Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Kerim Afşar

Kerim Afşar


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Müzisyenler

Kerim Afşar Yazıcıya Gönder
1930 yılında İstanbul'da doğan Kerim Afşar, amatör olarak sahneye ilk kez ortaokulda çıkmış. Liseden sonra başladığı Devlet Konservatuvarı Tiyatro Yüksek Bölümü'nü 52/53 döneminde bitirdikten sonra, 1953 yılında Shakespeare'den Arthur Miller'e kadar birçok yapıtta önemli roller üstlendiği Devlet Tiyatrosu'na katılmış. Muhsin Ertuğrul'un öğrencisiyken 1951'de Cyrano de Bergerac'ta D'artanyan rolünü oynamış. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Hamlet'te (1960), Kahvede Şenlik Var'da, 1970'lerde ise Cadı Kazanı, Becket ve My Fair Lady'de önemli rollerde oynamış. Daha sonra Ankara Sanat Tiyatrosu'nda Yaz Misafirleri, Galile'nin Yaşamı ve Bir Ceza Avukatı'nın Anıları'nda başrol oynamış. 1980 yılında Peter Stein yönetiminde Berlin Oyuncuları ile Berlin Schaubühne Tiyatrosu'nda Türk Projesi olarak gerçekleştirilen Giden Tez Geri Dönmez, Keşanlı Ali Destanı ve Kurban oyunlarında oynamış. 1983 yılında DT'na geri dönen Kerim Afşar, Orhan Veli'nin şiirlerinden ve Sait Faik'in öykülerinden oluşturduğu Yaşasın Edebiyat adlı tek kişilik gösteriyi sergiledi. 1988 yılında Tiyatrom'da Bir Ceza Avukatı'nın Anıları ve Suçsuzlar ve Suçlular adlı oyunları hem yönetti hem de oynadı. Çeşitli oyunlarda yönetmenliğinin yanı sıra, dublaj çalışmaları da yapan Kerim Afşar, sinema filmlerinde (Çalıkuşu(1966), Yılan Soyu(1971), Arkadaş(1974), Mine(1982) gibi) de rol aldı. Sanat yaşamının her döneminde başrollerin oyuncusu olan Kerim Afşar, Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali'nde Onur Ödülü ve 39. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Yıldırım Önal Özel Anı Ödülü'nü almıştı.

Türk tiyatrosu dev çınarlarından birini daha sonsuzluk sahnesinde yerini alması için yolcu etti. Cumhuriyet gazetesi yazarlarından İlhan Selçuk köşesinde şunları yazmış "ses ustası" Kerim Afşar'ın ardından:

"Üç Duvarlı Dünya"nın dördüncü boyutu salona açılır, gerçek dünyaya karışır; perde kapanınca aktörü beğenen seyirciler derler ki:
- Oynamadı, adeta yaşadı!..

Pırıl pırıl kimliğiyle sahnede hangi kişiliği oynarsa oynasın, bu ülkede gerçekleşen paha biçilmez uygarlık devriminin üç duvarlı dünyadaki temsilcisiydi."