Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Yorgo Bacanos

Yorgo Bacanos


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Müzisyenler

Yorgo Bacanos Yazıcıya Gönder
1900-1977 Yorgo Bacanos 21 Eylül 1900'de Silivri'de doğdu, 24 Şubat 1977'de İstanbul'da öldü. Rum ve Çingene asıllıdır. Lavtacı Haralambos'un oğludur. Birçok üyesi musıkişinas olan bir aile ortamında yetişti. Aleko Bacanos erkek kardeşi, kemençeci Anastas dayısıdır; kemençeci Sotiri ve Paraşko Leondaridis ile de kardeş çocuklarıdır. Büyükbabası Leondi Efendi kemençe, dedesi Ligori Efendi de kanun çalıyorlardı. Yorgo, St.Benoit Lisesi'ndeki ortaöğrenimini musıki hevesiyle yarıda bıraktı. Babasından aldığı ud ve lavta dersleriyle musıkiye başladı. Önce babasından, sonra Udi Kirkor ve Karnik Garmiyan Efendiler'den nota ve usül, Büyük Sinanyan'dan da batı musıkisi türünde piyano dersleri aldı. On iki yaşında , Taksim'deki Eftalipos Gazinosu'nda uduyla fasıllara katılarak musıki dünyasına girdi. Birkaç yıl içinde tanınmış bir udi oldu.

1927'de Büyük Postane'nin üstünde Türk Telsiz Telefon Şirketi'nce açılan ilk radyo yayınlarına katıldı; 1977'ye kadar elli yıl İstanbul Radyosu'nda ud çaldı; Mesut Cemil'in yönettiği "Klasik Koro"ya alındı. 1928'de kardeşi Aleko Bacanos ile Kanuni Ahmet Yatman'la birlikte Hafız Kemal ve Sadettin Kaynak'a eşlik etmek üzere Berlin'e gidip plaklar doldurdu. 1929'da Sadi Işılay'ın karısı Deniz Kızı Eftalya'ya eşlik etmek üzere Paris'e gitti. Plaklara doldurduğu nihavend, hüseyni, rast ve hüzzam taksimleri o yılların ürünüdür. Mısır ve Kıbrıs'ta da konserlere katılmış, ünlü muganniye Ümmü Gülsüm'ün hayranlığını kazanmıştır. Bacanos 1946'da İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti'ne girdi; 1953'ten 1967'ye kadar Münir Nurettin Selçuk yönetimindeki İcra Heyeti'nin Şan Sineması konserlerine katıldı.

Yorgo Bacanos Türk musıkisinde yakın tarihin en büyük birkaç udisinden biridir. Ud çalışı yalnız Türkiye'de değil, makam musıkisi geleneğinin yaşadığı hemen bütün Ortadoğu ülkeleri ile Yunanistan'da da çok beğenilmiştir.

Uddan çıkardığı sesler benzerine pek az rastlanabilecek derecede güzel, parlak, zengin ve etkileyiciydi. Sazından elde ettiği sesler hem dolgun ve keskin, hem de bastığı perdenin hakkını tam olarak veren, temiz, kusursuz seslerdi. Çok güçlü bir sağ ve sol el tekniği vardı. Ne kadar süratli çalarsa çalsın bastığı perdelerin netliği kaybolmazdı. Sazını serti keskin ama musıki ahenginden bir şey feda etmeyen mızrap vuruşlarıyla çalardı. Udda mızraplıkla büyük eşik arasını kullanır, mızrabını büyük eşiğe daha çok yaklaştırarak sazdan çok yüksek ses elde ederdi. Nitekim, kaç sazla birlikte çalarsa çalsın, udunun sesini toplu icrada daima duyurabilmiştir.

Bacanos hemen bütün musıki topluluklarında , "Klasik Koro"larda, fasıllarda, saz eserlerinde, soliste eşlikte her zaman aranan bir icracıydı. Nerede çalarsa çalsın ve Türk musıkisinin hangi türü olursa olsun, çaldığı topluluğu sürükleyici bir sazende olarak sivrilmişti. Klasik beste şekillerinden fasıllara, fasıllardan İstanbul ve Rumeli türküleri ile oyun havalarına kadar Türk musıkisinin bütün şekillerinde icraya ezgi ve ritm zenginliği katmayı bilmiştir.

Bacanos'un bu yönü üzerinde ayrıca durulmaya değer musıki değerleri taşır. Örneğin, klasik eserlerin okunduğu bir koroda viyolonsel gibi pest sesler veren bir ses yoksa, kaba tellerden çalar, böylece icraya pest seslerle bir derinlik kazandırmaya çalışırdı. Fasıllarda çalıyorsa, ara nağmelerini çok değişik çeşitlemelerle zenginleştirir, şarkılar ve mısralar arasındaki boşlukları anında buluşlarla o esere çok yakışan ezgicikler ve ritm hareketleriyle doldurur, böylece "doğaçlama(irticali) aranağmeler"le besteli ara nağmeye rakip olabilecek ezgiler üretirdi. Sirto, longa, zeybek gibi oyun havalarında mızrabını lavta mızrabı gibi kullanır, uda ritm vererek ezgiyi aynı ritm çeşitlemeleri içinde sürdürebilirdi. Bu özellik, ritm duygusu çok gelişmiş bir sanatçı olan Bacanos'a aittir.

Hiç şüphesiz, Yorgo Bacanos Türk musıkisinin büyük taksim üstadları arasındadır. Taksimlerinde, her şeyden önce ezgileri ve buluşları güzeldir, zevk ürünüdür. Bacanos taksim ederken ezgiler ve ezgi içindeki ezgicikler zincirleme bir düzenlilik içinde kesintisizce akıp gider. Taksimleri çok canlı ve hareketlidir; Bacanos belli bir makamı kendine özgü buluşlarla ve çok değişik mızrap vuruşlarıyla süslemeyi de bilir. Bazı taksimleri notaya alınmaya değer güzelliktedir. Udi Murat Torun'un notaya aldığı, bu sayfalarda sunduğumuz rast taksimi bu değerli taksimlerinden biridir.

Yorgo Bacanos bütün bu nitelikleriyle udda başlıbaşına bir üslup ve tavır örneği vermiştir. Onun tavrı daha ilk nota ve ölçülerde hemen ayırt edilebilecek kadar özgün ve kişiliklidir. Ondan hiç etkilenmemiş udi yok gibidir.

Bestecilikle pek uğraşmamıştır. Ancak, bazı şarkıları günümüze kadar fasıllarda, plaklarda ve solo konserlerde sık sık okunmuştur. Mahur ("Hala kanayan kalbimi aşk ateşi dağlar"), kürdilihicazkar ("Neş'eyle geçen ömrümü eyvah keder ettin") ve hüzzam ("Sevdası henüz sinede gönlüm gibi sağdı") şarkıları hala sevilen şarkılardandır.

Kalan Müzik "Yorgo Bacanos" albümünden alınmıştır.