Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Sultan İkinci Murat

Sultan İkinci Murat


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Osmanlı padişahları

Sultan İkinci Murat Yazıcıya Gönder
II. Murat (Osmanlı Türkçesi: مراد ثانى Murād-ı sānī) Koca Murad olarak da anılır; (d. Haziran 1404, Amasya – ö. 3 Şubat 1451, Edirne), 6. Osmanlı padişahı.

Babası Çelebi Mehmed, annesi Dulkadiroğulları Beyliği'nden Emine Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed'in babasıdır. Amasya’da doğan Sultan Murad; babasının Edirne’de 1421 yılında ölümüne kadar Amasya’da Sancakbeyliği yapmıştır. Babasının ölüm haberi üzerine henüz 19 yaşındayken tahta çıkmıştır.

Sultan İkinci Murad, soyunun Kayı boyuna mensubiyetini göstermek için, sikkelerine, Kayı boyuna ait iki ok ve bir yaydan müteşekkil damgayı koydurmuştur. Sonraki padişahların bastırdıkları sikkelerde görülmeyen Kayı damgası, Kanunî’ye kadar çeşitli eşya ve silâhlar üzerine konulmasına devam edilmiştir.

II.Murad; bazı kaynaklara göre 1402'de [1], bazılarına göre ise 1404'de [2] Amasya'da dünyaya geldi. İlk çocukluk yılları Amasya'da geçti. 1410'da babasıyla Bursa'ya gelerek orada saray eğitimi aldı. 1415'de lalası Yörgüç Paşa ile Amasya'da Rum ve Danışmendiye eyaleti valisi olarak görevlendirildi ve tahta çıkıncaya kadar 6 yıl bu görevi yaptı. 1416da bölgesi askeri başında Börklüce Mustafa'nın İzmir ve Saruhan tarafında çıkardığı ayaklanmaların bastırılmasında görev aldı. 1418'de Sonraki lalası Hamza Bey ile Çandaroğullarından Samsun'u aldı. Babası I. Mehmet Edirne'de bir av kazası sonunda ağır yaralanınca ölüm yatağında devletin idaresinin biran evvel oğlu Murat'a devrini vasiyete etti ve Murat Amasya'dan tahta geçme töreni yapılacak Bursa'ya gelinceye kadar devlet adamları babasının ölümünü sakladılar. Murat 25 Haziran 1421'de Bursa'da gelip culûs ve biat törenleri yapılıp devletin ileri gelenleri ve yeniçerilerin desteğiyle 17 yaşındayken tahta çıktı.

Murat'ın babası Mehmet'in ölümünü üç yıl süren bir bunalım izledi. Doğu Roma İmparatoru Manuel Limni'de gözaltında tutulan Murat'ın amcası Mustafa Çelebi'yi Gelibolu'yu Bizans'a bırakması karşılığında serbest bıraktı; onu meşru padişah kabul edip bir Bizans donanma filosu ile Limni'den Rumeli'ye geçmesini sağladı. Mustafa Çelebi, özellikle İzmiroğlu Cüneyd Bey'in yardımcılığı ile Rumeli beylerinin de desteğini aldı. II. Murat'ın veziriazamı olan Amasyalı Beyazıt Paşa Edirne'deki ordu ile Mustafa Çelebi'nin yeni topladıği orduya karşı gitti. Yapılan Sazlıdere Muharebesi sonucunda veziriazamn ordusunun büyük bir kısmı taraf değiştirdi ve II. Murad'ın veziriazamı teslim oldu. İzmiroğlu Cüneyd Bey'in israrı üzerine Beyazıt Paşa idam edildi. Mustafa Çelebi'yi ikinci başkent halkı tezahüratla karşıladı. Mustafa Çelebi Edirne'de hükümdarlığını ilan edip kendi adına hutbe okutup sikke bastırdı.

Mustafa Çelebi siyasetinde bazı büyük hatalar yaptı. Bizans'a vaad ettiği Gelibolu'yu vermeyerek ilk destekcisini kaybetti. Sonra 12 bin sipahi ve 5 bin yaya ordusuyla Galata Cenevizlilerin gemileri ile Gelibolu'dan Anadolu'ya geçip Bursa'yi kuşattı. Fakat Anadolu'da savaşa girişmek istemeyen Rumeli asillı ordunun bu sefere pek gönüllü olmaması ve II. Murad'ın Mustafa Çelebi'nin Beyazit'in oğlu olmayip Düzmece olduğuna dair menfi propagandalarının inandırıcı olması Mustafa Çelebi'nin ordusunun dağılmasına neden oldu. Özellikle kendisine İzmir ve Aydın beyliği teklif edilen İzmirlioğlu Cüneyd Bey yandaşları ile Mustafa'nın ordusundan ayrıldı. Mustafa ordusunda kalanlarla geri çekilirken Ulubat civarında bir köprüde Hacı İvaz Paşa'nın birliği ile tutuştuğu çarpışmada büyük zararlar verdi.

