Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Rıza Pehlevi

Rıza Pehlevi


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Devlet başkanları

Rıza Pehlevi Yazıcıya Gönder
Rıza Pehlevi (Farsça: رضا شاه پهلوی Rezā Shāh Pahlavi, IPA: rezɑː ʃɑːhe pæhlæviː), Rıza Han, ve Rıza Şah adlarıyla da bilinir. (d. 15 Mart 1878 – ö. 25 Temmuz 1944), 15 Aralık 1925'ten Rusların I. Dünya Savaşı'nda ele geçirmeleri ve onu istifaya zorlayana kadar (16 Eylül 1941) İran'ın şahıydı. Kaçar Hanedanının son şah olan Ahmet Kaçarı devirerek Pehlevi Hanedanını kurdu. Daha sonra İran meclisi tarafından yaptığı hizmetlerine karşılık ona Büyük Rıza Şah (farsça: رضا شاه کبیر). Kurduğu Pehlavi rejimi Laik, Milliyetçi, Asker ruhlu ve anti-komünist bir rejimdi.

Rıza Han 15 Mart, 1878'de Mazandaran'a bağlı Savadkuh ilçesinin Alaşt köyünde doğdu. Babası Abbas Ali (1815- 26 Kasım, 1878) Savadkuh'da albaydı. Annesi Nushafarin Zehra Kafkas göçmeniydi. Rıza Han'ın büyük babası Murat Ali Han da askerdi ve 1848'de Herat kuşatmasında şehit düşmüştü. Murat Ali Han'ın 7 oğlu vardı. İlk oğlu Cheragh Ali, Tahran'da yaşıyordu ve ordu'da makam sahibiydi. İkinci oğlu Nusratullah Han Savadkuh'da astsubaydı ve Rıza Han bir süre bu amcasının yanında çalışacaktı. Rıza Han'ın babası Abbas Ali Hanın yedinci yani son oğluydu.

Rıza Şah'ın babası Abbas Ali Han 1814'de Alaşt'ta dünyaya gelmiş genç yaşta aile mesleklerini yani subaylığı seçmişti ve Binbaşı unvanıyla 3. Afgan harbinde savaşmıştı. Rıza Han Albay Abbas Ali Han'ın ikinci evliliğinden doğmuştu. Onun için de Babası ülkesine nasıl büyük bir evlat hediye ettiğini görecek kadar yaşayamadı. Rıza Han altı aylıkken babası vefat etti.

Rıza Han Dayısı Abulkasım bey'in önerisiyle 16 yaşındayken astsubay oldu. 1898'de kendi ilçeleri Savadkuh'da görev aldı Kurutanları Nusretullah han (yani amcası) ile olan anlaşmazlığı gereğince Kazzag (farsça: ﻘﺯﺍﻖ ) birliği (Eğitimsiz askerlerin birliği)'ne katıldı ve 1920 darbesine kadar bu birlikte hizmet etti.

Rıza Han cesaret ve aydınlığı sayesinde hızla yükseldi. Rıza Han bu birliğin emrinde birçok iç savaşta savaştı.Aynı zamanda hizmet ettiği birlikte Abdul Hüseyin Mirza Farmanfarmanın emrinde Topçuluğu da öğrendi. Daha ilk zamanlardan Rıza han, Pers ordusunun yabancı komutanlar tarafından komuta edilmesinden rahatsızdı. Rıza Han hızla yükseldi ve Kazak birliğinin ilk İranlı komutanı oldu artık bir tuğgeneraldi. Rıza han komutanlığı döneminde artık Ahmet Şah'ın yeteneksizliğinden bıkmış durumdaydı .

