Toplam yaşam öyküsü sayısı: 9147
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Saddam Hüseyin

Saddam Hüseyin


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Devlet başkanları

Saddam Hüseyin Yazıcıya Gönder
Saddam Hüseyin Abdülmecid El-Tikriti, 28 Nisan 1937'de Irak'ın Tikrit kentine on üç kilometre uzaklıkta bulunan El Avja köyünde doğdu. Ailesi El Hatap aşiretine mensuptur. Babası henüz Saddam Hüseyin dünyaya gelmeden vefat etmişti. Annesi ona Arapçada 'karşı koyan' anlamına gelen 'Saddam' adını verdi.

Geçim sıkıntısı içindeki annesi, doğumdan sonra onu Dicle kıyısındaki Tikrit‘te yaşayan dayısı Hayrallah'ın yanına gönderdi. Saddam Hüseyin hayatının ilk dört yılını subay dayısı Hayrallah'ın himayesinde geçirdi. 1956'da dayısı tarafından askerî akademiye girmesi için teşvik edildi ancak Saddam sınavlarda başarısız oldu. 1957'de Baas Partisi‘ne girdi. 1959'da Baasçıların Irak Başbakanı Abdülkerim Kasım‘a karşı düzenlediği başarısız suikast girişimine katıldı. Yaralandı. Önce Suriye‘ye, ardından Mısır‘a kaçtı. Sürgündeyken Kahire Üniversitesi'nde Hukuk öğrenimi görmeye başladı. Baasçıların iktidarı ele geçirmesiyle beraber öğrenimine Bağdat'ta devam etti.

1963'te dayı kızı Sacide Talfah'la evlendi. Bu evliliğinden Rana, Raghad ve Hala isimli üç kızı; Uday ve Kusay adında iki oğlu oldu.

Ülkesine döndüğü yıl Mareşal Abdüsselam Arif‘in Baasçılara karşı düzenlediği darbe sırasında tutuklandı ve birkaç yıl hapis yattı. 1967'de hapisten kaçarak kısa sürede Baas Partisi‘nin yer altındaki liderlerinden biri oldu. Baas Partisi Genel Sekreter Yardımcılığına seçildi. Laikliği, Arap milliyetçiliğini, ekonomik modernizasyonu ve Arap sosyalizmini benimseyen Baas Partisi'nin ileri gelen bir üyesi olarak, partisini iktidara getiren Temmuz 1968'deki darbede önemli rol oynadı. Kasım 1969'da Devrim Komuta Konseyi Başkan Yardımcılığına getirildi. Aynı zamanda, kuzeni olan Devlet Başkanı Ahmed Hasan el-Bekr‘e en yakın kişi olarak ülke yönetiminde büyük ağırlık kazandı. 1972'de Iraq Petroleum Company‘nin millîleştirilmesiyle ilgili çalışmaları yürüttü. Parti içindeki gücüne dayanarak 1976'da Devlet Başkanı Hasan el-Bekr'in kalp krizi geçirmesinden sonra onun birçok yetkisini kullanmaya başladı. 1979'da ise Bekr'in sağlık gerekçeleriyle istifası üzerine onun yerine geçti.

Devlet başkanlığının yanı sıra Devrim Komuta Konseyi başkanlığı, başbakanlık ve Baas genel sekreterliği görevlerini de üstlendi. Yaygın bir gizli polis ağı örerek yönetimine karşı her türlü iç muhalefeti bastırdı. Halk arasında yoğun bir propagandayla da adının çevresinde efsane oluşturmaya çalıştı.

Saddam Hüseyin yönetiminin başlıca hedefleri, Arap dünyasının önderliğini Mısır'ın elinden almak, Basra Körfezi üzerinde egemenlik kurmak ve petrol gelirlerine dayanarak ülkenin yaşam standardını yükseltmekti.

Saddam Hüseyin 1979'da gerçekleşen İran İslâm Devrimi‘nin Irak'taki Şii nüfusu etkilemesine tepki gösterdi. İran'ın Huzistan bölgesinde huzursuzluğun artması üzerine İran'dan, Huzistan'daki Araplara özerklik verilmesini istedi. 1975'te, Cezayir'de yapılan antlaşmanın yeniden gözden geçirilerek Şattülarap su yolu üzerinde Irak'ın haklarının tanınmasını, Arap ülkelerinin iç işlerine karışılmamasını da istedi.