Mustafa Gelibolu'ya kaçmayı başardı ve oradan Boğaz trafiğini durdurmaya çalıştı. Fakat II. Murad Cenevizli Foca Podestası Adorno'dan kiraladığı gemi ve askerlerle birlikte Rumeli'ye geçmeyi başarıp Mustafa'yı Gelibolu'dan kaçırttı. II. Murat 2 bin zırhlı Foca Podestasi askeriyle takviyeli orduyla Edirne üzerine yürüdü. Edirne'liler onu şehir dışında karşılayıp ona sadık olduklarını bildirdiler. Mustafa Çelebi devlet hazinesinde alarak Edirne'den kaçti. Fakat Tunca Vadisindeki Kızılağaç Yenicesi'inde yakalanıp Edirne'ye gönderildi. Mustafa Çelebi hailesi Mustafa'nın Edirne kale burcundan asılması ile böylece 1422de son buldu. Fakat tarihciler hala Mustafa Çelebi'nin düzmece mi yoksa gerçekten padişah oğlu olup olmadığı sorusunu tartışmaktadırlar.

Bu olayın ardından Mustafa Çelebi'yi destekleyen Bizanslılar yeni bir oyun sergileyerek bu desteğin o zaman güç kazanan bir saray kliği tarafından uygulandığını ve gerçekten imparator II. Manuel'in II. Murat'a karşı dost olduğunu beyan ettiler.

Fakat yeni veziriazam Çandarlı İbrahim Paşa, Vezir Hacı İvaz Paşa ve Lal Yörgüç Paşa'nın görüşlerini alan Murat Bizans'a sert tepki gösterdi ve 2 Haziran 1422'dan Eylul başına kadar Konstantinopolis'i karadan kuşatmaya aldı. Bu kuşatma Bizans için büyük asker ve bina hasarına yol açtı.

Bu kuşatmadan kurtulmak için Bizans'lılara bu sefer kuşatma sürerken Ağustos ayında II. Murat'ın kardeşi Küçük Mustafa'yı ayaklandırmaya başardılar. Karaman ve Germiyan beyleri ile birlikte Hamid-İli'nden hareket eden Küçük Mustafa Bursa'ya gelip bu şehri kuşattı. Bursa Ahileri Küçük Mustafa'nın lalası olan Şarapdar İlyas'a heyet göndererek şehrin kendini savunacak personel ve ikmal maddesi olduğunu ve Ahilerin bu savunmayı destekleyeceğini bildirdiler. Bunun üzerine Şehzade Mustafa İznik üzerine yönelip 40 günlük kuşatmadan sonra bu şehri eline geçirdi. Şehzade Küçük Mustafa burada İbrahim Paşa sarayına yerleşip padişahlığını ilan ettirdi. Bunun üzerine Murat 6 Eylül'de Konstantinopolis kuşatmasını kaldırıp Anadolu yakasına geçti. Mihaloğlu Mehmet Bey'i sipahilerle İznik üzerine gönderdi. Şehzadenin lalası Şarapdar İlyas ise beylerbeylik verme vaadleri ile elde edildi. Şubat 1423de Mihaloğlu İznik'i bastığı zaman Şehzade Mustafa hamamda idi; yandaşları onu savunup kaçırmaya çalışırken Mihaloğlu yaralandı. Fakat lala Şarapdar İlyas Şehzadeyi atına kendi bindirip götürüp II. Murat'a teslim etti. Şehzade Mustafa boğulup idam edildi; ceseti İznik dışında bir incir ağacına asıldı ve sonra Bursa'ya götürülüp Yeşil Türbe'ye gömüldü.

1423de II. Murat Şehzade Mustafa olayını gizliden destekleyen Candaroğulları beyi İsfendiyar Bey üzerine yürüyerek topraklarının büyük bölümünü ve özellikle Taraklıboru (Safranbolu) şehrini Osmanlı ülkesine kattı.