1920'nin sonlarında Sovyetler Birliği'nin desteği ile Gilan'da oluşan ve çoğunluğu Gilanlı, Alı, Kürt ve Ermenilerden oluşan, kendilerine Jangali (Orman adamı) adı verdikleri gerillalar, Mirza Kuçik Han'ın komutasındaki gerillalar, Tahranı ele geçirme çabasına girdiler. Gerilla birliği Sovyetlerden aldığı destekle başkent Tahran'da politik ve sosyal krize neden oldu. 21 Şubat 1921'de Rıza Han Seyyid Ziyaeddin Tabatabai ile birlik olup darbe yaptı. Emrindeki birlikler tahranın 150 Km. batısında yer alan Kazvin'e yerleştiler ve hükümeti kan dökmeden istifaya zorladılar. Darbenin başarısından sonra Tabatabai Başbakan oldu. Rıza Han ise ordu komutanı oldu. Nisan 1921'de ise Savunma bakanlığını da var olan göreviyle beraber üstlendi. İşte bu dönemde Rıza Han yeni ismini aldı: Rıza Han Sardar Sepah (farsça: رضا خان سردار سپه ). Rıza Han ve birlikleri darbeyle uğraşıyorken Pers Diplomat Moskova'da Rus birliklerinin İran (O dönem ülkenin adı daha Persia idi)'dan geri çekilmeleri için bir antlaşma hazırlamak için diplomatik görüşmelerini yapmaktaydı.

Rıza Han'ın 1921 darbesi Büyük Britanya tarafından desteklenmişti. İngilizler onun birliğine silah ve mühimmat sağlamışlardı. Britanya, Rusların İran'dan çıkmasını istiyordu çünkü onları kendilerinin sömürgesi Hindistan'a bir tehdit olarak görüyorlardı. Bu dönemde İran Arap ve Moğol istilasından sonraki en kötü dönemini yaşıyordu. Son dönemlerde güç sahibi olan şahların hiç biri güçlü ve becerikli insanlar değillerdi İran Ruslara karşı iki savaş kaybetmişti ve gün be gün yabancı istilasının boyutu artıyordu.

1921'de Rusların desteğini alan Mirza Kuçik Han Gilan'da sovyet bir cumhuriyet ilan etti. Aynı zamanda Horasan Kürtleri de bölgelerinde kargaşa yaratmaya başladılar. Tabatabai ile kurdukları hükümet 100 gün sürdü. Sonunda Rıza Han gücü ele geçirdi ve başbakan oldu.

26 Ekim 1923'te Reza han gücü ele geçirdi ve Ahmad Şah önce igiliz büyükelçiliğine daha sonra Avrupaya kaçtı. Rıza Han başbakan olarak gücünü Kaçar Hanedanına mensup veliaht ve aile üyelerinin potansiyeline karşı korumak istedi. Yıllardır ülkesi için bir Cumhuriyeti arzuluyordu gücü ele geçirdiği dönemde bu hayalini gerçekleştirmeye çalıştı. Emrindeki güçler ülke genelinde cumhuriyet propagandası yapmaya başladılar. Ancak ülkede kurulacak cumhuriyet İngiliz çıkarlarına aykırıydı. Ayrıca cumhuriyetin kurulması din adamlarının da çıkarlarına aykırıydı. Yıllardır İngilizler ülke mollalarının nabzını tutuyorlardı, verdikleri destekle mollalar cumhuriyete şiddetle karşı çıktı onu takiben eğitimsiz halk da onlara uydu.

Cumhuriyet hayalinin gerçekleşmeyeceğinin farkına varan, gücü elinden kaçırmak istemeyen ve ülkesinin bütünlüğünü korumak isteyen Rıza Han 1925'de artık tüm karşı çıkan mollalar ve meclis vekillerine karşı kraliyetini Mecliste oy birliği ile kabul ettirdi. O, Köy ağaları, toprak sahipleri ve mollaları, İslam yasalarını koruyacağına ve büyük değişiklikler yapmayacağına ikna etti. Meclis 12 Aralık, 1925'de toplandı ve kraliyetin Kaçar şahı Ahmet Şah'tan alınıp Rıza Han'a verilmesine karar verildi.

