Toplam yaşam öyküsü sayısı: 8835
Kullanıcı Girişi



Kategoriler
Yeni eklenenler
Popüler yaşam öyküleri

Ana sayfa - Uğur Işık

Uğur Işık


Share Paylaş


Tavsiye et


Meslek: Müzisyenler

Uğur Işık Yazıcıya Gönder
Anadolu halk türküleri ilk kez çello ile yorumlandı. Viyolonselci Uğur Işık'ın albümünde Anadolu kültürünün farklı tonlarını yansıtan 14 parça yer alıyor...

Viyolonsel sanatçısı Uğur Işık, "Anadolu'nun ruhunu kendi ruhumla birleştirdim" diye anlatıyor ilk albümünü. Anadolu kültürünün farklı tonlarından aldığı parçaları çello ile yorumluyor Uğur Işık. Bu albümünde geleneksel çello icrasının dışına çıkarak, kendi geliştirdiği teknikleri kullanmış, ancak bunu yaparken de eserlerin otantik yapısını bozmamaya özen göstermiş.

Üç yıllık bir çalışma sonunda çıkan 'Cello Unveils Anatolian Spirit' (Cello Anadolu Ruhunun Peçesini Kaldırıyor) isimli albümün fikir babası Fahrettin Yarkın. Geleneksel halk türkülerinin çelloyla yorumlama önerisi Fahrettin Yarkın'dan gelmiş. Işık başlarda biraz tereddüt etse de fikir aklına yatmış ve projeye dört elle sarılmış. Öncelikle Anadolu'nun ruhunu yansıtacağına inanılan şarkıların seçilmesiyle işe başlanmış. Şarkı seçimini yapan sanatçının eşi Çiğdem Işık üç binden fazla şarkıyı taramış. Seçilen şarkılar Anadolu'nun neredeyse tüm kültürel tonlarını yansıtıyor: 'Kadıoğlu Zeybeği', 'Arazbar Peşrevi', 'Dem', 'Gemiler Giresun'a', 'Rast-ı Sagir Peşrevi', 'Haydar', 'Ninni', '11'li', 'La Rosa En Flore' (Yahudi), 'Kızılırmak', 'Uşşak Salat-ı Kemaliye', 'Rehavi Yürük Semai', 'Alamanti' (Rum), 'Acem İlahi'.

Işık, kayıt sırasında teknik ayarlamalardan mümkün olduğunca uzak durduğunu ve her şeyin doğal kalmasını istediğini belirtiyor: "Kayıt sırasında, teknik ayarlamalardan mümkün olduğunca uzak durdum. Sazın ahşap sesini almak için en doğal haliyle kayıt yaptık. Bir mikrofon ortaya, bir mikrofon da yukarıya koyduk. Kayıtlarda, nefes sesim hatta oturduğum sandalyenin gıcırtısı bile var. Bunları özellikle bıraktık, dinleyenler doğallığı hissetsin diye." Işık bu doğallığın albüme bir ruh kattığı kanısında.

Işık, albümdeki her parçaya, o parçanın ruhunu vermeye çalışmış. Sanatçı tek tek şarkılardan bahsettikten sonra hem çelloyu hem de Anadolu'yu övüyor: "Kendimi anlatmak, ruhumu ortaya koymak istedim. Çello da Anadolu müziği de kendimi anlatmam için çok uygun. Anadolu'nun farklılıkları büyük zenginlik, benim için büyük şans".

Uğur Işık, albümü bir teknik deney, arayış olarak görmüyor: "Teknik olarak çok iddialı şarkılar seçmedim, çünkü amacım bu anlamda bir başarı sergilemek değil. Ben sadece Anadolu'nun ruhunu ortaya çıkarmaya çalıştım." Anadolu

Ruhunun Örtüsünü Kaldırıyor


"Türk Müziği'nde çello" yani "viyolonsel" dendiğinde akla tek bir isim gelir: Mesud Cemil... Alaturkacıların hiddetleneceklerinden eminim ama açık söyleyeceğim: Türkçe'sine, müzisyenliğine ve bilhassa tanburuna tutku derecesinde hayran olduğum Mesud Bey'in çellosu bana biraz yavan gelir, birkaç çello plağı doldurmuş olan babası Tanburi Cemil Bey'i de bu işte hayli hayli amatör bulurum ve ve alaturka camianın en başarılı viyolonselcisi, benim için Şerif Muhiddin Targan'dır.

Ama, son 20 yılda yıldızı gittikçe parlayan bir başka çellocu, Uğur Işık, bana göre şimdi bütün bu isimleri geride bıraktı. Fakat seneler önce, daha işin başındayken önemli bir hata etti, sahip olduğu yeteneğiyle ve parlak musiki zevkiyle klasik müzik yapması, yani Batı Müziği çalması gerektiği halde, sanatını çok sevdiği alaturka ile sınırladı.

Uğur'un geçen haftalarda çıkarttığı "Cello Unveils Anatolian Spirit" yani "Viyolonsel, Anadolu Ruhunun Örtüsünü Kaldırıyor" isimli CD'sini dinleyince, klasik çalmış olsaydı nasıl dünya çapında bir isim olacağını hayal ettim. Uğur Işık, CD'sinde son derece temiz ve müzikal bir icranın yanısıra, eski eserlerde varolan ve bugün birçok müzisyen için artık maalesef sır haline gelmiş bulunan melodik ve ritmik incelikleri de aksettiriyor, günümüzde basmakalıp çalınan eserlerin yüzlerindeki örtüyü kaldırıyordu.

Bu CD'yi dinlediğiniz, mesela Eyyubi Mehmed Çelebi'nin "Arazbar Peşrevi"ne, Ermeni bestekar Parseğ Ganaçyan'ın "Ninni"sine, Kırım Prensi Çoban Giray'ın "Rast-ı Sagir Peşrevi"ne kulak verdiğiniz takdirde, Türkiye'de giderek pespayeleşen müzik ortamında birilerinin hala ciddi ve çok güzel müzik yapmaya inatla devam etmekte olduğunu farkederek şaşıracaksınız.