Karamanoğlu Mehmet Bey Antakya'yi kuşatması sırasında ölmesi yerine geçebilecekler arasında bir çatışmaya neden oldu. II. Murat II. Mehmet Bey'in (1423-1426) hükümdar olmasına yardımcı oldu ve bunun sonucu bir anlaşma ile Karamanlıların ellerine geçirmiş oldukları Göller Bölgesi Osmanlılar tarafından geri alındı.

Eflak voyvodasının Osmanlı topraklarına yaptığı saldırılar püskürtüldü ve akıncıların yıldırıcı hücümlarını durdurmak için Eflak Voyvodası yine bağımlılığı kabul etti.

Konstantinopolis kuşatması sırasında Venedikliler Selanik ve Mora'yı kendi denetimleri altına almak için Bizans ile görüşmeler başlatmışlar ve 1423'te o sırada Osmanlı ablukası altında olan Selanik'e sahip olmuşlardı. Bunun üzerine Konstantinopolis'in de Venediklilere bırakılabileceği endişesiyle Murat 1424 yılında Cenevizliler aracılığıyla Bizans ile bir antlaşma yaptı. Bu antlaşmaya göre imparator her yıl vergi olarak 30.000 duka altın vermeyi ve Ankara Savaşı'nın ardından Bizans'ın eline geçmiş olan Ege ve Karadeniz kıyılarındaki toprakları Osmanlılar'a iade etmeyi kabul etti.

425 Anadolu'da birlik sağlama çalışmalarına girişti. Önce Düzmece Mustafa vakasında Aydınoğlu Beyliği verilen İzmiroğlu Cüneyd Bey ile uğraşıldı. Cüneyd Bey ardı ardına gerçek ve sahte şehzade ayaklanmalarına destek vermişti. Önce Şehzade İsmail'e isyanında yardım etmiş ve 1425de ise Selanik'te Venedik desteği ile isyan çıkaran kimliği bilinmeyen yeni bir Duzmece Mustafa'ya destek vermisti. II. Murat Cenevizlilere tekrar Karadeniz'de bulunan liman kolonilerini geri verip onlarla anlaşarak Midilli ve Sakız'dan getirilen Ceneviz filoları kullanarak Cüneyt Bey'in denizden destek sağlamasina engel oldu. Sonra bir kara ordusuyla uzun süren bir uğraştan sonra 1426da Cüneyd Bey, ailesi ve hanedanının diğer mensupları yakalanarak hepsi idam edildi. Sonra Menteşe ve Teke beylikleri Osmanlı topraklarına katıldı. Fakat daha doğuda bulunan Karaman ve Candarlı beyliklerin egemenliklerine son verilmedi. Buna bir neden bu siyasetin Timur'un yerine geçen Şahruh'un bir zamanlar Selçuklular ve İlhanlılar'ın hükümdarlığı altında bulunan bütün arazilerin üstünde hak iddia etmesi ve bir istila hareketine girişmesi tehdidi idi.

1429'da erkek çocuğu olmayan Germiyanoğlu II. Yakup Bey'in ölümünün ardından vasiyeti üzerine Germiyanoğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.

Murat Anadolu'da barışı sağladıktan sonra tüm gücünü Venediklilere yöneltti ve 1430'da Selanik'i, ardından da Yanya'yı ele geçirdi.

Osmanlı iç savaşı sırasında Balkanlarda Macar etkisi artmış ve 1427 yılında Sırp Despotu Stefan Lazareviç'in ölümü üzerine Macaristan ile Osmanlılar arasında Sırbistan tahtı üzerinde çekişme çıkmıştı. 1428'de Macarlarla Osmanlılar arasında yapılan anlaşma sonucunda Yorgo Brankoviç Sırp Despotu olarak tanınmıştı.

1431'de antlaşmanın süresi dolunca Macar Kralı Sigismund II. Murat'a bir elçi göndererek Bosna, Sırbistan ve Bulgaristan üzerindeki Macarisatn yüksek egemenliğini tanınmasını resmen istedi. Bu hareketle Macaristan savaş ilan etmiş oluyordu. Osmanli devleti aleyhinde olanlar Macaristan Kralı çevresinde toplanmaya başladılar. Bunlar arasında Bosna Kralı II. Tvrtko, Sırp Despotu Yorgo Brankoviç, Eflak prensliğini Sigismund desteği ile eline geçiren Vlad Drakul I, Savcı Bey'in oğlu Şehzade Davut, taht hakkı arayan birçcok Balkan soylusu ve pek çok senyör bulunmaktaydı. Macarların artan etkisi karşısında Murat 1434'ten itibaren Balkanlar'da daha saldırgan bir tutum izlemeye başladı ama Anadolu'da ve Asya'da önemli gelişmeler (örneğin Timur torunu Şahruh'un Anadolu'ya yönelmesi olasılığı, Karamanoğulları'nın mütecaviz bir atakla eski arazilerini geri almaları) II. Murat'ın Balkan sorunlarına dikkatini çekmesini önledi. Diğer taraftan Macarlar etrafında ki kalabalık cephe de atak harekete geçmedi.