Kuşkusuz Britanyanın büyük rolü vardı onun tahta oturmasında, çünkü İngilizler Kaçarların Ruslara yakınlığından ve boyun eğmelerinden rahatsızlardı Üç gün sonra, 15 Aralık 1925'de Krallık yeminini etti ve resmen Pehlevi Hanedanını kurdu. 25 Nisan 1926'ya

Rıza Şah'ın saltanata başlaması kolay olmamıştı, ülke gergindi, ülkenin genelinde ayaklanmalar vardı.Rıza Han yıllardır onlarla mücadele ediyordu ama saltanatının ilk yıllarında hepsini yok etti. Ülke genelini bireysel silahlanmadan arındırdı. Halen ülkede kişisel silah sahibi olmak sıkı denetim altında.

Rıza Han kabinesindeki bakanlardan ona rakip olabilecek kişileri eledi, Kraliyet bakanı Teymurtaş, yabancılardan rüşvet alma ve şaha karşı darbe planı yapmayla suçlandı ve suçlu bulundu. 1932'de onu işten aldı ve Eylül 1933'de hapishanede öldürüldü. Saltanatının ilk üç yılında başarılarında büyük rol oynayan maliye bakanı Firuz da 1930 Mayısında aynı suçlardan suçlu bulundu ve Ocak 1928'de hapishanede öldürüldü. Adalet bakanıda aynı suçlarla suçlandı ve Şubat 1937'de intihar etti. 21 Mart, 1935'de Rıza Şah yabancı ülkelerden ülkesine İran yani 'Ariyenlerin toprağı' olarak adlandırmalarını istedi. Persia (Perşiya) gerçekte İran'ın bir eyaletiydi. Düşmanları, batı insanının gözünde ülkenin geçmişini şimdisiyle ayrılacağını söylediler. Gerçekte de söyledikleri çok yanlış değildi günümüzde birçok yabancı Persia'nın İran ile aynı ülke olduğunu bilmiyor.

Rıza Şah 1400 yıldan sonra, Musevilere saygı gösteren İran'ın ilk şahıydı ve bu jestin karşılığında Museviler onu Kuroş (Cyrus)'tan sonra en çok saygı duydukları ikinci şah olarak ilan ettiler. (Cyrus 2500 sene önce onlara can güvenliğini sağlamış İran'a yerleştirmişti).

1936–1941 dönemi Kadınların dirilişi dönemiydi. Rıza Şah ülkenin kadınlarını islamın getirdiği örtünmekten kurtarmak istiyordu ama gücünün yerleşmesini beklemek zorundaydı. Destekçileri örtünmenin kadınların sosyalleşmesi ve çalışmasına fiziki olarak engel olduğunu söylüyorlardı. Rıza Şah'ın kara çarşafı yasaklayan ve kadın ve erkeklere yeni kıyafetlerin getirildiği yasa ((farsça: ﺣﺠﺎﺏ ﻜﺸﻑ) Atatürk devrimlerinden Şapka ve Kıyafet yasasının karşılığı)'ya ciddi muhalefet yapanlar çıktı. Din adamları ve İslami görüşleri olan insanlar yasaya karşı çıktılar. Birçok kadın Rıza Şah istifa edip oğlunun yerine geçmesi ve Kara çarşafı serbest bıraktığı güne kadar evden dışarı çıkmadı. Yasa sıkı bir şekilde denetlendi, modernleşen toplumda artık kadınlar da boy göstermeye başladı. Yasayı 1931 evlenme yasası ve 1932'de ' Tahran Doğulu Kadınlar Kongresi' takip etti. Ülke kalkınmaya başlamıştı, ülkenin dört bir yanında fabrikalar kuruluyordu. İran Açlık felaketinden kurtulmak üzereydi. Ziraat canlanmıştı, çiftçinin yetiştirdiği artık daha değerliydi. yetiştirdikleri ürünler artık İran fabrikalarında işleniyordu. Ancak reformları din adamları tarafından ciddi eleştirmelere uğruyordu.