İran bu istekleri reddedince, Saddam, Cezayir Anlaşması‘nın artık geçerli olmadığını ileri sürdü. Eylül 1980'de Irak güçleri, İran havaalanlarını bombalayıp İran'ın petrol kaynaklarının bulunduğu alanları işgal etti. Bu işgal, sekiz yıl sürecek ve yıpratıcı bir savaşa dönüşecek olan İran-Irak Savaşı‘nın başlangıcı oldu. Savaşın başlaması, Saddam Hüseyin'i Irak'ın tek önderi yaptı.

Savaşın doğurduğu harcamalar ve Irak'ın petrol ihracının durması, ekonomik kalkınma programlarını büyük ölçüde aksattı. Saddam Ağustos 1986'da ve Ocak 1987'de barış çağrısında bulunup iki tarafın bütün dünyaca kabul edilen eski sınırlarına çekilmesini önerdi. Ne İran'ın ne de Irak'ın kesin bir üstünlük elde edemediği bu savaş, Temmuz 1988'de karşılıklı ateşkesin kabul edilmesiyle bitti. Savaşın sonuna gelindiğinde Irak'ın sırtında büyük bir dış borç yükü vardı. Buna rağmen Saddam silahlanmayı sürdürdü. Mart 1988'de, Kürtlere karşı kimyasal silah kullanımına izin verdi.

Saddam Hüseyin, İran-Irak Savaşı'nın sona ermesinden iki yıl sonra, Ağustos 1990‘da, komşusu Kuveyt‘i işgal etti. Saddam'ın amacı, Irak ekonomisine canlılık katmak için Kuveyt'in çok büyük boyutlardaki petrol gelirlerinden yararlanmaktı. Ama Kuveyt'in işgali, dünyanın Irak'a karşı ticari ambargo uygulanmasına yol açtı. Saddam, Birleşmiş Milletler‘in işgali kınayan ve Irak'a karşı askerî güç kullanılmasına izin veren kararlarını görmezden geldi. Ocak 1991'de başlayan ve altı hafta süren bu savaşın sonunda, ABD önderliğindeki askerî güçler, Irak ordusunu Kuveyt‘ten çıkardı. Bu yenilginin ardından Irak'ta Şiiler ve Kürtler, Saddam yönetimine başkaldırdı, fakat Saddam bu ayaklanmaları bastırıp iktidarını korudu. Savaştan sonra Irak-ABD ilişkilerindeki gerilim devam etti. ABD uçakları, Haziran 1993'te Irak'ın, Körfez Savaşı‘ndan sonra uçuşa yasaklanan bir bölgede uçuş yapmasını gerekçe göstererek Bağdat‘ı bombaladı. Aralık 1998'de, Irak'ın Birleşmiş Milletler silah denetçileriyle işbirliğine girmemesi, Çöl Tilkisi Harekâtı'nın yapılmasına sebep oldu ve Basra Körfezi‘nde konuşlandırılan Amerikan savaş gemilerinden havalanan bombardıman uçakları, Bağdat'taki askerî ve stratejik noktaları hedef alan bir saldırı düzenledi. Bu gerekçeyle yapılan bombalama Şubat 2001'de tekrarlandı.

ABD'de 1 Eylül 2001'de yaşanan terör eylemlerinin ardından Saddam Hüseyin, ABD'nin tekrar hedefi hâline geldi. Şubat 2002'de ABD Başkanı George W. Bush, yaptığı konuşmada, Irak‘ı, İran ve Kuzey Kore'yle birlikte 'Şer Ekseni' olarak ilan edip sahip olduğu kitle imha silahları nedeniyle Irak Hükûmeti'nin devrilmesi için harekete geçebileceklerini açıkladı.

Kasım 2002'de Saddam Hüseyin yönetimi, BM silah denetçilerinin Irak'a dönmesine izin verdi. Ocak 2003'te BM Silah Denetleme Heyeti Komisyonu Başkanı Hans Blix, Irak'ta kitle imha silahlarıyla ilgili yapılan incelemelerde henüz kesin kanıt bulunmadığını bildirdi.