9 Aralık 1437'de Sigismund'un bir erkek çocuk varis bırakmadan ölmesi üzerine Macaristan'da işbaşına gelecek hanedan sorunları Macaristan'da epey kargaşalık yarattı. Sigismund'un kurmaya çalıştığı cephe de dağıldı. II. Murat bu fırsatı iyi değerlendirerek üç yıl Rumeli'de kalarak, özellikle Sırbistan ve Eflak sorunları üzerine eğildi. Sırbistan ve Eflak prensliklerinin koşulsuz olarak kendisine bağlanmalarini sağladıktan sonra 1438'de II. Murat ilk Macaristan Seferi'ne çıktı. Tuna'yı geçerek Severin, Demirkapı, Orsova ve Şeşbeş kalelerini topa tutup yıkarak Erdel'in merkezi Zeybin (sonradan Hermannstadt ve şimdi Sibiu) kalesini kuşattı. Bu kaleyi eline geçirip Karpat Dağları geçitlerini aşıp Eflak topraklarına girdikten sonra Yergöğü üzerinden Edirne'ye geri döndü. 1438de ise II. Murat Sırbistan üzerine yöneldi. Brankoviç tarafından yaptırmasına izin verilen yeni önemli savunma kalesi Semendire'yi fethederek Sırp Despotluğu'nu işgal etti ve burasını Osmanlı eyaleti ilan etti. O sırada Bosna Kralı II. Tvrtko'nun ölmesi Bosna Kralliğı'nın iki varis arasında paylaşılması ve güneyde bulunan Hersek'in de ayrı bağımsız bir idare kazanması sonucunu doğurdu. II. Murat bundan istifade edip her üç idareyi de haraca bağladı.

Macarlar yeni Macaristan Kralı olarak o zaman Polonya Kralı olan III. Ladislas'i seçtiler ve Polonya ve Macaristan krallıları aynı kişinin idaresi altına geçti. Ladislas Transilvanya voyvodalığına Hunyadi Corvinus Yanos adlı, ailesi pek gizemli olan fakat Eflak soylusu olduğunu iddia eden, bir kişiyi atadı. Böylelikle 20 yıl Osmanlılarla devamlı olarak bir Haçlı ruhu ile mücadele eden, Macarlar tarafından bir milli kahraman sayılan ve sonunda Macaristan Krallığına gelen bir kişi Balkanlar siyaset sahnesine girmiş oldu. 1441de Hunyadi Yanos Semendire'yi Osmanlilar elinden geri aldı ve Transilvanya'ya gönderilen Osmanli birliklerine karşı birkaç galibiyet kazandı.

Murat 1440'ta Stefan Lazaroviç'in ölümünden beri Macar işgali altında olan Belgrad'ı altı ay süreyle kuşattı ancak başarısız oldu. Bu dönemde yeni Macar Kralı Ladislas iki komutanını, Hunyadi Yanoş ve Nicholas Ujlaki'yi Osmanlı tehdidi altındaki sınırları korumakla görevlendirdi. Bunlardan Hunyadi Yanoş Belgrad'daki karargahından Osmanlı topraklarına karşı taaruzlar yapmaya başladı.[4] 1441'de Erdel'i işgal eden ve Sibiu'yu kuşatan Mezid beyi öldürüp ordusunu bozguna uğrattı. Ertesi yılın Eylül ayında Mezid beyin intikamını almak isteyen Şahabeddin Paşa da aynı akıbete uğradı. 1443'ün sonbaharında Hunyadi Yanoş Macar Kralı Ladislas ve Sırp Despotu Yorgo Brankoviç ile birlikte karşı taaruza geçti. Tuna'yı geçerek Niş ve Sofya'yı ele geçirerek Balkan geçitlerine dayandı.

Aynı dönemde Macarlarla anlaşan Karamanoğlu İbrahim Bey de 1443 ilkbaharında Anadolu'da Akşehir ve Beyşehir üzerine saldırıya geçti ancak Murat, oğlu Ali Çelebi ile birlikte İbrahim beyi durdurdu. Hunyadi Yanoş önderliğindeki ordunun Osmanlı topraklarını istila etmekte olduğunu Karaman seferi dönüşünde öğrenen Murat haçlı ordusunu 25 Aralık 1443'te İzladi'de güçlükle durdurabildi.