Rıza Şah ülkedeki medrese eğitimine son verdi. Artık modern okullar açılmıştı. Çocukların okula gitmesi gerekiyordu. Rıza Şah, İran'ın ancak bilinçli bir halka sahip olursa ayakta kalabileceğine inanıyordu. Eğitim reformu da din adamlarınca eleştirildi, din adamları insanlara 'Okullar oğullarınızı kâfir, kızlarınızı fahişe olmak için eğitiyor' sloganıyla camilerde boy göstermeye başladılar. Birçok aile çocuklarını okuldan almaya başladı, ama Rıza Şah'ın gücüne karşılık, birçok din adamı, Irak topraklarına, Kerbela ve Necef'e kaçıyorlardı bazıları ise kum'da gizlendiler. Onlardan biri Rıza Şah'ın yaptığını gelecekte yıkacak olan Ayetullah Humeyni idi. Rıza Şah verdiği burslarla birçok öğrenciyi avrupaya okumak için gönderdi. Öğrencilerin bir bölümü harp okulları bir bölümü de üniversitelerde okuyup ülkeye döneceklerdi.

Artık Rıza Şah hayallerinin büyük bir bölümüne ulaşmıştı. Ama onun en büyük hayali tam bağımsız İran'dı. İngilizlerin İrandaki güçleri onu çok rahatsız ediyordu. Aslında yıllardır ufak tefek İngilizlerin isteklerini yerine getirmemeye başlamıştı. Örneğin 1931'de kraliyet hava yollarının İran üzerinden uçmasını reddetmişti. Ama Lufthansanın İran üzerinden uçmasına müsaade etmişti. Ve 1932'de İngilizleri tek taraflı olarak William Knox D'Arcy ile yapılan petrol anlaşmasını ve takiben Angolo-Persian petrol anlaşmasını feshetti. Anlaşma 1961'de sona erecekti ve anlaşma İran'ın petrol gelirinin sadece %16sının İran devletine verileceğini söylüyordu. Rıza Şah % 21 talep etti. İngilizler ise boyun eğmek zorunda kaldılar. Reformlar devam ediyordu ve Rıza Şah artık yabancı kimselerle yapacağı her anlaşmada çok dikkat ediyordu.

Rıza Şah orduyu yeniden düzenledi. Eski bölük bölük ordu olmayacaktı artık. İtalyanlardan aldığı gemilerle Deniz kuvvetlerini Almanlardan aldığı birkaç uçakla Hava kuvvetlerini kurdu ve hepsini genelkurmay başkanlığı (farsça: ﺍﺮﺗﺵ ﺴﺗﺎﺩ)'na bağladı.

Dünyada işler değişmişti artık Almanya'da Adolf Hitler Aryanlerin üstün ırk olduklarını söylüyordu. İran'ınsa soyu Aryenlere uzanıyordu. İngilizlerin elini ülkeden kesmek istedi, böylece 'Tam bağımsız İran' hayali gerçek olacaktı. Moskova cephesi kötü durumdaydı. İttifak güçleri Ruslara İran toprakları üzerinden mühimmat göndermek istedi. Rıza Şah bu öneriyi reddetti. Bu cevabın karşılığında ittifak güçleri ülkeye girmeye başladı. 1941 ağustosunda Ruslar kuzeybatıdan, İngilizler güneyden ülkeye girdi. Rıza Şah orduya hazır ol emrini verdi. Ancak ordunun hazırlığı bu hamlenin karşılığında yetersizdi. Zamanında Ruslardan satın alınmış olan silahlar Ruslara karşı işlemiyordu. Yine de İran yabancıların politik hilelerine kurban gitmişti. Yabancılar İran'a girdiler, Rıza Şah daha fazla gerginlik ve kargaşanın yaranmaması için istifa etmek zorunda kaldı, Mohammad Ali Furughinin yaptığı diplomatik çabalar sonucu Britanya Rıza Şah'ın oğlu Muhammed Rıza Pehlevi'nin, Rıza Şah'ın yerine tahta oturmasını kabul ettiler. Britanyadan gelen mesajda:

'Veliahtınızın sizin yerinize tahta oturmasını kabul ediyoruz ama majestelerini başka bir seçenek olduğunu düşünmesinler.' diyordu.

