Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - I. Petro

I. Petro


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Devlet başkanları

I. Petro Yazıcıya Gönder
I. Petro (Rusça: Пётр I Великий) (Pyotr I Velikiy) (10 Haziran 1672 - 8 Şubat 1725) Rusya'yı 7 Mayıs 1682'den ölümüne kadar yöneten Rus Çarı. Rusya'yı Avrupa'nın ve dünyanın kaderinde söz sahibi devletleri arasına sokmayı başarmış, bu nedenle tarihte 'Büyük' sıfatıyla anılan ender hükümdarlardan biri.
Çar I. Aleksey'in ikinci eşi Natalya Narışkina'dan olan oğludur. 1682'de, zayıf ve hastalıklı üvey ağabeyi V. İvan'la birlikte tahta çıktı. Bu dönemde, Rusya'yı fiili olarak, üvey ablası Sofia yönetiyordu. Petro 17 yaşında bir saray darbesiyle yönetimi ablasının elinden alıp tek başına çarlığını ilan etti. Rusya'yı Avrupa'nın güçlü devletleri arasına sokabilmek için güçlü bir ordu ve denizlerde hakimiyetin gerekli olduğuna inanan Petro, orduyu baştan aşağı yenileme ve bir donanma kurma hamlesine girişti. Öncelikle kendisinin merak sardığı denizciliği Ruslara sevdirmeye çalışan Petro, Rusya'nın güneyinde büyük tersaneler inşa ettirdi. Buralarda çalıştırmak üzere, başta Hollanda ve Venedik'ten olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinden gemi yapım ustaları getirtti. Bu arada kendisi de, kimliğini gizleyerek çıktığı uzun bir Avrupa gezisinde, ilgi alanına giren bilim ve zanaat dallarıyla ilgili bilgi edindi. Hollanda'da gemi yapım tezgahlarında marangozluk yaptı. İngiltere, Fransa, Hollanda, Almanya'yı dolaştığı bu seyahat Petro için bir okul niteliği taşıdı. Avrupa'nın gelişmiş ve güçlü ülkelerindeki uygulamaları Rusya'ya taşımak ve ülkesinde köklü reformlar yapmak isteyen Petro için bu seyahat bir dönüm noktası oldu.

İsveç'le İlişkiler
Baltık denizi kıyılarına ulaşmak isteyen Petro, İsveç kralı XII. Şarl'ı Poltava Savaşı'nda yendi. İsveç kralı Osmanlı topraklarına sığındı. Bunu bahane eden Petro, ordularını Osmanlı topraklarına soktu. Gerek bu tecavüze karşılık vermek, gerekse İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ın Bender Kalesinden İstanbul'a gönderdiği yardım dileyen mektupları ve Rusya'nın emellerine set çekmek için, Sultan III. Ahmed , Rusya'ya savaş açtı. Vezîriâzam Baltacı Mehmed Paşa, sefere Serdâr-ı ekrem (Başkumandan) tayin edildi. Yüz bin kişilik Osmanlı ordusu, 9 Nisan 1711'de sefere çıktı. Osmanlı ordusu, Prut adındaki Kıpçak boyunun adını taşıyan Prut Nehri kıyısında Rus ordusuyla karşılaştı. Çar Büyük Petro kumandasındaki Rus ordusunu tamamen kuşatan Osmanlı ordusu Baltacı Mehmed Paşanın yeniçerilere güvenmemesi dolayısıyla Rusları imhadan vazgeçti ve Çar Büyük Petro'nun anlaşma teklifini kabul etti.Böylece Rusya ağır bir darbe almaktan son anda kurtulmuş oldu. Prut Antlaşması ile sonuçlanan bu savaş sonucunda Çar Büyük Petro nun sıcak Karadeniz'e açılma emelleri bir süre ertelenmiş oldu (bknz Prut Savaşı).

Osmanlı Devleti ile İlişkiler
Sıcak denizlere inip İngiltere'yle bile mücadele edebilecek bir askeri ve ekonomik güce sahip olmak.

St.Petersburg'un Kuruluşu
Çar Petro, sıfırdan başlayarak yeni bir şehir inşa etmek istiyordu, Bu şehir Avrupa ülkelerindeki şehirlere benzeyecekti.Bu sebeple, Rusya'nın ağaç mimarisinden farklı olarak, Avrupa'dan getirttiği mimarlara şehrin planlarını,kanalizasyonunu ve binaların dağılımını çizdirdi ve klasik, gotik vb. tarzda bir çok sanat şaheseri bina yapıldı. Bugün Hermitage olarak bilinen müze Çarın kışlık sarayıdır, ve Fransa'daki Versailles Sarayı ile boy ölçüşecek derecede ihtişamlıdır, yazlık sarayı ise Petro'nun kendisi tarafından çizilmiş bir yapıdır, St.Petersburg'da ilk görülmesi gereken yerlerdir. St petersburg, Venedik, Amsterdam, biraz da İstanbul'u andırmaktadır, fakat en yüksek yeri 30 metredir.

Kişiliği
'Büyük Petro' olarak bilinen Rus hükümdar, Rönesans ve Reform döneminde yaptığı incelemeler ve deneyler sayesinde Rusya'nın Avrupa'nın gerisinde kalmasını önlemiştir. Daha çok sıcak denizlere inme planlarından dolayı denizcilik ve gemicilikle ilgili incelemeler yapan Petro, şanından öte bir gemide en alt rütbede çalışarak ilginç kişiliğini ön plana çıkarmıştır. Osmanlılar bu yüzden Petroya 'Deli Petro' lakabını takmıştır fakat söz konusu Prut Savaşı'nda Osmanlı'nın karşısına büyük ve dayanıklı gemilerle gelince Deli Petro'nun adı Büyük Petro olarak anılmaya başlanmıştır.