Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Âgehî

Âgehî


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Yazarlar - Şairler

Âgehî Yazıcıya Gönder

(Hive, 1809-1874),

Türkistan edebiyatı tarihinde büyük şairlerin, tarih kitapları yazması veya Türkçe'ye çevirmesi ananesi vardır. Harezmli Nasariddin Babgınî'nin "Kısasu'l- enbiya" kitabı, Lütfî'nin "Zafernâme" tercümesi, Ali Şir Nevayi'nin birkaç tarihi eseri, Babür'ün "Babürnâme"si, yine Harezm'de yetişmiş olan Ebulgazi Bahadır Han'ın "Şecere-i Türk" ve "Şecere-i Terakime" eserleri, Munis ve Âgehî'nin tarihî kitapları milletin övüncü olup, ölümsüz birer kültür âbideleridir.

Âgehî, Türkistanlı şairler içinde en çok tarih kitabı yazan ve Türkçe'ye çeviren büyük sanatkârdır. Âgehî mahlasıyla şöhret kazanan şairin asıl adı Muhammed Rıza Erniyazbekoğlu'dur. 1809 yılında başkent Hive yakınlarındaki Kiyât'ta doğmuştur. Büyük şair Munis'in yeğenidir. Âgehî üç yaşında iken babası ölmüş, onu Munis büyütmüştür. O, mektep ve medreselerde Arapça, Farsça ve Osmanlı Türkçesi'ni iyice öğrenmiş, zamanının ünlü bir şairi, âlimi ve sanatkârı olarak yetişmiştir. Munis ile birlikte han sarayında vazife görmüş, 1829 yılında Munis'in vebadan ölmesinden sonra saraydan ayrılarak baba mesleği olan mirâbhk (kentin su işleri) ile meşgul olmuştur.

1845 yılında mirâbhk işiyle uğraşırken, attan düşerek ayağı kırılmıştır. Bunun sonucu geçirdiği hastalıkla ayaklan tamamen hareketsiz kalmış, oturup kalkamaz bir hâle gelmiştir. 1857 yılından ömrünün sonuna kadar bu hastalıkla yaşamıştır. Hastalanmasından bir müddet sonra hanımının da ölmesi üzerine şair kimsesiz kalır, ölünceye kadar eserlerini bu hâlde yazmıştır.

Büyük bir sebat ve irade kahibi olan şair, aynı zamanda eşsiz bir sanatkârdı. Ondan bize yirmiden fazla eser miras kalmıştır.

Âgehî'nin 18 binden fazla mısradan müteşekkil divanı "Ta'vizü'l Âşıkun" adıyla meşhurdur. Şair yaşarken bu divan, kâtipler tarafından birçok kez istinsah edilmiştir. Divan Hive'de 1882 ve 1905 yıllarında basılarak yayımlanmıştır. Divanının elyazma nüshaları Taşkent'te (Şarkiyat Enstitüsü no:938 ve 7443), Petersburg'da (El yazmalar fondu no: 1944, Saltukov - Şedrin kütüphanesi no: 18) mevcuttur.

Han sarayının baş mirabı olan dayısı şair Munis'in, Hive hanı Allahkulıhan'm Horasan'a yaptığı askerî seferde, 1829 yılında vebadan ölmesi üzerine, qnun yazmakta olduğu "Firdevsü'l-İkbaF'i tamamladı. Kitapta 1. Muhammed Rahim Han'ın zamanına 1825'e kadar olan tarih anlatılır.

Şair 1844 yılında "Riyâzu'd-Devle" adlı ikinci tarih kitabını yazdı. Bu kitapta Hive hanı Allahkuûhan'ın devri (H.1241-1258 / M. 1825-1843) anlatılır. 1846 yılında yine Hive Hanhğj tarihine ait "Zübdetü't-Tevarih" isimli üçüncü kitabını yazdı.

Daha sonra 1846-1855 yılları arasında han olan Muhammed Eminhan devrinin tarihi hakkında "Câmiu'1-vâkıât-i Sultanî" isimli eserini tamamladı. Bundan sonra birkaç sene boyunca hastalık geçiren şair, bu zaman zarfında telif eser yazmayıp yirmiden fazla eseri Türkçeye çevirmiştir. O, ömrünün son senelerinde iki tarih kitabı daha yazdı. Bunlardan biri, Said Muhammed Bahadur Han devri (1855-1865) olaylarını anlatan "Gülşen-i Devlet"tir. Diğeri ise 1865'ten 1873 yılındaki Rus askerlerinin baskılarına kadar olan olayları anlatan "Şâhid-i İkbâl" dir.

Bu önemli eserler uzun zaman yayımlanmadı. Bazı kitapları ise kısmen basıldı. Bu eşsiz kitapların elyazma nüshalarının hepsi Taşket'te Şarkiyat Enstitüsü'nünelyazmalar bölümünde mevcuttur. Âgehî'nin Türkistan edebiyatına en büyük hizmeti Arapça ve Farsça'dan on dokuz eseri, Osmanlı Türkçesi'nden ise bir eseri çevirmesidir. Onun Türkçe'ye çevirdiği yedi tarih kitabı şunlardır: Mirhând, "Ravzatu's-Safâ" c.3, c.4, Muhammed Mehdî Han, "Tarih-i Nâdiri" (Nadir Şâh devri, 1736-1747), Şerafüddin Eli Yezdi, "Zafernâme" (Emir Timur devri), Muhammed Yusuf Münşî, "Tezkire-i Mukimhanî" (Belh hakimi Mukim Han devri, 1702-1707), Nizamuddin Ahmed Hiravî "Tabakât-i Ekberşâhî" (Babüroğullarından Ekber devri), Rizakulıhan Hidâyet, "Ravzatu's-Hayrat", şairin Osmanlı Türkçesi'nden Çağatay Türkçesi'ne aktardığı tek eserdir (1830-31).

Âgehî bunlardan başka dokuz tane bediî eseri de Türkçe'ye çevirmiştir: Nizamî Gencevî, "Heft Peyker", Sa'idî, "Gülistan", Hüsrev Deblevî, "Heşt bihişt", Muhammed Varis, "Zübdetü'l-Hikâyet", Abdurrahmân Câmî, "Yusuf u Züleyha", "Salamân ve İbsal", "Bahristan", Bedriddin Hilali, "Şah u Gedâ", Vâsifî, "Bedâyiü'l-Vakâyî".

Ayrıca şu dört felsefî eseri de Türkçe'ye çevirmiştir: Keykavus, "Kabusnâme", Mehmed Belcüvanî, "Miftahu't-Talibin", Hüseyn Vaiz Kaşifî, "Ahlak-ıMuhsinî".

Âgehî'nin eserleri Özbekistan'da birkaç defa yayımlandı. Onunla ilgili en hacimli neşir, 1971-74 yılları arasında çıkan altı ciltlik seçilmiş "Eserler"idir. Şairin eserlerini neşre hazırlamada, Prof. Gulam Kerimov, Subutay Dalimov gibi âlimlerin hizmeti büyüktür. V. Zahidov, V. Abdullayev, R. Macidil, K. Münirov gibi Âlimler de Âgehî hakkında kitaplar yazmıştır. Bugün Hârezm tiyatrosu, bazı enstitüler, okullar ve caddeler Âgehî adını taşımaktadırlar. Şimdi Özbek âlimlerinin yapmaları gereken iş, şairin bütün eserlerini hazırlamaktır.