları yapmak için, ortamın olgunlaştığı bir dönemde yaşıyordu.

Dolayısıyla düşünürümüzün, devlete 'insan gözüyle' bakması ve teolojinin yerine, akılla deneyi koyması da kaçınılmaz olu­yor. Peki, ama nedir bu insan gözü? Nasıl oluyor da başkalarının, ilahi bir gücün etkisini gördüğü yerde, o, dünyevi bir güç görebiliyor?

İşte size Machiavelli. Burası, somut Machiavelli'nin, bir soyutlama adına ve insan adına konuşmaya başladığı yerin, ta kendisidir. Machiavelli ve çağdaşları, bir soyutlama olan Tanrıyı, gökten yere indirirken, bir taraftan da kendi soyut Tanrısını yaratıyor. Bu Tanrı, bundan böyle, felsefeye, sa­nata, siyasete damgasını vuracak soyut bir insandır. Böylece, kur­gu tersine döner; bütün insanlar, Tanrının iradesinin bir tezahürü olarak yaratılırken, birdenbire dünün bütün insanları, Machiavel­li döneminin insanlarını yaratmak için yaşamış gibi görü­nür Adeta, bugünün tarihi, dünün tarihinin amacıdır. Bu karmaşık durumun yalın hali şudur; dün Tanrı adına konuşan egemenler, bugün yerini insan adına konuşan yeni egemenlere bırakmıştır.

Başlangıçta, devrimci bir mücadeledir bu. Yeni sınıf ve elbette Machiavelli, Tanrıya ve onda kişileşmiş olan feodal yapı­lara karşı mücadele etmektedir ve 'devlet yönetimi insani bir iştir' derken, yeniyi dillendirmektedir.

Peki, niye bugün Machiavelli'den geriye korkunç bir Prag­matizm kaldı? Niye bugünün egemen düşüncesi, Machiavelli'den, 'amaç için her yol mubahtır' ana fikrini çıkarıyor. Aslında bunun cevabı da oldukça basit; Machiavelli'in devrimci sınıfı, bugünün tutucu sınıfı haline gelmiştir. Düne, somut Machiavelli denk düşürken, bugüne ise Machiavelli soyutlaması, -yani Makyavelizm- denk düşmektedir.

Dolayısıyla somut Machiavelli, devrimci kalmaya devam etmektedir. Onu, somutluğu içinde algılamak, tutucuların işi değildir. Bu mirasın gerçek sahibi olan devrimcilere ise, soyutlamalara inanmak yerine, 'tarihin kendisinde bulup, göstermek' görevi düşmektedir.

Goethe, bilimler tarihini, çeşitli ulusların seslerinin sırayla çıktığı bir füg'e benzetir. Bizde bilinen adıyla 'Hükümdar' (gerçek adıyla Prens), bu fügdeki İtalyan sesidir. Üstelik oldukça köklü ve önemli bir sestir.