İngiliz istilası tamamlandı ve ittifak güçleri İran demir yollarını kullanma hakkını elde ettiler, işte bu dönemde Winston Churchill İran'ı "Zafer köprüsü" olarak adlandırdı.

İngilizler hala Rıza Şah'tan korkuyorlardı. Onun tekrardan onlara karşı girişimde bulunacağını düşünerek gözaltında Bandar Abbas'dan gemiyle yurtdışına çıkardılar. İran'ın babası ve büyük önderi ülkeyi yanına aldığı bir avuç İran toprağıyla terk etmek zorunda kaldı. İngilizler ilk önce onu Mauritius adasına götürdüler. Rıza Şah alışkın olmadığı tropikal havadan dolayı hastalandı. Uzun uğraşlar sonucu İngilizler onu Güney afrikadaki Johannesburg'a götürmeyi kabul ettiler. Rıza Şah 26 Temmuz 1944'te Johannesburg'da öldü. Ölümü pek çok entelektüel kimselerce İngilizler tarafından tezgâhlanmıştı, ama hiçbir zaman doğrulanmadı. Doktoru onun hazımsızlığı olduğunu söyledi, bilinen kalp problemi yoktu.

Ölümünden sonra Mısır'da mumyalandı ve Kahire Al Rifa'i camiinde saklandı. Yıllar sonra mumyası ülkeye geri geldi ve Ray kentinde hazırlanan mozolesine törenle gömüldü. İran meclisi ölümünden sonra ona 'Büyük' (farsça: ﻜﺑﯾﺭ ﺸﺎﻩ ﺮﺿﺎ) lakabını verdi. 1979 İran İslam Devriminden sonra mozolesi Ayetullah Sadık Halkalı tarafından, Ayetullah Humeyni'nin onayıyla yıkıldı.

Rıza Şah salatanatına başladığından itibaren İran için büyük önem taşıyan ve modern İran'ın temelini oluşturan reformlar yaptı.

Mirza Kuçik Han ve diğerlerinin çıkardığı kargaşayı susturdu ve Azerbaycan ve Gilan-Mazandaran'da merkezi hükümetin gücünü oturttu. Kürt isyanlarını bastırdı.

Özellikle Kashan ve Luristan'da hüküm süren eşkiyaları yok etti.

Ordunun birleştirilmesi ve modernizasyonu. Askerlik kanununun geçirilmesi.

Kuzestan'da ortaya çıkan hükümetin bastırılması, bölgenin İran'a tekrar bağlanması.

Güney-Kuzey demiryolunun yapılması.

Şeriat hakimi yerine yargı sisteminin oluşturulması. Kapitülasyon yasalarının iptali.

İran Milli Bankası'nın kurulması ve İngiliz bankalarının İran ekonomisindeki yerlerinin küçültülmesi.

Deniz ve Hava kuvvetlerinin kurulması.

Yabancı bankalarca yapılan İran paralarının yapımının İran'a alınması. İran Milli Krallık Mücevherleri müzesi'nin kurulması. Gümrük yasalarının çıkartılması ve gelirlerinin devlet hesabına girilmesi. William Knox D'Arcy ile olan petrol anlaşmasının iptali. Anlaşmanın İran-İngiliz petrol şirketi ile yapılması. Ziraat Bankasının tesisi Şapka ve Kıyafet yasasının çıkartılması. Tütün ve şeker fabrikalarının ülkenin dört bir yanında kurulması.

Yolların yapımı, bir çok tünel ve önemli köprülerin yapımı.

Eğitim sisteminin modernizasyonu.

Tahran Üniversitesinin kurulumu