Hunyadi Yanoş önderliğindeki ordunun İzladi'de durdurulmasının ardından Murat Macarlar ile barış görüşmeleri için girişimlerde bulundu. 1444'ün Haziran ayında taraflar arasında tarihte Edirne-Segedin olarak bilinen bir anlaşmaya varıldı. Anlaşmaya göre Sırp Despotluğu 1427'deki sınırlarıyla Brankoviç'e iade edilecek, Macarlar Bulgaristan üzerindeki iddialarından vazgeçecekler, Osmanlılar ve Macarlar Tuna'yı geçmemeyi taahüt edecekti.

Bu antlaşmanın ardından Murat, oğlu Mehmet'i Edirne'ye getirtti ve onu başkentte "kaymakam" olarak bıraktıktan sonra Karamanlılar ile ilgilenmek üzere Anadolu'ya geçti. Ağustos ayında Yenişehir antlaşması ile Akşehir ve Beyşehir'i Karamanlılara bıraktı. Bu şekilde hem batıda hem doğuda barışı sağladığını düşünüyordu. Murat bu antlaşmanın ardından oğlundan yana tahttan çekildi. Bu hareketinin arkasındaki başlıca sebep Konstantinopolis'te Doğu Roma'nın himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi'ye karşı oğlunun tahta yerleşmesini sağlamaktı.

Ağustos ayında Macar Kralı Ladislas Osmanlılar'la yaptığı antlaşmayı geçersiz sayarak yeni bir haçlı seferine çıkacağını duyurdu. Aralarında Arnavutluk'ta babasının mirasında hak iddia eden İskender Bey'in de bulunduğu Rumeli'deki eski yerel hanedanlar Osmanlılar'a karşı silahlandı. Bu haber Edirne'deki halkın bir bölümünün Anadolu'ya kaçmasına neden oldu. Aynı dönemde Orhan Çelebi de Dobruca'ya giderek bir isyan girişiminde bulundu ancak bu girişim Şahabeddin Paşa tarafından önlendi. Macar ordusunun Tuna'yı aştığı haberi üzerine Murat Edirne'ye geri çağrıldı. Murat 10 Kasım 1444'te Varna Muharebesinde Macar ordusunu yenilgiye uğrattı. Kral Ladislas savaş meydanında öldü. Savaşın ardından Murat Edirne'de bir süre kaldıktan sonra oğlunun konumunu Konstantinopolis'teki müddeiye karşı korumak için Manisa'ya çekildi.

Murat'ın Manisa'ya çekildiği dönemde başkent Edirne'de barış yanlısı Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile dış siyasette daha saldırgan tutum içinde olan Şahabeddin ve Zağanos paşalar arasında çekişme sürmekteydi. Sadrazam Halil Paşa bu dönemde Murat'a hâlen gerçek padişah muamelesi yapıyordu. Öte yandan Şahabeddin ve Zağanos paşalar ise genç padişah Mehmet'i Doğu Roma'ya karşı saldırmaya teşvik ediyorlardı. 1446 yılında muhtemelen Çandarlı Halil Paşa'nın düzenlediği bir yeniçeri isyanı durumu iyice zora soktu. Ayaklanan yeniçeriler Konstantinopolis'teki müddei Orhan Çelebi'nin yanına gitme tehdidinde bulununca Sadrazam Halil Paşa Murat'ı Edirne'ye geri çağırdı ve Mayıs ayında tahta çıkardı.

Murat ikinci saltanatında 1444 buhranında isyan eden Balkanlar'daki yerel hanedanları boyun eğdirmekle uğraştı. Bunların arasında özellikle Arnavutluk'ta İskender Bey ile meşgul olmuştur. 1446 yılında Mora despotuna karşı sefere çıktı. 1448'de İskender Bey'e karşı birinci seferini yaptı. Aynı yıl Ekim ayında Kosova Savaşı'nda Hunyadi'nin ordusunu bir kere daha yenilgiye uğrattı. 1449'da Eflak seferini, ertesi yıl da İskender Bey'e karşı ikinci seferini düzenledi. 1451'de dinlenmek üzere çekildiği Edirne'deki Tunca'daki bir adada felç geçirdi ve 3 Şubat günü öldü. Bursa'da Muradiye Camii'ndeki türbesine gömüldü. Öldüğünde Osmanlı Devleti 1402 yılında aldığı darbeden tamamıyla kurtulmuştu.