Saddam, Şubat 2003'te, Amerikan CBS televizyonu ana haber sunucusu Dan Rather‘la Bağdat'ta yaptığı üç saatlik röportajda, Irak'ın elinde kitle imha silahı veya Birleşmiş Milletler'in izin vermediği menzili aşan füze bulunmadığını açıkladı. Ayrıca ABD Başkanı Bush'u ekranda tartışmaya davet etti. Beyaz Saray Sözcüsü Ari Fleischer, Başkan Bush'un Saddam'ın önerisini ciddiye almadığını söyledi.

Mart 2003'te ABD, Irak işgaline başladı. Gerekçe, Irak'ın kitle imha silahlarının olmasıydı. Irak Hükûmeti ve ordusu üç hafta içinde çöktü. Nisan 2003'te ABD güçlerinin Bağdat'a girmesiyle yirmi dört yıllık Saddam Hüseyin devri sonlandı. Temmuz 2003'te, Saddam'ın oğulları Uday ile Kusay, Musul'da düzenlenen operasyonda Amerikan kuvvetleri tarafından öldürüldü. Saddam ise Aralık 2003'te, Tikrit yakınlarında bir çiftlik evinde ABD askerleri tarafından yakalandı.

Yakalanışından Haziran 2004'e kadar, on bir üst düzey Baas yöneticisiyle beraber Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarındaki bir ABD üssünde tutuldu. Haziran 2004'te Amerikalılar tarafından Irak yönetimine teslim edildi ama ABD gözetiminde tutulmaya da devam edildi.

İlk kez 30 Haziran 2004'te, Irak Geçici Hükûmeti'nce kurulan Irak Özel Mahkemesi'nde yargıç karşısına çıkarıldı ve insanlığa karşı işlenen suçlar başta olmak üzere cinayet, işkence ve yasa dışı tutuklama gibi birçok suçlamayla yargılandı. Önce, Temmuz 1982‘de, kendisine karşı düzenlenen ve başarısız olan suikast girişiminin ardından Şii kasabası Duceyil‘de 148 kişiyi öldürmekle suçlandığı davaya başlandı. Bu davada üvey kardeşi Barzan İbrahim el-Tikriti‘nin de aralarında bulunduğu yedi kişi de yargılandı. Ağustos 2006'da, 1987'deki Halepçe Katliamı'nda Kürtlere karşı soykırım yaptığı suçlamasıyla yargılandığı dava başladı. 5 Kasım 2006'da Duceyil Davası‘nda insanlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm edildi ve asılarak idamına karar verildi. Karar açıklanmadan önce kurşuna dizilerek infaz edilmek istediğini söyleyen Saddam Hüseyin'in talebi reddedildi. Bu idam kararı Irak Temyiz Mahkemesi tarafından da onanınca, Saddam Hüseyin, 30 Aralık 2006'da, Kurban Bayramı‘nın ilk gününde asılarak idam edildi.

İdam cezasının gerçekleştirilmesi cep telefonlarıyla görüntülenerek saatler içinde İnternet üzerinden dünyaya dağıtıldı. İdamından kısa süre sonra, son yazdığı mektup, avukatları tarafından açıklandı.

Hüseyin'in naaşı, idamının ertesi günü, aralarında oğullarının da yer aldığı diğer aile üyelerinin mezarlarının bulunduğu, doğum yeri Tikrit yakınlarındaki El Avja köyünde defnedildi. Mart 2015'te, Irak güçleri ve İran'ın desteklediği Şii milisler ile IŞİD militanları arasındaki çatışmalar sırasında, daha önce türbe hâline getirilmiş olan mezarı tamamen yıkıldı.

Saddam'ın idamı Kuveyt, ABD, İsrail ve Birleşik Krallık tarafından memnuniyetle karşılandı. Libya‘da üç günlük yas ilan edildi ve Kurban Bayramı kutlamalarına son verildi. Pakistan, Malezya ve Rusya yönetimleri, idam cezasının uygulanmasının, ülkeyi iç savaşa doğru götürmesinden endişe ettiklerini açıkladı. İlkesel olarak idam cezasına karşı çıkan Avrupa Birliği, olayı barbarlık olarak değerlendirdi.

Saddam Hüseyin tarafından yazılan 'Zabibah ve Kral' adlı roman televizyon dizisi yapıldı. Saddam'ın yakalandıktan sonra CIA tarafından yapılan sorgusu ise kitaplaştırıldı.